Yoksulların umudu oldu

Yoksulların umudu oldu

9-15 Mayıs Tarihleri arasında kutlanan, Vakıflar Haftası etkinlikleri açılış töreninde konuşan Vakıflar Bölge Müdürü İbrahim Genç, Vakıflar yüzyıllardır yoksulların umudu oldu

Vakıflar Haftası dün düzenlenen açılış programı ile başladı. Vali Aydın Nezih Doğan, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, daire müdürleri ve çok sayıda davetlinin katıldığı programda vakıfların önemi bir kez daha gündeme getirildi. Vakıflar Bölge Müdürü İbrahim Genç açılışta yaptığı konuşmada vakıfların önemine değindi. Genç, “Vakıf Haftası Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivindeki en eski vakfiyenin tescil tarihi esas alınarak her yıl Mayıs ayının ikinci haftasında kutlanılmak üzere ihdas edilmiştir. Vakıf Haftası’nın amacı, yüce milletimize büyük hizmetler sunan vakıf kurucularını şükranla anmak, ecdadımızın Vatan topraklarındaki uygarlık mührünü bu günlere taşımaktır. İnsanlığın tarih boyunca sahip olduğu en ulvi ve en büyük müessese şüphesiz ki vakıf müessesesidir. Yaratıkların en güzeli olan insan bütün canlılarda olduğu gibi önce kendi varlığını ve neslini koruma çabasındadır. Buna rağmen yalnız vakıf müessesesinde insan yaradılış içgüdülerini aşarak kendisinden sonra gelecek diğer insanların ve yaratılanların yardımına koşmaktır” dedi.

Vakfın yeryüzünde emsali bulunmayan bir müessese olduğunu da dile getiren Genç, “Vakıflar, komşusu açken tok yatan bizden değildir, felsefesinden yola çıkan hayırsever insanların kurmuş olduğu ve yeryüzünde bir emsali bulunmayan, vakfedenin adını ölümsüzleştiren bir müessesedir. Tarihimizin uzun bir döneminde sosyal hayatımızın her alanında doğumdan ölüme kadar, daha doğrusu tam anlamıyla beşikten mezara kadar her kademede toplumumuzun ayrılmaz bir parçasını oluşturmuştur. Devletler yıkılmış, hanedanlar son bulmuş, saltanatlar sönmüş, yeni kurulan sistem baştan aşağı müesseselere dayanmış fakat vakıf müessesesi devre dışı kalmamıştır. Vakfa bu vasfıyla tarihin en kuvvetli müessesesi demek doğru olacaktır” diye konuştu.

İslamiyet’te vakıf müessesesinin Hz. Peygamber (SAV)’in hurma bahçesini vakfetmesiyle başladığını da ifade eden Genç, “İşte bu maksatla ecdadımız vakıf yolu ile camiler, mescitler, namazgâhlar, mektepler, medreseler, kütüphaneler, dergâhlar, darüşşifa ve hastaneler, aş evleri, hanlar, kervansaraylar, misafirhaneleri hayata geçirmişlerdi. Bedestenler, çeşmeler, suyolları ve tesisleri, köprüler, iskele, deniz feneri, ok ve güreş meydanları, mesire yerleri, dul ve yetim evleri, emzirme ve büyütme yuvaları, kışın tehlikelerle dolu olan yüksek dağlarda ve geçitlerde cankurtaran istasyonları yerine geçen barınaklar ve bunlar gibi nice hayrat binalar vücuda getirmişlerdir. Bugün Türkiye’ nin her köşesinde vakıflara ait emlak ve eserler mevcut olup, vakıf ruhunun Türk Dünyasında ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu göstermeye yeterlidir” şeklinde konuştu.

Konuşmasının sonunda Kanuni Sultan Süleyman’ın orijinal vakfiyesinden bir bölüm okuyan Genç: Her kim ki bilumum mezkûr vakıflara bizzat zarar vermeye niyet eder veya Allah’tan çekinmeyip zarar kast eden bir kimseye yardım eder veya destek olursa ve vakıflarda bazı hususların noksanlaştırılmasına, bozulmasına bizzat ve dolayısıyla sebep olursa muhakkak ki ahrette Allah’ın gazabına uğrar. Onun varacağı yer cehennemdir. Her kim ki mezkur vakıfların bekasına ve gelirinin artmasına ve hüsnü idaresine gayret gösterir ise Allah’ın nezdinde Sa’yı meşkur olup, sevapları kat kat artsın. Dünyada bütün fenalıklardan ve musibetlerden korunsun”

ALİ SAİT ÖGE

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.