Yılbaşı bizim değil

Yılbaşı bizim değil
Yılbaşı kutlamalarını değerlendiren Yrd. Doç. Dr. Mustafa Sami Baybal ve Doç. Dr. Mehmet Akgül, yılbaşı kutlamanın İslamda yerinin olmadığını ifade etti


Yılbaşı her yıl ülkemizde kutlanıp kutlanmaması noktasında tartışılmaktadır. Kutlanmalı mı kutlanmamalı mı? Caiz midir, değil midir? Soruları devamlı olarak sorulsa da yılbaşı toplum içinde kutlanmaya devam edilmektedir. Aslında bu tartışmalar toplum içinde ayrışmaya yol açıyor. Bir tarafta “Yılbaşı kutlamak Hıristiyan geleneğidir, bizim örfümüzde yoktur” diyenler, bir tarafta “Yılbaşı evrenseldir ve kutlamakta bir sakınca yoktur” diyenler var. Yrd. Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü Dinler Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Sami Baybal, yılbaşı kutlamanın Hıristiyanlıkta bile yerinin olmadığını söyledi.
HER İKİ DİNDE DE YERİ YOKTUR
Hıristiyanların ilk önce Noel’i 6 Ocak’ta kutlarlarken, bu tarihi 25 Aralık’a aldıklarını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Mustafa Sami Baybal, “Ama hala Doğu ve Ermeni Kiliseleri kutlamaya devam ediyor. Aslında baktığımızda Hıristiyanlıkta Noel kutlaması yok. Bu uygulama 4. Yüzyıldan itibaren putperestlikten geçmiştir. İskandinavya ülkelerinin Roma’yı fethinden sonra çam süsleme geleneğini de uygulamaya geçirmişlerdir. Ve 31 Aralık’ta da yeni yıla girerken özel programlar düzenleyerek Noel kutlamalarını bitiriyorlar. Fakat bu uygulamaların hiçbirisinin İslam’la alakası yoktur. Yılbaşına özel gün ve geceler düzenlemek dinimizde ve Hıristiyanlıkta yoktur. Özellikle kutlamalar kapsamında din dışına çıkılarak gösteriler yapılması, organizasyonlar gerçekleştirilmesi hiçbir şekilde İslam kabul etmemektedir. Diğer günlerde olduğu gibi 31 Aralık gecesinde de normal hayatımıza devam etmeliyiz” dedi. Dinimizde hediyeleşmenin yerinin olduğunu aktaran Baybal, bu güne özel hediyeleşmenin de yapılmamasını, hediye alınacaksa yıl içerisinde istenilen her gün yapılabileceğini aktardı. Mekke’nin fethi programlarına da değinen Baybal sözlerini şöyle tamamladı: “Mekke’nin fethi programlarını düzenlemek çok hoş bir davranış. Fakat Mekke’nin fethini sadece bir gece için değil, 365 gün gönlümüzde yaşatmalıyız. Mekke’nin fethini yıl boyunca nefsimizde hissetmeli, gönülleri fethetmeliyiz.”
HİCRİ YILBAŞINI KUTLAMALIYIZ
Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü Din Sosyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Akgül de, yılbaşı kutlamanın ve yılbaşı kültürünün İslam toplumları, kültürü ve geleneğiyle hiçbir alakasının olmadığının altını çizdi. “Farklı inanç ve kültürlerin zaman ve mekan algısı farklıdır” diyen Doç. Dr. Mehmet Akgül,  “Hz. İsa’nın peygamberliği bir yana, O’nun doğum günü bizler için ne anlam ifade edebilir? Sadece tarihi bir bilgi olabilir. Ama Hıristiyanlık ve kültürü için öyle değildir.
Bu tarihle bir dünya görüşü ve hayat tarzı inşa ediyorlar. Şayet bizler de bir yılbaşı kutlaması yapacaksak, kendi dini zaman, mekan ve tarih algımıza uygun olarak, Hicri yıl başlangıcını esas alabiliriz. Diğer taraftan, yılbaşı kültürü modern toplumun tüketim kültürü ile birleşerek, toplumun tüketime teşvik edildiği, lüks ve eğlencenin pohpohlandığı, toplumun ahlaki ve dini kayıtlarının zorladığı bir boş zamana ve tatile dönüştürülmüştür” dedi.
n HASAN AYHAN

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.