Yanlarına kalmasın

Yanlarına kalmasın

Üzerinden 12 yıl geçen 28 Şubat Süreci, Türkiyede milyonlarca mağdur oluşturdu. Türkiyeyi vurgun düzenine götüren ve ülkenin önünü tıkayan sürecin sorumluları hesap vermeli

İNANÇLI İNSANLAR FİŞLENDİ

28 Şubat postmodern darbe sonucunda Türkiye’de milyonlarca insanın mağdur olduğunu ifade eden Mazlum-Der Konya Şube Başkanı Mustafa Akmeşe, darbeci ve destekçilerinin hesaba çekilip mahdum edilmediği takdirde, bu tür müdahalelerin yeniden görülebileceğini söyledi. Süreci, inanan insanlara ve inançlarına karşı yapılmış bir postmodern darbe olarak nitelendiren Akmeşe, bu süreçte inançlı insanların ‘irticacı’ diye fişlendiğini söyledi.

DARBECİLER YARGI ÖNÜNDE HESAP VERMELİ
Milletin topyekun olarak darbecilere tepkilerini ortaya koyması gerektiğini anlatan Memur-Sen Konya Şube Başkanı ve Sivil Toplum Kuruluşları İcra Heyeti Başkanı Latif Selvi, halkın milli iradesine sahip çıkmasını istedi. Latif Selvi de Türkiye’nin bir daha böyle bir ortam yaşanmaması için darbecilerin ve destekçilerinin yargı önüne çıkarılarak hesap vermelerinin sağlanması gerektiğini ifade etti. 

28 Şubat; kara leke
Milli iradenin saf dışı edilerek, siyasi partilerin devre dışı bırakıldığı 28 Şubat döneminde, Türkiye’de milyonlarca inançlı insan ‘irticacı’ diye mağdur edilmişti
 
Üzerinden 12 yıl geçmiş olmasına rağmen 28 Şubat postmodern darbenin etkilerinin hala devam ettiğini söyleyen İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (Mazlum-Der) Konya Şube Başkanı Mustafa Akmeşe, bu sürecin hala devam ettiğini söyledi. Süreci var olan siyasete ve hukuka bir müdahale olarak değerlendiren Akmeşe, sürecin devamında milyonlarca insanın mağdur edildiğini ve mağduriyetin hala devam ettiğini söyledi. Bunun Müslüman halka ve inançlarına karşı yapılmış bir postmodern darbe olduğunu anlatan Akmeşe, “Milyonlarca başörtülü öğrenci, sırf başörtüsü taktılar diye okullarından ayrıldı, başını açmak zorunda kaldı. Yine milyonlarca memur ‘irticacı’ diye işinden edilerek fişlendi. Sadece Selçuk Üniversitesi’nde yaklaşık 10 bin başörtülü kız öğrenci mağdur edildi. İnançlı öğretim üyeleri, eşi başörtülü memurlar, devlet çalışanları okullarından atıldı, işlerinden edildi. Hükümet devrildi ve yeni bir hükümet kurduruldu. Yani bu süreçte insanlara karşı psikolojik harbin bütün teknikleri uygulandı” dedi.
28 Şubat’ın, ülkemizde birçok defa sisteme müdahale eden askerin farklı bir şekilde yine yönetime müdahalesi olduğunu aktaran Akmeşe, “Daha önce telefonlarla, tanklarla yapılan müdahale bu sefer çete-Milli Güvenlik Kurulu (MGK), inanan insanlara karşı birlikte hareket ederek gerçekleşmiştir. Son Ergenekon Terör Örgütü gelişmeleri, bu süreçte çetelerle nasıl paslaşıldığını, ne cinayetler işlendiğini ortaya koyuyor” dedi.
“DARBECİLER KESİNLİKLE YARGILANMALI”
“28 Şubat süreci bitmedi, devam ediyor” diyen Mustafa Akmeşe, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ülkemizde darbeciler, bunlara sessiz kalan siyasiler ve sivil toplum kuruluşları yargılanıp cezalandırılmadıktan sonra ülkemizde her zaman illegal müdahalelere açık bir kapı vardır. Bundan dolayı Ergenekon Terör Örgütü iyi takip edilmeli, sonuna kadar gidilmeli, sivil toplum kuruluşları ve halk, yeni mağduriyetlerin yaşanmaması için daha bilinçli hareket etmeli ve çetecilerin üzerine giden siyasileri desteklemeli.” Bu güne kadar yapılan bütün anayasaların hep darbeciler tarafından hazırlandığını hatırlatan Akmeşe, içinde darbeci ve darbeye yeltenenleri cezalandıracak açık hükümler olan yeni bir sivil anayasanın da bu konuda çok önemli olduğunun altını çizdi. Akmeşe, Mazlum-Der olarak bu işin takipçileri olacaklarını sözlerine ekledi.
“MİLLİ İRADEYİ HİÇE SAYANLAR HESAP VERMELİ”
28 Şubat’ı bir ‘postmodern’ darbe olarak değerlendirdiklerini söyleyen Memur-Sen Konya Şube Başkanı ve Sivil Toplum Kuruluşları İcra Heyeti Başkanı Latif Selvi, “28 Şubat’ta milli irade hiçe sayılarak, devlet kurumları tehdit altına alınarak siyasi partiler görevden uzaklaştırılmıştır.  Bunun 20’inci yüzyılın kara bir lekesi olduğunu belirtiyoruz ve Türkiye’nin bir daha asla böyle bir ortamı yaşamaması gerektiğini düşünüyoruz. Yoksa bu ülkedeki bütün güven, huzur ve hizmet ortamı yok olur” dedi. Sivil Toplum Kuruluşları olarak darbecilere ve milli iradeyi hiçe sayanlara fırsat vermeyeceklerinin altını çizen Selvi, bu işin takipçisi olacaklarını söyledi. Bu darbenin ulusal boyutunun yanı sıra Türkiye’nin uluslar arası arenada üstlendiği misyona vurulmuş bir darbe olarak da değerlendiren Selvi, “O dönemde yerli işbirlikçiler ülke geleceğini karartma pahasına böyle bir girişimde bulunmuşlardır. Müsebbipleri kesinlikle yargı önüne çıkarılarak hesap vermeleri sağlanmalı” ifadelerine yer verdi.
“TÜRKİYE BÜYÜK YARA ALDI”
Bu süreçten bütün Türkiye’nin yara aldığını ifade eden Selvi, “Devlet kurumları etkisiz hale getirilmiş, imam hatip liseleriyle birlikte meslek liseleri mağdur edilmiştir. İnanç değerlerimizden olan başörtüsü irtica diye devlet kurumlarından dışlanmış, başörtüsü takanlar görevlerinden alınmış, okullarından edilmiştir. Dini hassasiyeti olan işadamları çeşitli bahanelerle fişlenmiş, hatta mağduriyet öyle bir boyuta gelmişti ki, hayır işleri yapan kurumlara yardım eden işadamları ya da iftar yemeği veren sanatçı, irticacı diye fişlenmiş. Bütün bunların sonucunda ülkemizde etkisi hala devam eden büyük bir yara açılmıştır” diye konuştu. Halkın milli iradesine sahip çıkmasını isteyen Selvi, darbecilerin, destekçilerinin kesinlikle yargılanması gerektiğini, millet olarak, darbecilere topyekun tepki gösterilmesi gerektiğini ifade etti.

UĞUR ELMAS 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.