Ülkesi için savaştı

Ülkesi için savaştı

AKSED Başkanı İbrahim Günay, Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç'in Boşnakların bağımsızlığı için son nefesine kadar mücadele ettiğini hatırlatarak, “Bilge Kral Aliya asla köleliği seçmedi. Ülkesini ve insanlarını kurtarmak için savaştı" dedi

Bosna Hersek ve dünyanın en önemli Müslüman liderlerinden biri olan Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç'in vefatının 16. yıldönümü. Vefatının üzerinden 16 yıl geçti ancak Bilge Kral’ın mücadelesi asla unutulmadı. Baskılara boyun eğmeden Bosna Hersek’in bağımsızlığı için canını ortaya koyan İzzetbegoviç, halkına, uluslararası arenada tanınan bir devlet ve bayrak bıraktı.

BOŞNAK LİDERİN ÖNCELİĞİ ÖZGÜRLÜKTÜ

Aliya İzzetbegovic Kültür, Sanat ve Eğitim Derneği (AKSED) Başkanı İbrahim Günay, Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç'in vefatının 16. Yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Bosna Hersek'in Bosanski Şamats şehrinde 1925 yılında dünyaya gelen Aliya’nın, İkinci Dünya Savaşı boyunca faşist ideolojiye, sonrasında ise komünist ideoloji ve uygulamalarına karşı verdiği mücadele ile ismini duyurmaya başladığını, İkinci Dünya Savaşı yıllarında Boşnaklar'ı yaşanan biyolojik ve manevi soykırımdan korumak için Mladi Müslümani (Genç Müslümanlar) isimli, kolej ve üniversite öğrencilerinden oluşan teşkilatta görev aldığını, 1946 yılında tutuklandıktan sonra 1949 yılına kadar hapiste kaldığını, 1970 yılında kaleme aldığı "İslam Deklarasyonu" isimli bildiriyle dikkatleri üzerine çeken Boşnak liderin, öncelikli olarak özgürlük, İslami düşüncenin çağımızda yeniden canlandırılması ve yaygınlaştırılması, günümüz Müslümanlarının vahim durumunun iyileştirilmesi, Batı ile İslam dünyasının ilişkisi, yeni bir medeniyetin nasıl inşa edileceği gibi konuları bu bildirgesinde derinlemesine işlediğini söyledi.

BOŞNAKLAR'I KURTARMAK İÇİN MÜCADELE ETTİ

"İslam Deklarasyonu" nedeniyle "bölücülük ve İslam devleti kurma" suçlarından beraberindeki 12 Bosnalı aydınla 1983 yılında yargılanan İzzetbegoviç’in, 14 yıl hapse mahkum edildiğini hatırlatan Günay; Aliya’nın, 1988 yılı sonunda Yugoslavya hükümetinin "sözlü muhalefet sebebiyle cezalandırılan bütün mahkumların serbest bırakılması" kararının ardından hapisten çıktığını ve siyasete ilk adımını attığını kaydetti. Boşnaklar'ı kendi öz vatanlarında aşağılık duygusundan kurtarmayı, siyasi arenada etkili olmalarını sağlamayı ve ülkedeki diğer etnik unsurlarla birlikte bir arada yaşamın en güzel örneğini göstermeyi amaçlayan Aliya’nın, 27 Mart 1990'da Demokratik Eylem Partisi'ni (SDA) kurduğunu ifade eden Başkan Günay, “Eski Yugoslavya'yı oluşturan altı cumhuriyetten biri olan Bosna Hersek'te, 18 Kasım 1990 tarihinde yapılan ilk çok partili seçimlerde İzzetbegoviç'in genel başkanlığını yaptığı SDA, parlamentodaki 240 milletvekilliğinden 86'sını kazanarak, seçimlerden güçlü çıktı. Aliya, önce Slovenya'nın, ardından Hırvatistan'ın Yugoslavya'dan bağımsızlığını ilan etmesinin ardından, ya bağımsızlığı tercih edip bir bedel ödeyecek ya da o zamanki Yuoslavya'nın devlet başkanı olan Slobodan Miloşeviç'in ırkçı yönetimi altında kalacaktı. İzzetbegoviç, bu zor durumu her zaman büyük saygı duyduğu halkının tercihine bıraktı. 29 Şubat ile 1 Mart 1992 tarihlerinde ülkede referandum yapıldı. Halkın yüzde 64'ü referanduma katıldı ve yüzde 99,44'ü bağımsızlık yönünde ''evet'' oyu kullandı. Sırplar referanduma katılmadı” dedi.

BOŞNAKLAR, ALİYA İZZETBEGOVİÇ'İN ETRAFINDA KENETLENDİ

Referandumun ardından AB’nin, 6 Nisan'da, ABD’nin ise 7 Nisan 1992'de Bosna-Hersek'in bağımsızlığını tanıdığını dile getiren İbrahim Günay, “referandumun ardından, halen Lahey'de yargılanması devam eden dönemin savaş dönemindeki Bosnalı Sırplar'ın siyasi lideri Radovan Karaciç ve yargılanması devam ederken 2006 yılında hayatını kaybeden Slobodan Miloşeviç, Bosna Hersek'e karşı etnik temizlik başlattı. Kısa sürede organize olan Boşnaklar, merhum Aliya İzzetbegoviç'in etrafında kenetlenerek, onunla birlikte bağımsızlığın ağır bedelini ödemeye başladı. Savaş boyunca evler, camiler, tarihi eserler yıkılıp insanlar toplama kamplarında işkenceye tabi tutulurken, kadınlar sistematik tecavüzlere maruz kaldı. Birleşmiş Milletler'in (BM) koruması altındaki Srebrenita'da 1995 yılında soykırım işlenirken Aliya, direncini kaybetmedi, halkına sabır ve direnmekten başka bir şeyin sözünü dünyanın ilgisizliğinden dolayı veremedi. Avrupa'nın en büyük dördüncü silahlı gücü olan Yugoslavya Ordusu'nun üç yılda dize getiremediği Boşnaklar, savaşın lehlerine dönmeye başlaması üzerine uluslararası toplumun bakısıyla 1 Kasım 1995 tarihinde imzalanan Dayton Antlaşması ile Bosna Hersek'in sınırlarını korumayı başardı. Halkına uluslararası arenada tanınan bir devlet ve bayrak bırakan Aliya, sağlık durumu kötü olmasına rağmen, savaştan sonraki dört yıl boyunca da savaşın yaralarının sarılmasına ve ülkenin kalkınmasına önemli katkılarda bulundu. Rahatsızlığı nedeniyle 2000 yılı ekim ayında devlet başkanlığı görevinden çekilen Aliya İzzetbegoviç, 19 Ekim 2003 tarihinde saat 14.25'te hayata gözlerini yumdu” diye konuştu.

BOSNA HERSEK’İN BAĞIMSIZLIKTAN BAŞKA ÇARESİ YOKTU

Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç'in ülkesi ve halkı için verdiği mücadelenin hiçbir unutulmaması, unutturulmaması gerektiğini vurgulayan İbrahim Günay, “hür yaşamanın kıymetini bilmeyip himayeyi tercih edenler, tarih sahnesinde yok oldular. İzzetbegoviç ise hayatı boyunca Bosna Hersek’in bağımsızlığı için gayret gösterdi. Bu amaç uğruna çok acılar çekti ancak yine de yılmadı. Çünkü o biliyordu ki Bosna Hersek’in bağımsızlıktan başka çaresi yoktu. Bir başka ülkenin himayesine girmek onun için asla kabul edilemez bir durumdu. İzzetbegoviç'in azmi ve kararlılığı Boşnaklara moral verdi, güç verdi. Bu birliktelik, Bosna Hersek’i uluslararası arenada tanınan bir devlet ve bayrak sahibi yaptı. Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç'i vefatının 16. yıldönümünde rahmet ve minnetle anıyorum” şeklinde konuştu.

“KİMLİĞİNİZİ KAYBETMENİN BEDELİ KÖLELİKTİR”

Aliya İzzetbegoviç'in; “Biz de zalimlerden olursak, zulme karşı savaşmamızın bir anlamı kalmaz. Kitaba uyacağız. Özgürlük verilmez, alınır. Kur'an ve İslam sadece hocalara bırakılmayacak kadar önemlidir. İlimle din, birbirinden ayrıldığı takdirde, din insanları geri kafalılığa, ilim ise ateizme sürükler. Düşmanına benzediğin zaman, savaşmanın anlamı kalmaz. Dininizi, milliyetinizi koruyun. Kimliğinizi kaybetmenin bedeli köleliktir” gibi sözlerinde de ilmin ve bağımsızlığın önemine vurgu yaptığını aktaran İbrahim Günay, Aliya İzzetbegoviç Kültür, Sanat ve Eğitim Derneği (AKSED) olarak bugüne kadar birçok etkinliğe imza attıklarını,

namaz vakitlerinden sonra düzenlenen ve cemaatin yoğun ilgisiyle karşılanan konferans, panel, söyleşi ve sempozyumlarda alanında uzman isimlerin bilgiler aktardığını söyledi. Günay, "manevi gün ve haftalarda yapılan etkinlikler, cemaatin yanı sıra mahallelinin de camiye gelmesini sağladı. Takdir toplayan tüm etkinlikler, 'Bilge Kral Aliya’nın Camisi' isimli kitapta bir araya getirildi" diye konuştu.

HABER MERKEZİ

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.