‘Türkiye ile ilişkileri en üst düzeye çıkaracağız’

‘Türkiye ile ilişkileri en üst düzeye çıkaracağız’

Bangladeş Büyükelçisi Mosud Mannan, 2021 yılının Bangladeş’in bağımsızlığının 50. Yılı olduğunu belirterek, “Bağımsızlığımızın 50. yılında Türkiye ile ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkileri en üst düzeye çıkarmak istiyoruz” dedi

RÖPORTAJ: İBRAHİM BÜYÜKEKEN 

BAĞIMSIZLIĞIMIZIN 50. YILINI KUTLAYACAĞIZ

Bangladeş Büyükelçisi Mosud Mannan, Merhaba Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulundu. 2020 yılının Aralık ayında Bangladeş Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi olarak Türkiye’deki görevine başlayan Mosud Bannan, hedefinin Türkiye ve Bangladeş arasındaki siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkileri en üst seviyeye çıkarmak olduğunu söyledi. Mannan, Bangladeş’in bağımsızlığının 50.yılının Türkiye’de de kutlayacaklarını söyledi.

**Türkiye'ye ve ilimiz Konya'ya hoş geldiniz. Türkiye'deki ilk ayınız nasıl geçti ve Türkiye hakkındaki izlenimleriniz neler?

-Bu güzel soru için çok teşekkür ederim. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Güven Mektubumu 15 Aralık 2020 tarihinde verdikten sonra, aslında epey meşguldüm. Çünkü biliyorsunuz, Türkiye çok dost canlısı bir ülke, iyi iş ilişkileri var, Bangladeşli iş adamları ile büyüyen iş ilişkileri var ve dünya çapında farklı uluslararası forumlara gittiğimizde siyasi olarak da birbirimize çok yakınız. Yani, tüm bunlar beni pek çok insan ile, diplomat ve Türk devlet adamlarıyla tanışmamı sağladı, bu yüzden oldukça meşguldüm ve aynı zamanda Türkiye'den Bangladeş'e üst düzey ziyaretlere hazırlandığımızı zaten duymuşsunuzdur. Güven mektubumu takdim ettikten hemen sonra 22-23 Aralık 2020 tarihlerinde Türkiye Cumhuriyeti Sayın Dışişleri Bakanı, Türkiye'nin Dakka'daki yeni Büyükelçilik binasının açılışını yapmak üzere Dakka'ya gitti ve Sayın Dışişleri Bakanımız ile ikili görüşmeler yaptı ve Sayın Başbakan Sheikh Hasina ile görüştü. Yani, bütün bunlar onun gidişine hazırlık için ve onun ziyareti sırasında bizim tarafımıza brifing vermek, biliyorsunuz çok meşguldüm. Güven Mektubumu verdikten bir gün sonra, sizin yazdığınız makaleninde çok güzel bir şekilde anlattığı Zafer Günümüzdü ve ayrıca Konya dahil Türkiye'nin farklı tarihi bölgelerini ziyarete başlamak için inisiyatif aldım. İstanbul'a gittim ve bazı önemli yerleri ziyaret ettim ve önemli iş adamları, politikacılar ve devlet daireleri ile bazı toplantılar yaptım ve şimdi de buradayım.

adsiz.jpg

**Konya'nın Bangladeşlilerin kalbinde özel bir yeri var. İki ülke arasındaki kültürel ilişkileri geliştirmek, geliştirmek için neler yapılmalıdır?

-Kesinlikle doğru. Ben, ben sadece 6. sınıfta okurken, uzun zaman önce, henüz çok küçükken, Bangladeş'in bağımsızlığından hemen sonra, Konya'yı ve Celaluddin Rumi’yi öğrenmeye başladım. Celaleddin Rumi yani Mevlana'dan bahsederseniz insanların aklına Konya geliyor. Sonra biraz büyüdüğümde Türkiye'yi daha çok tanımaya başlayınca, İstanbul ve Ankara'dan sonra Türkiye'nin iyi bilinen birkaç şehirden bahsettiğinizde Konya'nın adı geliyor. Diplomat olduktan sonra, biliyorum, son birkaç on yılda ticari ve ekonomik işbirliği ni geliştirdik. Yani iş ve ekonomik işbirliğinden bahsettiğimizde artık tarım ürünleri, tarım makineleri ve endüstriyel ürünlerle de meşhur olan Konya, tüm bunları dikkate almalıyız ve biliyorum ki insanlar Konya'yı sadece Mevlana için sevmiyorlar, onlar gelip burada okumak da istiyorlar. Çünkü Konya’da 5 çok iyi üniversiteniz olduğunu ve bazılarının çalışmalarında çok iyi olduğunu da öğrendim. Öğrenciler burada öğrenimlerini tamamlayıp eve döndüklerinde ailelerine ve arkadaşlarına iyi izlenimlerini aktardı ve bu haberler bana kadar geldi ve biliyorsun Taşkent'ten geliyorum, önceki görevim Özbekistan, Orta Asya'daydı, orada da çok iyi bir isminiz ve büyük bir Türkiye izlenimi var. Yani, Türkiye'yi zaten kişisel olarak biliyordum, yeni görevime başladıktan sonra Konya ve Türkiye ile bu kültürel işbirliğini bir bütün olarak ele almaya başladım ve bu yüzden Sufizmi ve Celaleddin Rumi'yi daha fazla tanıtmayı düşünüyorum. Burada okuyan ğrencilerimizi, Fahri Konsolosluğumuzu ve ticaret ve sanayi odalarını ve hükümet organlarına kolayca dahil edebiliriz. Sadece önümüzdeki günlerde daha fazla ticaret yapmak için değil, aynı zamanda düzenli kültürel işbirliği, ortak seminerler, sempozyumlar düzenleyebilir ve Bangladeş’ten kültür ekipleri getirebiliriz. ve medyanın da yardımıyla Bangladeşi tanıtabiliriz. Bazen Konya'dan Bangladeş'e medya temsilcileri gidebilir ve güzel ülkemi kendileri görüp, geri döndüklerinde Bangladeş ve insanları hakkında güzel şeyler yazabilirler. Ekiplerin karşılıklı ziyaretide çok önemli. Hem Bengalliler hem de Türk halkı bu yüzden aynı düşünüyoruz ve başlangıçta bahsettiğim gibi bin yıldan fazla uzun bir tarihi geçmişe sahibiz, bunların hepsini birleştirebilirsek, sadece Konya'da değil tüm Türkiye için yapabiliriz.

 

**Bu yıl Bangladeş'in Bağımsızlığının 50. yıldönümü. Bu vesileyle ne tür etkinlikler planlıyorsunuz?

-Konya başta olmak üzere büyük şehirlerde özellikle Türkiye çapında bazı etkinlikler düzenlemeyi planlamaya başladık. Ve bu etkinlikler, Bangladeş halkının ve bu şehrin yerel halkının daha fazla ilgi göstereceği etkinlikler olacak. Konya için bu bağlamda tasavvuf ile ilgili bir şey düzenlemeyi düşünüyorum. İkincisi, yemek alışkanlığımızla ilgili bir şey, çünkü burada Bangladeş veya Bengal mutfağımız, restoranımız yok, yani 3 veya 5 günlük küçük bir yemek festivali yapabiliriz. Ve Sufizm Bangladeş'te çok bilindiği ve çok popüler olduğu için ve konuşmaları için Bangladeş'ten bazı uzmanları getirebilirsek, Sufizm ile ilgili bazı programlar yaparsak harika olur. Ayrıca burada okuyan öğrencilerimiz var, bugün Konya Belediye Başkanı'ndan kültürel alışkanlıklarını yaşayabilecekleri bir yer vermesini istedim, yerel olarak bazı etkinlikler düzenleyebilirler, kültürel programlar ve Büyükelçilik olarak bunları organize etmelerine yardımcı olacağız. Bangladeş, hazır giyimde Çin’den sonra dünya ikincisi olan bir ülkedir. Hazır giyim ürünlerinin tanıtılacağı bir defile organize edebiliriz. Birkaç manken ile böyle bir program düzenleyebiliriz. 2021 yılı içinde Konya dışında bir-iki ilde daha bu defileleri yapabiliriz. Bu defilelere ve programlara şehrin önde gelenlerini de davet edeceğiz. Bangladeş’in en zengin şehirlerinden biri olan, aynı zamanda çay üretimi ile ünlü olan Slyhet şehri ile Konya Şehri kardeş şehirler. Bu iki güzide şehir arasında 5-6 kültürel program gerçekleştirebilirsek tanıtıma büyük katkısı olacaktır. Büyükelçilik personeli, Fahri Konsolos ve burada okuyan öğrenciler bu konuda katkı sağlayacaklardır. Bangladeş’te bulunan sufizm enstitüleri de tasavvuf konusunda planladığımız etkinliklere katılacaklardır. Celalettin Rumi’nin barış ve sevgi felsefesini yaşatmak çok önemli. Bangladeş bugün Birleşmiş Milletler Barış Gücüne en çok sayıda güvenlik personeli veren ülkedir. Yani, bunları güzel bir şekilde yapabilirsek, harika olur. Bu programlarda 1971 yılında bağımsızlık için canlarını feda eden, şehit düşen kahraman Bangladeşlileri de saygıyla anacağız.

 

EKONOMİK İLİŞKİLERİ GELİŞTİRMELİYİZ

**Bangladeş ile Türkiye arasındaki ticari ilişkilerin mevcut durumu, durumu nedir? İlişkileri daha da geliştirmek için ne yapılmalıdır?

-Uzun zamandır, iyi gelişmeler var, ancak bu yeterli değil çünkü iki ülke arasında daha fazla ticaret ve işbirliği potansiyeline sahibiz. Yani, sadece birbirimizden ihraç ettiğimiz veya ithal ettiğimiz alışılagelmiş ürünlere odaklanmak yerine daha geniş düşünmeliyiz. Pandemi sürecinde bile ticaret hacmi USD 800 milyondan fazla gerçekleşti. Bu rakamlar Türk Hükümetinin resmi rakamları. Ancak, uzun zaman önce Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Bangladeş Başbakanı Sayın Sheikh Hasina bu rakamı ikiye katlamamız gerektiğini ve ticaret hacminin 2 milyar ABD doları olmasını dile getirdiler ve ben de bunun için gayretle edeceğim. Bunun için de dediğim gibi, yine farklı ürünler araştırılmalı, yeni olasılıklar araştırılmalı. Savunma sanayindeki işbirliğimizin yanı sıra, Bangladeş'te özellikle montaj sanayinde beraber ne yapabiliriz bunları düşünmeliyiz. Her iki ülke için de kazan-kazan durumu olur ve kar elde edebiliriz. Bu harika olurdu. Bu önümüzdeki birkaç yıl içinde benim politikam olacak, sadece iki ülke arasındaki ticaret hacmini yükseltmek değil, üçüncü ülkeleri hedefleyen üretim ve işbirliği gerçekleştirmek. Bildiğiniz gibi Bangladeş ilaç üretiminde çok başarılı, Türkiye’de de çok iyi hastaneler var, modern tedavi yöntemleri başarıyla uygulanıyor, dünya standartlarında. Öyleyse, sizin yardımınızla kamu-özel ortaklığı yoluyla projeler yapabilirsek, bir örnekle başlayarak başkent Dakka’da bir hastane inşa edebilirsek ve bu proje başarılı olursa önümüzdeki yıllarda başka projeler düşünebiliriz. Türk iş adamları Bangladeş’ten jenerik ilaçlar ithal edebilirler. Ayrıca turizm alanında daha fazla tanıtım ve başka şeyler yapabilir ve corona virüs durumu düzeldikten hemen sonra karşılıklı ziyaretler gerçekleştirebiliriz. Çünkü bu çok başarılı olabileceğimiz bir diğer önemli sektör, hali hazırda İstanbul-Dakka arasında haftanın her günü direk uçuş var. Aynı zamanda Bangladeş’ten daha çok öğrenci gelebilir. Bazıları burslu bazıları da kendi imkânlarıyla gelir. Öğrenci sayısının artması özel Türk Üniversiteleri için de kazançlı olabilir. Biz şimdi Ticaret ve Sanayi Odaları, diğer İş adamları örgütleri ile görüşerek Bangladeş’e yatırım yapabilecek farklı şirketleri bulmaya çalışacağız.

 

TÜRKİYE VE BANGLADEŞ FEDAKARCA DAVRANDI

**Bangladeş ve Türkiye, her iki ülke de mülteciler konusunda çok fedakarlık yapıyor. İki ülkenin mülteciler konusundaki politikası hakkında neler söylemek istersiniz?

-Bu çok önemli konu hakkında öncelikle Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türk Hükümeti'ne şükranlarımı sunarım. Çünkü yerlerinden edilmiş Rohinga Müslümanları Myanmar sınırından geçerek Bangladeş’e geldiklerinde Türkiye en aktif ülkelerden biriydi. Hızla bize yardım etmeye başladı. Ve hatta Cumhurbaşkanı'nın eşi Sayın Emine Erdoğan'ın 2017 yılında Sayın Dışişleri Bakanı ile Bangladeş'e gelmesi, Türk kardeşlerimizin duygularını ve bağlılıklarını en güzel şekilde gösterdi. Rohinga Müslamanları bu süreçte bütün mal varlıklarını kaybetti, bazıları aile üyelerini kaybetti ve bazıları yaralandı. Myanmar sınırını geçerek Bangladeş sınırlarına geldiler. Türk halkına ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kabinesine selam olsun. Rohinga Müslümanları budan önce 1970, 1980 ve 1990 larda da Bangladeş’e gelmişti. Ancak bu defa gelenlerin sayısı 1 milyonu geçti. Aynı şekilde bundan yaklaşık on yıl önce Suriye’den göç edenlere Türkiye kapılarını açtı. Onlara barınak ve yiyecek temin etti. Sağlık ve eğitim hizmetleri sundu. 4 milyondan fazla insana elini uzattı. Bizde olduğu gibi, bu topraklarda da pek çok çocuk doğdu. Türk halkı hem Suriyelilere hem de Rohinga Müslümanlarına destek verdi. Bu arada IIT ve BM aracılığıyla yardımlar sağladı. Sizler bu işi çok iyi bir şekilde yaptınız. Bu müthiş bir şey. Gerek hükümet, gerekse bireysel ve sivil toplum örgütleri aracılığıyla büyük işler yapıyorsunuz. Rohinga Müslümanlarının şimdilik kendilerini evlerinde hissetmeleri için gösterdiğimiz çabalara vermiş oldukları destek ve yardımları için çok teşekkür ediyorum. Unutulmaması gereken bir başka konuda Gambiya’nın uluslararası mahkemelerde açmış olduğu davada Türkiye hem meddi hem de manevi olarak destek veriyor. Bangladeş zaten nufüsu çok fazla olan bir ülke, bir de Rohinga Müslümanlarının fiziksel yükünü üstlendiğinde dost ve Müslüman ülkelerin yardımları bizi rahatlattı. Dolayısıyla, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın kabinesi ve Türk halkı Bangladeş halkında yanında durması çok önemliydi. O yüzden her konuda minnettarız. Bunların devam etmesini bekliyoruz.

 

İKİ ÜLKENİN KURUCU LİDERLERİNİ SAYGIYLA ANIYORUM

**Sayının iki ülkenin kurucuları hakkında neler söylemek istersiniz?

-Bitirmeden önce, iki büyük ülkenin iki kurucusu hakkında da birkaç söz söylemek istiyorum. Röportajın başında da söylediğim gibi, genç yaşımdan beri Rumi'nin farkındaydım ama milli şairimiz Kazi Nazrul İslam'ın yazılarından bir başka kişininde da farkındaydım ve o Kemal Atatürk'tür. Daha 5. sınıftayken, Kemal Paşa şiiri, ders kitabımızın, müfredatımızın bir parçasıydı ve genç bir çocukken, tüm zamanların en iyi şairlerinden biri olan milli şairimiz Kazi Nazrul İslam tarafından yazılan Kemal Paşa'yı okuduğumda, ilham aldım ve hayatı ve Türkiye hakkında daha çok şey öğrenmek istedim. Bangladeş'te okula giden herkes Kemal Atatürk'ü biliyor, küçüklüğümden beri müfredatımızın bir parçası, neredeyse 60 yaşındayım. İkincisi, Kemal Paşa, 1920 yılında doğan, ulusumuzun atası Bangabandhu içinde bir örnek olmuştur. Bangabandhu doğduğunda Kemal Paşa zaten Türkiye'nin kurucusu olmuş ve Atatürk olmuştur. Bangabandhu, modern fikirleriyle Ümmete örnek ve dünyaya örnek olan modern Türkiye'nin büyük bir lideri olduğunu da biliyordu. Ve Bangabandhu da Atatürk'ü çok sevdi. Bangabadhu da kararlı bir insandı, Bangabandhu, ulusumuzun atası çok genç yaşlardan itibaren Bengal Milleti'nin, Bengali Halkının kurtuluşunu ve bağımsızlığını planlamaya başladı. Asya, Afrika ve Latin Amerika'da bağımsız olmak isteyen başka ülkelerin elde ettiği başarıları inceledi. Bangabandhu'nun peşinden gittiği, büyük örnek Kemal Atatürk oldu. Böylece genç yaştan itibaren kendini iyi bir denetçi, iyi bir örgütleyici, iyi bir politikacı olarak hazırladı ve sonunda adım adım Bangladeş'e bağımsızlık getirdi. Pakistan yapısı içindeyken önce seçimleri kazandı ve çoğunluğu elde etti. Bu arada kendisi hapiste olmasına rağmen Awami League’den parti arkadaşları onun adına savaşı başlattı, 9 aylık Kurtuluş Savaşı sonunda bağımsızlık elde edildi ve sonra kendisi hapishaneden çıktı. Dünya baskısı altında, Pakistan halkı onu serbest bıraktı ve o 10 Ocak'ta hapisten çıktı. Ve Bangladeş'in lideri oldu, onu her zaman hatırlıyoruz. Bu yıl onun 100. doğum yılını kutluyoruz. Ayrıca iki yıl içinde 2023'te ülkenizin 100. yılını kutlayacağız ve bu yıl aynı zamanda Bangladeş'in bağımsızlığının 50. yıldönümü, çünkü 16 Aralık 1971'de bağımsızlığımızı kazandık. O olmasaydı, Bangladeş'in ilerlemesi ve ekonomik olarak gelişen bir ülke haline gelmesi zor olurdu. Şehitler ve gaziler yaptıkları fedakarlıklar için selamlıyoruz. Bengalli, atalarımız, Bengal halkı, Müslüman halk mücevherlerini ve her şeyi satıp bu mücadeleye destek gönderiyorlar, bu yüzden bu iki şeyi her zaman hatırlayacağız ve birbirimizi destekleyeceğiz ve inşallah tüm Müslüman Ümmeti için daha fazla zafer kazanacağız.

**Sayın Büyükelçi sizleri tanımak isteriz. Mosud Mannan kimdir?

-Ben sade bir Bengalliyim, müslümanım, Türkiye’nin dostu olan Bangladeş’ten geliyorum.

Ben ekonomi okuduktan sonra uluslararası ilişkiler okudum ve birazda hukuk. Bu sayede kendimi diplomatic servise hazırladım ve nihayetinde bu eğitimler ve çalışmalar sonunda bir kariyer diplomat oldum ve burası dahil, sekiz farklı başkentte çalıştım. 4 başkentte daha alt görevlerde ve diğer dördünde Büyükelçi olarak görev aldım. Fletcher Okulunda Uluslararası hukuk ve uluslararası ilişkiler bölümlerinde master yaptıktan sonra Kariyerime Londra’da başladım. Londra’dan sonra Umman’a gittim. Orada bir konsolosluk vardı ve Büyükelçilik olması için çalıştım. Maskat’ta. Bangladeş’te bir süre bazı çalışmalar yaptıktan sonra New York’a gittim. New York’ta Bangladeş’in değişimli temsilcisi olarak Güvenlik Konseyinde’de çalıştım. Bangladeş’in Güvenlik Konseyinde 2000 ve 2001 yıllarında iki yıllık daimi olmayan seçilmiş üyeliğimiz var. Önce müsteşar olarak sonra terfi ederek ortaelçi olarak görev yaptım. Oradan misyon şefi yardımcısı olarak Çin’in başkenti Pekin’e gittim. Ve New York ve Çin’de iki yurtdışı görevini tamamladıktan sonra Bangladeş’e geri döndüm ve genel müdür olarak göreve başladım. Sonra Büyükelçi oldum. Büyükelçi olarak ilk görev yerim Fas’ın başkenti Rabat’tı. Aynı zamanda akredite olarak Nijerya, Senegal, Sierra Leone ve Mali benim yetki alanımdı. Fas’ta gerçenten inanılmaz günlerim oldu. Biliyosunuz orası çok güzel. Fas’tan sonra hükümetim beni Berlin’e, Almanya’ya atadı. Almanya’ya gittim ve orada 3 yıl kaldım. Oradayken bazı diğer orta avrupa ülkeri, Avusturya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya ve Slovenya da benim yetki alanımdaydı. Hep beraber toplamda altı ülkeydi. Almanya'dayken iki büyük şey oldu, Bangladeş bir gemi inşa ülkesi oldu ve gemi imalatı olarak tanındı. Daha sonra çok kısa bir süre için Dakka’ya geri çağrıldım ve orada Dışişleri Bakanlığında müsteşar yardımcısı olarak çalıştım. Dakka’da bir kaç ay kaldıktan sonra Taşkent’e tayin oldum. Taşkent’te görev yaparken sadece Özbekistan’a değil aynı zamanda Kazakistan, Kırgız Cumhuriyeti ve Afganistan’a da baktım. Ve daha sonra yeni görev yeri olarak Türkiye verildi, beraberinde akredite olarak Türkmenistan ve Gürcistan. Bugüne kadar toplam 18 başkentte hizmet verdim. Ancak ziyaret ettiğim ülke sayısı daha fazla. Diplomatik servis zorlu bir iştir. Fakat kendinizi ve ülkenizi layıkıyla, en uygun bir şekilde temsil etmek için çok çalışarak bilgi dağarcığınızı geliştirirseniz, elde edeceğiniz tecrübelerle kendinizi hazırlayabilirseniz, yabancı dil öğrenebilirseniz ve eğer girişken biriyseniz, kolay arkadaş edinebiliyorsanız ve konuşma, müzakere etme gibi yeteneklerinizi geliştirirseniz, işte o zaman bu iş sizin mesleğiniz olur. Bugün buradayım. Ankara’da olmaktan çok mutluyum. Gençlik yıllarımdan bu tarafa köklü bir tarihi olan büyük ülkeniz hakkında bilgi sahibiyim. Sadece bugünkü modern Türkiye değil, 5000 yıllık bir tarihten söz ediyorum. Osmanlı imparatorluğu, Selçuklu imparatorluğu hakkında okuduğum pek çok kitaptan ve izlediğim filmlerden sonra gerçekten çok seviyorum.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum