Türk dizilerinde şiddet sıradanlaşıyor!
Dizi ve filmlerde şiddet içerikli sahnelerin artması kamuoyunda tartışma konusu oldu. Özellikle çocuk ve gençler bu içeriklerden olumsuz etkileniyor. Aile Danışmanı Özcan Dalgıç, “Silah, intikam, mafya kültürü, çeteleşme, kendi hakkını arama bunlar artık sıradanlaştırılıyor. Şiddet bir problem olarak değil, çözüm aracı gibi sunuluyor” dedi.
Dizi ve filmlerdeki şiddet sahneleri giderek artıyor. Çocuk ve gençler de bu tarz içeriklerden etkileniyor. Uzmanlar bu konuda aileleri sık sık uyarsa da kontrolsüz yayınlar yeni nesli rahatlıkla tuzağa çekiyor. Aile Danışmanı Özcan Dalgıç, Merhaba Gazetesi’ne yapığı açıklamada, “Her geçen yıl şiddet, müstehcenlik gibi olumsuz öğeleri barındıran sahnelerin arttığını düşünüyorum. Özellikle prime-time kuşağında yayınlanan dizilerde fiziksel, psikolojik ve duygusal şiddet neredeyse dizilerin temel taşı hâline geldi. Silah, intikam, mafya kültürü, çeteleşme, kendi hakkını arama bunlar artık sıradanlaştırılıyor. Şiddet bir problem olarak değil, çözüm aracı gibi sunuluyor. Bu da izleyicinin bilinçaltına ‘Güçlü olan haklıdır’ mesajını veriyor” diye konuştu.

ŞİDDET ÖDÜLLENDİRİLİYOR!
Çocuklar izlediklerini sadece seyretmediğini model aldığını belirten Dalgıç, “Özellikle sosyal öğrenme kuramını ortaya koyan psikolog Albert Bandura’nın da vurguladığı gibi; çocuklar gözlem yoluyla öğrenir. Çocuklar dizilerde, şiddetin ödüllendirildiğini görürlerse, zorbalığın güç göstergesi olarak sunulduğunu izlerlerse, öfkenin çözüm yolu olarak işlendiğini fark ederlerse bunu davranış olarak benimseyebilirler. Çocuk bunun kurgu olduğunu düşünmez, demek gerçek hayatta bunlar yapılabiliyor düşüncesinde olur” dedi.
‘ŞİDDET ALGISI GENÇ YAŞTA ŞEKİLLENİYOR’
“Gençlik dönemi kimlik inşası dönemidir. Güç, statü, kabul görme ihtiyacı en yüksek seviyededir” diyen Dalgıç “Eğer genç: Erkek olmayı saldırganlıkla inşa edeceğini düşünürse, kız çocuklarının bile gruplaşarak, çeteleşerek güç elde edeceğine, kabul göreceğine inanırsa, problemi baskıyla çözmeye kalkarsa erken yaştan itibaren şiddeti normalleştirir. Bu da okulda akran zorbalığına, kardeşler arası çatışmaya, hatta ebeveyne karşı sert tutumlara zemin hazırlayabiliyor. Dizilerde erkekler şiddet yanlısı, kadınlar ise mağdur ya da manipülatif olarak çiziliyor. Bu iki uçlu temsil hem toplumsal algıyı bozuyor hem de kadınların maruz kaldığı şiddeti görünmezleştirebiliyor” ifadelerini kullandı.
‘DİZİLERDE NORMALLEŞEN ŞİDDET ALARM VERİYOR’
Kadına yönelik psikolojik şiddetin çoğu dizide romantize edildiğini dile getiren Özcan Dalgıç, şunları söyledi: “Bu, gerçek hayatta da ‘seviyor ama sinirli’ gibi cümlelerin meşrulaştırılmasına neden olabiliyor. Dizilerde gayrimeşru yaşamlar normalleşirse, iletişim yerine şiddet ve tehdit var olursa evlilik yapısı maalesef ciddi yara alır.”
‘ŞİDDET İÇEREN DİZİLERE PRİM VERMEYİN’
Yasakların uzun vadede çözüm olmadığına dikkat çeken Aile Danışmanı Özcan Dalgıç, konuşmasını şu şekilde tamamladı: “Asıl çözüm medya okuryazarlığıdır. Ailecek izlediğimiz film ve dizilerin üzerinde konuşabiliriz. ‘Bu sahnede sence doğru olan neydi?’ ‘Başka nasıl çözülebilirdi?’ gibi sorular ile aile bireylerinin alternatif ve eleştirel düşünmesini sağlar. İzleyicilerin şiddet öğelerinin yüksek olduğu dizilere prim vermemesi durumunda değerlerin, erdemlerin, milli ve manevi kültürün öne çıktığı dizilerin yapılması gündeme gelebilir. Hatta devlet eliyle pozitif yönü yüksek olan projelerin teşvik edilmesi gündeme getirilmelidir. RTÜK denetim mekanizması devreye girmeli. Devletin düzenleyici yapısı sağlıklı ve adil bir şekilde burayı düzenlemelidir. Dijital sınırlar ve kurallar aile bireyleri ile birlikte karar alınarak, izlenme saatleri, yaşa uygun içeriklerin belirlenmesi gibi hususlar netleştirilmelidir. Çocuklarımızı, ailemizi koruyabilmek için ailenin, okulun yanısıra ekran, sosyal medya önemli Unutmayalım, çocuklarımızın sadece bizleri rol model almıyor. Bu platformlarda bulunan her türlü içeriği de, kahramanları da rol model alıyor. Ekran, evimizin misafiridir. Misafir seçme hakkımız kullanmamız gerekiyor. Her şeyi sınırsızca tüketmemeliyiz.”
Kaynak:Mesut Turan





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.