Şuayip Koçak: Hukukun Üstünlüğü Mü Yoksa Üstünlerin Hukuku Mu?

Şuayip Koçak: Hukukun Üstünlüğü Mü Yoksa Üstünlerin Hukuku Mu?

Siyasi partilerin Konya’daki il başkan yardımcıları; siyasi görüşlerini, fikirlerini, şehrin sorunlarını ve çözüm önerilerini Merhaba Gazetesi “Siyasetin Nabzı” sayfaları için kaleme aldı.

Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısı Şuayip Koçak 
Hukukun Üstünlüğü Mü Yoksa Üstünlerin Hukuku Mu?

Hukukun üstünlüğü, hukuk kurallarının ve toplumsal çıkarların kişisel çıkarların ve diğer her şeyin özellikle de üstünlerin(yöneticilerin) üstünde tutulması anlamı taşır. Hukukun üstünlüğü, yöneticilerin ülkeyi keyfi bir şekilde değil hukuk kurallarına göre yönetmesi için gereklidir. Hukukun üstünlüğünde her birey hukuk önünde eşit sayılır. Bir devletin temelini hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti olmak oluşturur. Özellikle bu hususta “Adalet mülkün temelidir” sözü de bununla bağıntılıdır. Bu sayede yasalar toplumdaki her kesimden insana eşit uzaklıkta yer alır.
Fakat özellikle Türk yargı sistemimizin yapısında oluşan olağandışı uygulamaların sürdürülüp gitmesi “üstünlerin hukuku” tabirinin haklılığı yönündeki düşünceleri güçlendirmektedir. Oysa önemli olan, objektif, soyut ve kişisel hak ve özgürlükleri öngören hukukun üstünlüğü değil midir? Yargının ve ceza adaletinin en önemli amaçlarından biri bireysel hak ve özgürlüklerin korunmasıdır. Açıklanan bu durum karşısında, şu an ki uygulamalara ve yaşananlara bakıldığında bu önemli asli gayenin yerine geldiğini söylemek, bugün için giderek çok zorlaşmıştır.
Toplum içinde bireylerin güvenilir olmasını sağlayan hukukun öncelikle kendisinin güvenilir olması zorunludur. Çünkü kendisi için güvenilir olmayan kanunlar başkalarının güvenliğini nasıl sağlayabilir ki? İşte bunu da sağlayacak bir otorite oluştu, ona da devlet (halk tabiri ile devlet baba) denildi. Yani hukuk, devlet babayı oluşturdu. Bu noktada asıl sıkıntı bizatihi devlet babadan çıktı. Ya devlet baba güvenli değilse? Onu ele geçirenler kendi çıkarları için kullanıyorsa evlatlarına nasıl adalet tesis edebilecekti? Evlatlar babalarına karşı güvenlerini yitirdikleri anda en güçlü ve en önemli dayanaklarını yitirmiş olur ki bu büyük bir sorundur.
Hukukun gerçek bir güvenlik sağlamasının önemli bir koşulu da hukuk düzeninin arkasında bulunan devletin(devlet babanın), somut anlamda yönetenlerin de kendilerini aynı hukuka tabi kılmasıdır. Bu da eşitlik ilkesinin gereğidir. Yani cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, yüksek yargı, komutanlar, zenginler herkes bu hukuka tabidir. Kimse hukuk kurallarından azade ve üstünde değildir.
Cumhurbaşkanı çıkıp ben AYM kararını tanımıyorum diyemez. Derse maddeler halinde belirtirsek  neler olur ;
1-O Anayasa’ya göre Cumhurbaşkanı olduğunu hatırlaması lazım, aksi taktirde o zaman Cumhurbaşkanlığını tanımamayı önermiş olur. 2-Başkalarının da istemedikleri kararlara uymamasının ve kargaşanın önünü bizatihi kendisi açmış olur. 3-Hukuk düzenini koruması gereken biri olarak düzeni sabote etmiş olur. 4-Anayasal suç işlemiş olur. Böyle biri, halkın gözünde Cumhurbaşkanlığını tartışmalı hale getirir. Çünkü bizi bir arada tutan temel tutkalımız hukuktur ve hukuk herkes için geçerlidir, kimse hukuktan üstün değildir velev ki Cumhurbaşkanı olsa bile.
Anayasayı, kanunları beğenmeyebilir, eleştirebiliriz. Devlet baba, beğenilmeyen,eleştirilen yasaları değiştirmek ve yeni bir adil bir düzen kurmak ve bu aksaklıkları gidermek için evlatlarından yetki almaktadır. Kanunları ve uygulamalarını bir an evvel beğenilir hale getirmek ve uygulamak onun da asli görevidir. Beğenmediğin ve eleştirdiğin yasalar yürürlükte oldukları müddetçe herkes onlara uymak zorundadır. Kimse mahkemenin kararını,“beğenmedim onun için tanımıyorum, uymuyorum” diyemez. O yüzden demokratik devlette üstünlerin hukuku yok, hukukun üstünlüğü vardır.
Peki ya böyle kurulmuş olan düzen adil işlemiyorsa, kişlerin keyfi tutumları hüküm sürüyorsa, ya birileri bu mekanizmaları ele geçirip kendi çıkarı için kullanıyorsa, kısacası hukuk egemen ve üstün olması gerekirken kendini üstün gören güçlü birileri egemen oluyorsa? İşte o zaman rejim meşruiyetini kaybeder, birey ve toplum (evlatlar)buna haklı olarak rıza göstermez, değiştirmeye çalışır, bu onun en doğal hakkı haline gelir.Adil bir düzenin ve hukukun üstünlüğünün hakim olduğu başta ülkemiz ve yeni bir dünya ümidiyle.Selametle ve saadetle kalınız.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.