Seyit Karaca: Umarız...

Seyit Karaca: Umarız...

Siyasi partilerin Konya'daki il başkanları; fikirlerini, siyasi görüşlerini, şehrin sorunlarını ve çözüm önerilerini bugün Merhaba Gazetesi “Siyasetin Nabzı” sayfaları için kaleme aldı.

DEVA Partisi Konya İl Başkanı Seyit Karaca'nın yazısı şu şekilde:

Umarız...

Her zaman olduğu gibi, gerçekleştirilen hayallerin yanında, gerçekleşmeyenlere dair umutların devredildiği bir yıl olarak başladı 2020. Ülkemizde bireysel olarak yılı memnun tamamlayan bir azınlık olsa da çoğunluğu ilgilendiren her alanda olumsuzluklar, “2020’de daha iyi olacak” umuduyla bir sonraki yıla aktarılmış oldu.

 

Başlangıcında biz etkilenmemiş gibi görünsek te dünya çoktan virüs belasıyla imtihana başlamıştı. Bizde ise Elazığ depremi yılın ilk ayında yaşadığımız ilk acılı tabloyu oluşturdu. Kırktan fazla vatandaşımızı kaybettik. Deprem gözlerimizi kentsel dönüşüme çevirdi. Şubat ayı ise Van’da yaşanan çığ felaketi sonucu yine kırktan fazla vatandaşımızı kaybettiğimiz bir başka üzücü sınavı yaşadık milletçe.

Mart ile beraber de virüs ile resmî olarak tanıştık ve corona ile imtihanımız başladı. Anadolu tabiriyle “ölümüze üzülüp yasını tutmayı, dirimize, düğünümüze sevinip kutlamayı” yapamadığımız bir süreç başladı ve bu yıla da devretti mirasını. Eğitimden iş hayatına, sosyal yaşamdan ibadet hayatına her anlamda tedbirler paketine tabi olduk. Alınan tüm önlemlere rağmen her gün canlarımızı kaybettik. Bazen kayıplarımız arttı bazen azaldı ama bir tane de olsa, kaybolan “candı”. Salgını durdurmanın şu ana kadarki tek yolu bulaşmayı önlemek. Bulaşmayı önlemenin yolu da insanlar arasına mesafeler koymak. Bunu tam olarak sağlamak ancak stratejik alanlar dışında kalan tüm iş hayatı başta olmak üzere eğitim ve sosyal hayatı tam olarak kapatmaktan geçiyor.

Elbette bunun sosyal devlete yüklediği bazı sorumluluklar var ve bu sorumluluklar da tamamen kamu mali kaynaklarıyla ilgili. Hastalığa yakalanan insanımızın tedavisi yanında sosyal yardıma ihtiyaç duyan vatandaşlarımızın ihtiyaçlarının giderilmesinin devamı, dar gelirli vatandaşlarımıza gelir desteği, salgın nedeniyle çalışamayan vatandaşlarımıza destek, işletmelere salgın nedeniyle oluşan açıklardan dolayı sürdürülebilir olma imkanı sağlayacak destekler derken çok yönlü düşünülmesi gereken mali paket sosyal devlet olmanın gereği olarak beklendi. Peki bunlar mümkün oldu mu? Elbette hayır.

Salgından bağımsız olarak bile 2019’da yüzde 1’lik büyüme performansı sergileyememiş ekonomimizin bu destek gerektiren tablonun altından “tam kapatma” ile kalkması mümkün değildi, yapılamazdı ve yapılmadı. Hazirana kadar “aça kapata” nispeten kontrol altında tuttuğumuz salgını tamamen ekonomik sebeplerle “yeni normal” kelimeleri ile ifade ettiğimiz ve sadece maske, mesafe, temizlik konusunda bireysel hassasiyetlere bıraktığımız yeni bir dönemi başlattık. Sıcakta virüsün öleceği(!) konusunda oluşan güçlü inanca da bağlı olarak başlattığımız yeni süreç virüsün tam anlamıyla hortladığı bir dönem oldu. Kayıplarımız hızla arttı, hastane kapasitelerimiz zorlanacak kadar yoğunluk oluştu. Mali boyutta ise kaynak sıkıntısının getirdiği sonuçla bir ara tedavilerin sadece kamu hastanelerinde yapılması, özelde yapılan tedavilere kamu tarafından ücret ödenmemesi gibi kararlar bile alındı. Ancak sosyal etkileri nedeniyle çok kısa bir dönem sonra karardan dönülmek zorunda kalındı. İhracata dayalı sanayi işletmelerimiz çok etkilenmese de KOBİ statüsündeki işletmelerimiz ve hizmet işletmelerinin birçoğu çok zorlandı. Halen de zorluklar devam ediyor.

İstihdamın olumsuz etkilenmemesi adına üretilen kısa çalışma ödeneği katkısı dışında nakit destekler belli ölçekteki işletmelere 500-750 tl kira desteğine kadar yapılamadı. Bu destek te oldukça yetersiz bir miktar. İstihdam rakamlarının istatistiksel anlamda da olumsuz etkilenmemesi için işten çıkarmalar yasaklandı. Bu tablo içerisinde Ağustos’ta Karadeniz bölgemizde yaşadığımız sel felaketi sonrasında askerlerimizle beraber on vatandaşımızı daha kaybettik. Ekim’de İzmir depreminde de yüzden fazla canımızı toprağa verdik. Salgın tablosuna rağmen tarım üretimimizi yönetemedik, ürettiğimizi ihraç ederken sonradan ithalde vergileri sıfırlayarak süreç yönetmeye çabaladık. Ne üreten memnun oldu, ne tüketen. Tarımda geldiğimiz noktada yaşlanan çiftçi nüfusumuz, borca dayalı tarımsal mekanizasyon ve büyüme, yeterince planlı olmayan ekim politikaları, stratejik ürünlerde alım süreçlerinin doğru yönetilmemesi sonucunda gittikçe artan sorunlar 2020’den başlıca hatırlayacaklarımız. Hayvancılık alanında da hatırladıklarımız çok olumlu değil maalesef. Et üreticisi de, süt üreticisi de, yumurta ve kanatlı hayvan üreticisi de konjonktürel yükselişlerle sevinirken genelde olumsuz gidişatla üzüldü. Sonuçta kur etkisiyle de iyice artan girdiler çiftçimiz açısından işi içinden çıkılmaz hale getirdi.

 

Şükürler olsun terörle mücadelede elde ettiğimiz başarılar sonucu çatışmalarda şehit verdiğimiz güvenlik görevlisi sayımız azaldı. Ancak yine de kazalarda veya tabii afetlere müdahale esnasında şehitlerimiz oldu. Hepsine Allah (C.C.) rahmet eylesin. Yılı kapatırken virüs nedeniyle de 20 binden fazla vatandaşımızı kaybederken günlük ikiyüzden fazla insanımızı kaybettiğimiz bir süreci yaşayarak devrettik yeni yıla. Tüm vefat eden vatandaşlarımıza Allah (C.C.)‘tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı dilerim. Son bir ayın tedbirleri ile hızı yavaşlamış görünen salgını, aşıların devreye girmesiyle umarım kısa sürede baş edebileceğimiz bir noktaya taşırız.

Özetlemek gerekirse;

Ekonomik göstergelerde yılın başında zaten aşağıya olan birçok ibre salgın etkisinin de eklenmesiyle hızla aşağıya gitti. Ekonomimizin finansman ihtiyacının iç kaynaklardan yeterince karşılanamaması yüzünden, güven bunalımı nedeniyle “sıcak para” olarak bile gelmekten çekinen yabancı yatırımcıyı yeniden güvendirecek bir ortamı sağlayacak adımlar hızla atılmalıdır. Bir yandan 120 milyar dolardan fazla bir rezervi sadece kuru bir inat olarak 5-5,5 tl bandında tutmak adına cayır cayır harcarken diğer yandan “istesek kuru düşürürüz, biz kurla ilgilenmiyoruz” ikiyüzlülüğünü yaşadı bu ülke. Üstelik bunun hesabını soracağımız yetkili kişi de bir gece sosyal medya mesajı ile ortalardan kayboldu. Hala ses yok.

Umarız!...

2021 yılı hergün bir büyük uçak dolusu insanı uçak kazasında kaybedercesine salgına kurban verdiğimiz sürecin sonlanacağı bir yıl olur. Her yıl istihdama katılan bir milyondan fazla insanımıza ve iş bulmaktan ümidini kesenlere iş umudu olacak kamu ve özel yatırımların arttığı bir yıl olur. Adalet sistemimiz ve yargıda reformlarla ülkemize güvenin arttığı, hak ve özgürlükler alanında atılacak adımlarla demokrasi standardımızın yükseldiği bir yıl olur. Sosyal hayatımızda yaşadığımız bunalımlara çözüm olacak politikalar geliştirilip, kadın hakları ve çocuk hakları başta olmak üzere insan hakları, hayvan hakları, çevre hakları alanında adımların atıldığı bir yıl olur. İçeride birbiriyle hızla barışan, dışarıya karşı da bu sinerjiyle dış politika konusunda yaşadığımız tüm olumsuzluklara karşı yekvücut cevap verebileceğimiz bir yıl olur. Tüm bunlardan payını alan ülke standartlarımızın gelişmesi sonucu il olarak ta standartlarını yükselten bir il oluruz. Geciken birçok yatırımın hızla yapıldığı, hava kirliliğinden ulaşıma, çevreden tarıma hızlı bir ivmeyle ilerleyen bir Konya umuyoruz. Bunların hepsini gönüllere girerek yapabilmek te en fazla umut ettiğimiz bir husus. Umut gelecektir. Umutsuzluk bize yakışmaz. 2021’e taşıdığımız umutlarımızı yeşertecek damlalara kavuşmak dileğiyle hayırlı seneler...

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.