Serinlerken boğulmayın!
İçinde bulunduğumuz yaz aylarında serinlemek isteyenler baraj, göl ve su birikintilerine girip yüzüyor. Ancak suyun özellikleri bilinmediği ve su tanınmadığı için en iyi yüzücüler dahi boğularak yaşamını yitirebiliyor. Konya'da her yıl onlarca kişi bu şekilde hayatını kaybediyor
Hava sıcaklıklarının arttığı dönemlerde sıcaktan bunalan vatandaşlar farklı yöntemlere başvuruyor. Barajlarda, göllerde, göletlerde ve küçük su birikintilerinde yüzmek de vatandaşın serinlemek için başvurduğu yollar arasında bulunuyor. Ancak girilen su tanınmadığı, suyun özellikleri bilinmediği için sıklıkla boğulma vakaları meydana gelebiliyor. Konya'da da her yıl onlarca kişi il genelindeki akarsu, göl ve barajlarda boğularak yaşamını yitiriyor.
BANA BİR ŞEY OLMAZ DEMEYİN!
İl Afet ve Acil Durum (AFAD) Müdürü Yıldız Tosun, ihmalkarlığın boğulma vakalarının en önemli nedeni olduğunu dile getirdi. Her türlü acil durum ve doğal afetlerde üzerilerine düşen sorumlulukları insancıl bir yaklaşımla en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştıklarını ve bu kapsamda acil durumlar için sürekli teyakkuz halinde bulunduklarını bildiren Yıldız Tosun, “İlimizde kontrolsüz alan dediğimiz göl, gölet ve su birikintileri bol miktarda bulunuyor. Vatandaşımız da bu su birikintilerine girerek serinlemeye çalışıyor. Suyu tanımadan, suyun yüksekliğini, akıntısını bilmeden suya atlanıyor ve genellikle boğulmalar da buralarda meydana geliyor. 'Burada bir şey olmaz, olursa da bana olmaz' yaklaşımı hakim. Vatandaş kendisine güveniyor, iyi yüzdüğünü düşünüyor ama en iyi yüzücüler dahi bilmedikleri, tanımadıkları suda boğulabiliyor” diye konuştu.
İHMALKARLIĞIN SONU KÖTÜ OLUYOR
Kontrollü ve kontrolsüz sulak alanlarda insanların uyarıları hiçe saymaları nedeniyle boğulabildiklerini dile getiren İl Afet ve Acil Durum Müdürü Yıldız Tosun, “Bir kere tehlike uyarı levhası, suya girilmez, yüzülmez gibi uyarı levhaları varsa oraya kesinlikle girilmemelidir. Çünkü o tabela oraya boş yere koyulmamıştır. Hadim'deki Yerköprü Şelalesi'ni örnek verecek olursak, buraya girmek ve yüzmek yasak. Yüzmenin yasak olduğu levhalarla bildiriliyor ancak vatandaşımız buna rağmen suya giriyor. Her yıl burada boğulma vakaları görülüyor. Diğer taraftan kontrollü sulak alan dediğimiz Beyşehir Gölü'nde de tehlikenin sınırı çizilmiş. Gölün bazı kesimlerinde kıyıdan belli bir mesafeye kadar yüzülebileceği belirtilmiş. Tehlike sınırının aşılmaması gerektiği gösterilmiş. Ama bu sınırı da aşarak göle açılan kişiler, iyi birer yüzücü de olsalar boğulabiliyorlar. Beyşehir Gölü'nde de sık sık boğulma vakalarının meydana gelmesi bu yüzdendir” ifadelerini kullandı.
SÜS HAVUZLARINDAKİ BÜYÜK TEHLİKE!
Tehlikenin sadece baraj ve göllerde olmadığını, belediyelerin süs havuzlarının da ciddi tehlikler doğurduğunu dile getiren İl Afet ve Acil Durum Müdürü Yıldız Tosun, “Aslında belediyelerin süs havuzları şehir merkezindeki en büyük tehlike. Havuzlarda elektrik sistemi bulunuyor. Yine belediyelerimiz süs havuzuna girmenin tehlikeli ve yasak olduğunu belirtiyor. Ama çocuklarımız bu uyarıları ve havuzdaki büyük tehlikeyi göz ardı edip suya girebiliyor. Olmaz demek en büyük yanlışlık olur. Tehlike açık bir şekilde ortada. Bir elektrik kaçağı olsa, çocuğu çarpsa, bunun hesabını kimse veremez. Anne ve babalar çocukları bu konuda daha duyarlı olmaları için uyarmalı. Ayrıca bananeci de olmamalıyız. Gördüğümüzde uyarmalı ve havuzdan çıkmalarını sağlamalıyız” dedi.
KONYA'DA SON 3 YILIN BOĞULMA SAYILARI
Konya'daki boğulma vakalarının sayıları hakkında da bilgiler veren Yıldız Tosun, “2011 yılında Hadim Yerköprü Şelalesi'nde, Çumra'da, Doğanhisar'da, Seydişehir'de ve Selçuklu ilçesinde toplamda 13 boğulma vakası meydana geldi. 2012'de Beyşehir, Çumra, Güneysınır ve Selçuklu'da toplam 6 boğulma vakası; 2013 yılının ilk 7 aylık döneminde ise Taşkent, Çumra, Dineksaray, Kızören ve Ahırlı'da olmak üzere 5 tane boğulma vakası meydana geldi” diye konuştu.
AFAD Konya İl Müdürlüğü'nün görev ve sorumluluklarının bununla sınırlı kalmadığını da aktaran Tosun, “Bizim asıl görevimiz olaylar meydana gelmeden önce hazırlık ve zarar azaltma eğitimleri vermek. Herhangi bir doğal afet anında önce kendimize, sonra çevremizdekilere nasıl faydalı olabileceğimizi öğretmeye çalışıyoruz. Olay meydana geldiğinde ise krizi yönetiyoruz. Kim, nereye, ne zaman gitmeli, ne yapmalı gibi soruları kendi içimizde yanıtlıyor ve harekete geçiyoruz. Olay olup bittikten sonra da iyileştirme çalışması, hasar tespiti gibi çalışmalar yapıyoruz. Bizim işimiz olağanüstü durumlarda kurumlar içindeki koordinasyonu sağlamaktır” diyerek sözlerini tamamladı.
RASİM ATALAY





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.