Pakdemirli: Yurtdışındaki Türk Okullarından Türk Dostu Konsoloslar Mezun Oluyor

Pakdemirli: Yurtdışındaki Türk Okullarından Türk Dostu Konsoloslar Mezun Oluyor

Eski başbakan yardımcılarından Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin tavsiyeleri doğrultusunda yurtdışında açılan Türk okullarının çok önemli bir misyonu eda ettiğini söyledi.


Eski başbakan yardımcılarından Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin tavsiyeleri doğrultusunda yurtdışında açılan Türk okullarının çok önemli bir misyonu eda ettiğini söyledi. Bu okulları birebir gezdiğini ve Türkiye’nin fahri konsoloslarının yetiştiğini görmenin mutluluğunu yaşadığını belirten Pakdemirli, aynı zamanda merhum Bülent Ecevit’in de okulları gezdikten sonra kendisine, bu sisteme hayran kaldığını söylediğini aktardı.

İzmir Kültürler Arası Diyalog Merkezi (İZDİM), Dr. Turgay Yavuz tarafından kaleme alınan “Özal’ın Mirası, Anılarıyla Ekrem Pakdemirli” adlı kitabın tanıtım kokteylini İzmir Hilton Oteli Turgut Reis Salonu'nda verdi. Türk siyasetinin bir döneme damgasını vuran ünlü simalarının da katıldığı programda Ekrem Pakdemirli, eşi Nuran Hanım ve Celal Bayar Üniversitesi Rektörü olan oğlu Mehmet Pakdemirli, kardeşleri ve torunları da hazır bulundu.

KİTAP NEDEN BASILDI?
Bu kitabı bastırmalarındaki asıl gayenin bir vefa göstergesi olduğunu belirten İZDİM Başkanı Ömer Mustafa Aytekin, “Bizler İZDİM ailesi olarak, 'Ne olursan ol gel', 'Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım', 'Her yere gidin, gidin ama herkese kucağınızı açın. Gönlünüzde herkesin oturabileceği bir sandalye olsun' diyen ruh mimarlarını kendimize şiar edindik. Bu çerçeveden bakıp, 'Özal’ın Mirası, Anılarıyla Ekrem Pakdemirli' kitabını sizlerle paylaşmayı arzu ettik. Merhum Turgut Özal, farklı duygu ve düşüncelerdeki insanlarla çalışmayı kendisine has üsluplarıyla kabul etmiş ve cumhuriyet dönemimizde önemli yeniliklere kapılar açmış, köprüler kurmuştur. Sayın Ekrem Pakdemirli, bu dönemin yaşayan şahitlerinden biri. Kendileri hem bir aile reisi hem bir devlet adamı hem bir bilimadamı hem bir doktor hem bir kaptan hem bir çiftçi hem de içimizden biri. O insanlar içinde bir insan.” dedi.

'ÖZAL BİLİNİRSE PAKDEMİRLİ DE TANINIR'
Dr. Yavuz ise asıl amacının Ekrem Pakdemirli’yi tanıtmak olduğunu söyledi. Özal’ın bilinmesi halinde Pakdemirli’nin de bilineceği gerçeğinden yola çıktığını anlatan Yavuz, “Kendisinin bir anlamda çok şey borçlu olduğu bir insan var, o da Özal. Özal kimdi, neydi? Türkiye’de ne yapmak istiyordu? Özal’ın yapmak istedikleri Türkiye’de anlaşılmazsa Pakdemirli’nin de anlaşılmayacağını düşünüyorum. Hocamız da bana konuşmalarımız boyunca, 'Biz Özal’a çok şey borçluyuz. O bizim sadece tonton abimiz değil, fikir babamızdı.' demişti. Ben de bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

'KİTAPLA TARİHE NOT DÜŞTÜK'
Bu kitabın basılmasıyla genç neslin bazı gerçekleri görmesini sağlamak istediğini söyleyen Ekrem Pakdemirli de, “Bazı dostlarımız bana, 'Turgut Bey'le bu kadar yakın bir kimse olarak geçtiğiniz kritik dönemi anlatmanız, tarihe not düşmeniz lazım.' diyorlardı. Ben de bir taşla iki kuş vurdum. Hem onların söylediklerini yerine getirdik hem de bazı insanlar merak ediyor olabilirler, bir zamanlar öndeydik, onların bizimle ilgili bilgi edinmesini sağlamış olduk.” dedi.

'BİZDEN HER ZAMAN BİR İKİ ADIM ÖNDE KOŞARDI'

Merhum 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın fikirlerine bugünlerde bile yetişilemediğini savunan Pakdemirli, “Turgut abi, Allah rahmet eylesin, bizden her zaman bir iki adım önde koşardı. Yani biz bir şey düşünüyorsak, o bir iki adım, mesela Boğaz Köprüsü çok enteresan oldu. Daha önce bu köprüden nasıl gelir elde edebiliriz, ikinci köprüyü nasıl yaparız diye kendi aramızda konuşuyoruz. Dar çerçevede tartışıyoruz. Bu dedi ki, ‘Bu köprülerin şu kadar sene bir geliri olacak.’ Evet, olacak. 'Onlara bir projeksiyon yapalım, diyelim ki halkımıza, bakın şu köprüden bu kadar gelir bekliyoruz, buna ne verirsin?’ Bakın, 20 yıl sonra sukuk adı altında, İngiliz böyle bir finans aracını ortaya koydu. Yani bizim 1980’de düşündüğümüz şeyi, sonra 1983’te iktidar olunca 1984’te gerçekleştirdik. Yıllar önce onu düşünebiliyor. Benim de yakın çevresinin de aklına gelmedi, o cinin aklına geldi. Dünyada şimdi önemli bir finans enstrümanı olarak ortaya çıktı. Yani bir emlak veya gayrimenkulün varsa ileride getireceği kiraları bugünden tahsil etmek.” diye konuştu.

'HAKSIZ İSNATLARI YAVAŞLATMAK İÇİN KÖŞK'E ÇIKTI'

Özal’ın başbakanlığı bırakarak Köşk'e çıkmasıyla ilgili bir soruyu değerlendiren Prof. Dr. Pakdemirli, şunları kaydetti: "Biz hep siyaseti bir çamur deryası olarak tasvip ederdik kendi aramızda. Tâ ki mecburuz, siyasete girmemiz lazım diye bizi ikna edesiye kadar. Yoksa Turgut abi de, ben de, yakın çevresi de, 'Siyaset bizim işimiz değil, buralar çamurludur.' diyorduk. Şimdi siyasetteki entrikaları görünce Köşk'te daha az saldırı olur, daha az hiciv olur düşüncesi yerleşmiş anlaşılan. Bize son gün, son saatte, 'Burada biraz daha rahat ederim ben. Biliyorsunuz işte burada Süleyman Bey var, o var bu var.' demişti. Acımasızca, haketmediğimiz ölçüde geliyorlar. Oraya biraz da haksız isnatları yavaşlatmak için çıktı diye düşünüyorum."

'ÖZAL KENDİSİNİ ZEHİRLEYENLERİ BİLİYORDU'
Turgut Özal'ın zehirlenme şüphesiyle ilgili görüşlerini kamuoyuna aktardığını belirten Pakdemirli, “Son zamanlardaki olaylara baktığımızda görüyorum; askerlerin entrikalarını falan. Yüzde 90 ihtimalle zehirlendi. Adli tıp raporunu okuduktan sonra, bir miktar da kimya bilgimiz dolayısıyla dedim ki yüzde 99 zehirlenme oldu. İnşallah bulacaklar. Beni zehirleyecekler diye aramızda hiç konuşma olmadı ama kendisine suikast yapıldıktan sonra bana da, Mehmet Keçecilere de, Hüsnü’ye (Doğan) de, Yusuf’a (Özal) da, 'Tek tek üzerine gitmeyin, ben kimin yaptırdığını biliyorum. Arkasında kimlerin olduğunu biliyorum ama Türkiye’yi sarsarız. Türkiye’yi uzun bir dönem kaosa sokabiliriz, onun için söylemeyeceğim." dedi. Ben ne kadar uğraştım, çapraz sorular, onlar bunlar, alamadık bir şey ama bildiğini söyledi.” şeklinde konuştu.

'RAHMETLİ DAHA ÖNCE BİR ECZACI HANIMLA EVLENMİŞTİ'
Semra Özal'ın, merhum Turgut Özal'ın ikinci eşi olduğunu da anlatan Pakdemirli, “Semra Hanım’dan önce çok kısa, üç dört ay süren, bir eczacı hanımefendiyle evliliği var. Onu götürmedi. Kısmet öyleymiş. Semra Hanım onun sekreteriydi, Elektrik Etüt İdaresi'nde. Oradan gönülleri ısınmış demek. Allah öyle yazmış, öyle oldu.”

TURGUT ÖZAL'IN FETHULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ İLE TANIŞMASI

Ekrem Pakdemirli, konuşmasının son bölümünde Fethullah Gülen Hocaefendi ile tanışmasını şöyle anlattı: “1972'de Bornova'da vaiz kendisi, biz de Bornova Camii'ne gidiyoruz. Cumalara gidiyoruz, namazları kılıp geri dönüyoruz arkadaşlarla. Abdullah Gül'ün dayısı vardı, birkaç kişi vardı. Bir zat, muhterem anlatıyor, ağlıyor. Duygusal ama güzel şeyler anlatıyor. Biz de memnunuz tabii, güzel bir vaaz var. Hem edebi oluyor hem böyle cahil hocanın anlattığı gibi değil de bilen birinin anlatışı... Birkaç defa da İzmir'e geldiğinde Turgut abiyle gittik cumaya, o da orada tanıdı. Sonradan biz Turgut abiyle devlette olmadığımız dönemde, ticaret yapalım dedik. Herkese yol yordam öğrettik, nasıl para kazanıldığını öğrettik, bir de biz kazanalım dedik ve Ege Metal diye bir şirket kurduk. Turgut abi geliyor, ben, Şahin abi, Burhan Özfatura, birkaç kişi var. Samim Sivri'lerle de rakibiz. Biz sac getiriyoruz, kesiyoruz, satıyoruz. Turgut abi geliyor bazı cumalar, ‘cumaya oraya gidelim.’ diyor. Fethullah Hoca'yı orada tanıdık, beğendik, konuşması güzel. Ardından İhtilâl oldu, Fethullah Hoca aranıyor ama bulamadılar hocayı. Tabii Allah'ın takdiri öyleymiş.”

'BÜLENT ECEVİT SİSTEME HAYRANDI'

Merhum başbakanlardan Bülent Ecevit’in bile okullardan dolayı hayranlık duyduğunu ifade eden Ekrem Pakdemirli, “Selamet versin, bu ülkede herkes her şeyi tenkit edebilir ama hiç kimsenin tenkit edemeyeceği Bülent Ecevit dahil, destekleyeceği bir okul meselesi var ki onu ancak oralarda yaşayıp görenler takdir edebiliyor. O okullardan her sene Türkiye konsolosları mezun ediyoruz. Türkçe biliyor, ahlâken de bize yaklaşıyor. Öyle başarılı bir model oldu ki geçmişte Amerika kurmuş Tarsus Amerikan Koleji'ni, yine Kayseri'de, bir de Mersin'de var ama biz gitmişiz 100 küsur ülkeye ve oralardaki elit tabaka yarışıyor, 'Ben çocuğumu bu okula nasıl veririm?' diye. Ben buna şahit oldum.” diye konuştu. CİHAN

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.