Özer’den kanola sorusu
Yayınlanma:
Konya Ovasında kanola ekimi değerlendiren Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Genel Başkanı Kemal Özer, GDOlu tohumlar ve kanola ekimiyle ilgili önemli iddialarda bulundu
Kolza, papiska ve rapitsa isimleriyle bilinen kanolanın eskiden yağı zehirli olduğu için sanayinin farklı alanlarında kullanıldığını hatırlatan Kemal Özer, şöyle devam etti: “Kanola, gerçek bir bitki olmayan, genetik modifikasyonlar sonucu zehirli madde oranı düşürülmüş ya da dönüştürülmüş laboratuar bitkisi kolzanın ticari ismi olan ‘Kanada yağı’ (Canadian Oil Low Acid) cümlesinin kısaltmasıdır. GDO’lu bitki kanolanın yağı, -diğer GDO’lu ürünler gibi- sinir sistemi hasarı, körlük, kanser gibi hastalıklara sebep olmasına rağmen birçok fastfood ve lokanta zinciri tarafından kullanılıyor. Bunun yanı sıra ayçiçeği yağı gibi yağlara karıştırılarak, kanola yağı adıyla tüketime sunuluyor. Ekimi ülkemizde 1979 yılından bu yana yasak olan kolza bitkisi, şimdilerde böceklerin bu bitkiyi yememesi ve üretim maliyetinin düşüklüğü gerekçeleriyle, çiftçilerimize yeniden ektirilmeye çalışılıyor. Genetiği değiştirilen kolzanın yağından yararlanılmak üzere Türkiye’de yakın zamanda deneme üretimleri yapılmış, yağ ihtiyacı için yeniden üretime alınması sağlanmıştır. Şirketler, yararlı olduğu iddiasıyla Türkiye'deki bitkisel yağ açığını kapatmak ve bio-dizel elde etmek için ekimini şiddetle tavsiye etmektedirler. Önce sinsice yemek tariflerinde yer alan zeytinyağı ve tereyağı önerileri bazı karanlık ellerce margarin olarak değiştirilmişti. Aynı karanlık eller, şimdi tariflerdeki yağ adlarını kanola yapmaktalar. Hâlbuki Amerika’da kanolayı övücü bir içerikle kitap yazan Andrew Weil isimli şahsın, ‘kanola pazarlamacısı’ olduğu deşifre edilmiştir. Uzman kılıklı aynı pazarlamacılar, şimdi de ülkemizi istila ederek çiftçinin beynini yıkayıp, ‘afeti’, ‘kurtuluş’ diye sunuluyorlar. Özetle çiftçi bazı çıkar çevreleri, satılık bilim adamları ve GDO’cu tohum şirketlerinin ağına düşürülüyor. Türkiye tarımına ve doğal tohumuna göz dikmiş ve bunun için pusuda bekleyen GDO’cular, Kanola aracılığıyla hardal ailesi bitkilerinden başlayarak, bol miktarda ekilmesini sağlayacakları diğer doğal bitkilerin tozlanmasını ve döllenmesini sağlayacaklar. Bu sayede on yıl geçmeden Konya Ovası’nda organik tohum ekilemeyecek, kanola dâhil birçok bitkinin yetişmesi engellenecek ve doğal tarım yapılamaz hale gelecektir. Bunun için Meksika, Arjantin, Bangladeş, Etiyopya gibi sayısı otuzlara yaklaşan ülke, örnek olması bakımından yeterlidir.”
Anadolu çiftçisi ve özellikle Konya çiftçisine çağrıda bulunan Kemal Özer, “Şayet toprağını kaybetmek istemiyor ve yakın bir zamanda aç kalmak istemiyorsan ilaç, gübre ve tohum pazarlamacılarının vahşi pazarlama yöntemlerine aldanmamalısın. Unutmamalı ki: Çiftçiye GDO’lu tohum ektirenler, acılı gününde yanında olmayacaklar. Zahmeti az, kazancı büyük gibi gösterilen üretim yalanları ve zahmetsiz rahmetin olmayacağını, yine en iyi çiftçilerimiz bilir. Edirne Ziraat Odası Başkanı Cengiz Yorulmaz ‘yeniden ekilen kanola tohumunun kanserojen madde içermesine yol açtığını’ belirttiği, susuz ve zahmetsiz olduğu iddia edilen kanserojen kanolanın Konya Ovası’na ekilmesi durumunda; ovalar çöle dönüşecektir. Çiftçinin kazanacağı üç beş kuruş ise GDO’cuların üreteceği birçok gerekçe ile yeniden elinden alınacaktır” dedi.
Gündem





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.