Orta Doğu gerilimi enerjiyi vurdu! Türkiye önlem almalı
Orta Doğu’da tırmanan savaşın etkisi enerji piyasalarına yansıdı. Enerji koridorlarına olan kritik saldırılar yalnızca bölgesel dengeleri değil, birçok ülkenin küresel enerji arz güvenliğini de tehdit ediyor.
İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının başladığı 28 Şubat tarihiyle birlikte dünya petrol arzının önemli bir kısmının geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki nakliyeyi büyük ölçüde aksattı. Petrol ve doğalgaz fiyatları ciddi şekilde yükseldi. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ekonomist Prof. Dr. Mete Gündoğan, İsrail/ABD–İran çatışmasının enerji altyapılarını çökerttiğini söyledi.
ENERJİ GÜVENLİĞİ İÇİN 3 DAYANAK
Prof. Dr. Mete Gündoğan, enerji arz güvenliği açısından Türkiye’nin hazırlıklı olması gerektiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Gündoğan, “Türkiye'nin elinde temel olarak üç kritik dayanak var: Hidroelektrik Santraller (HES) Termik Santraller (TES) Nükleer Santral (NES) Doğalgaz ve enerji olarak ithal edilen HES taraflarında yapılabileceklerin büyük kısmı zaten mevcut durumda. NES'in yapımı devam ediyor. Lakin son gelişmeler termik santralleri yeniden derlemeye devam ediyor. Bu nedenle yapılması gerekenler: Mevcut termik santraller, hızlı bir şekilde bakım-onarımdan geçirilmelidir. Kapasite kullanım miktarları artırılmalıdır” dedi.

‘TEDARİK VE PERSONEL EKSİKSİZ OLMALI’
Tedarik zincirinin de gözden geçirilmesi gerektiğine vurgu yapan Prof. Dr. Gündoğan, “Kömür üretimi, Yedek parça tedariki, Bakım onarım ekipmanları, Teknik personel hazır ve nazır hale getirilmelidir” diye konuştu.
‘ENERJİ ARTIK MİLLİ GÜVENLİK MESELESİ OLDU’
“Kritik bir nokta daha var ki; Termik santraller için gerekli olan yedek parçalar, bakım hizmetleri ve teknik özellikler küresel kriz kullanımı kolay temin edilemez” diyen Ekonomist Prof. Dr. Mete Gündoğan, açıklamasını şu şekilde tamamladı: “Bu nedenle: Şimdiden stoklama ve satılmak üzere yapılmalıdır. Kritik değişiklikler için yerli üretim kapasitesi dikkate alınmalıdır Sonuç olarak: Enerji meselesini artırmak artık sadece ekonomik değil, milli güvenlik meselesidir. Ancak konunun yalnızca üretim tarafı değildir. Tüketim tarafı da yönetilmelidir. Bu karşılıklı elektrik talebini artıran unsurların ele alınması. Özellikle elektrikli aletler, normal şartlarda çevreci bir yapıya sahiptir. Ancak krizlerin kontrolsüz yaygınlaşmaları, elektrik talebini hızla artırarak sistem üzerindeki ek yük sistemleri. Bütünüyle birlikte toplum genelinde elektrik tasarrufu da artık bir tercih değil, zorunluluktur. Unutmayın! Bugün alacağınız süre, yaşayacağınız süreyi belirleyecektir.”
Kaynak:Mesut Turan





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.