Okullarda ilk zil sorunlarla çalacak
Okulların açılması gündeme geldikçe temizlik, güvenlik, fırsat eşitsizliği ve yeme-içme sorunları da yine velileri meşgul ediyor. Geçtiğimiz dönemde yaşanan acı olaylar velileri tedirgin ediyor. Çocuklarının güvenli ve sağlıklı bir ortamda eğitim görmesini isteyen aileler, okullar açılmadan önce gerekli tedbirlerin eksiksiz alınmasını bekliyor.
Birçok konu yanıtsız kalıyor. Okulların fiziki şartları ve temizlik durumu da velilerin dikkat ettiği başlıkların başında geliyor. Özellikle ortak kullanım alanları, tuvaletler ve sınıfların düzenli temizlenmesi, öğrencilerin sağlığı açısından büyük önem taşıyor.

HAYAT PAHALILIĞI ZORA SOKTU
Bunun yanı sıra güvenlik konusu ise en çok konuşulan konu oldu. Okullarda yaşanan bazı acı olaylar, velilerin güvenlik konusundaki kaygılarını artırdı. Artan hayat pahalılığıyla birlikte öğrencilerin okullarda sağlıklı beslenebilmesi de aileler için ayrı bir sorun haline geldi. Bazı okullarda yemek verilmemesi velileri ve öğrencileri zora soktu. Eğitimde fırsat eşitsizliği de dikkat çeken konula arasında. Hayat pahalılığı ve ekonomik şartlar öğrencilerin eğitim araçlarına, kurslara ve sosyal faaliyetlere erişimindeki farkları ortaya çıkarıyor.
‘NERELERDE HATA YAPTIK?’
Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Bahattin Ertuğrul, yeni dönem öncesi gözlemlerini Merhaba Gazetesi ile paylaştı. Ertuğrul, “Türkiye’de 60 binin üzerinde devlet okulu var. Bunlardan bir kısmı nitelikli olarak adlandırılan sınavla alan okullar ama 60 binden fazla okula 30 bin güvenlik görevlisi verilecek. Kesinlikle güvenlik görevlisinin kapıda olması gerektiğine inanıyoruz ancak, eğitimizin yalnızca kapıdaki güvenlik görevlisine ya da bir detektöre indirgenmemesi gerektiğini de düşünüyoruz. Her okula güvenlik görevlisi verilmeyecek. Riski görülen okullara mı verilecek? Riskli okul nasıl olur? Bunu insan söylerken bile rahatsızlık duyuyor. Bir okulu nitelikli, bir okulu riskli gören bir anlayış bunun yalnızca kapıdaki tek bir güvenlik görevlisiyle bitmeyeceğini bilmiyor. Bize göre okulları riskli hale getiren koşullar neler? Eğitim politikaları neler? Nerelerde hata yaptık? Bunları bilmeliyiz” diye konuştu.

‘ÖĞRETMENLERİN OTORİTESİ ZAYIFLATILDI’
Eğitimde bazı problemlerin tekrar ettiğine dikkat çeken Ertuğrul, “Kalabalık sınıf problemimiz hala devam ediyor, ikili eğitim devam ediyor, temizlik ciddi bir problem, yetersiz bir rehberlik hizmeti söz konusu, yoksulluk ciddi bir problem, eşitsizlik durumu da ortada. Bu durumlar zaman içerisinde çocuklarda çeşitli etkiler yaratıyor. Akran zorbalığı ortaya çıkıyor. Öğretmenlerin otoritesi zayıflatıldığı gibi saygınlığı da aşındırıldı. Bu tip bir çocuğun o okulda eğitim görmemesi lazım. Kötü örnek kötü örnekleri çoğaltır. Bu yüzden disiplin konusunda çalışmalar yapılmalı. Sorunlar çözülmediği sürece biz yine olmayan sabun peçeteler, kırık musluklar, pis tuvaletleri yine göreceğiz ve yine haber konusu olacak. Bu ülkenin çocuğu kıymetli ama maalesef çocuklarımız bu kıymete haiz olamıyorlar” ifadelerini kullandı.
‘GÜVENLİK GÖREVLİSİ TEK BAŞINA ÇÖZÜM DEĞİL’
Çocuklarda gelecek kaygısının kritik bir sorun haline geldiğine vurgu yapan Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Bahattin Ertuğrul, şunları söyledi: “Ayrıca çocuklarımız olan bir diğer sıkıntı da, gelecek kaygısı yaşamaları. Çocuklar liseden itibaren bu durumun içinde buluyorlar kendilerini, üniversiteyi bin bir güçlükle bitirip yine aynı sorunla karşılaşıyorlar. Geleceğe olan inançsızlık bir şiddet riskini de ortaya çıkarıyor. Çocuğun geleceğe karşı umudu yok, öğretmene saygısı yok, okula bir anlam yüklemiyor ve bu gidişatla çirkin olaylar yaşanabiliyor. 30 bin güvenlik görevlisinin veliyle, çocukla, öğretmenle ilişkisi de çok önemli. Kalıcı çözüm tek başına güvenlik görevlisi ya da detektör değil. Bize göre, okulları riskli hale getiren koşulları ortadan kaldıracak kamusal, bilimsel, pedagojik bir eğitim politikası oluşturulmalı. Çocuklarımıza geleceğe dair bir umut verilmelidir ki, okuldaki emeklerinin boşa gitmeyeceğini, okuyanın, emek harcayanının gelecekte mutlaka bir karşılık alacağını göstermemiz gerekir. Öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz, velililerimiz için her şeyin güzel olmasını, sağlıklı ortamlarda eğitim yapılmasını diliyoruz ama buna yönelik politikaları da asla yeterli bulmuyoruz. Çocuklarımız bizim geleceğimiz, bu kaygıyla hareket edilmeli ama biz o kaygıyla hareket etmeyi maalesef o acı olaylar yaşanmasaydı düşünmüyorduk.”
Kaynak:Hamide Yıldırım





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.