Nükleerden korkulmamalı

Nükleerden korkulmamalı

Nükleer enerjide geç kaldığını belirten Prof. Dr. Muazzez Çelik Karakaya, Japonyadaki olayın teknik hatadan kaynaklandığını, nükleer tesissiz bir Türkiyenin büyük olamayacağını söyledi

Uzun yıllardan sonra Türkiye nükleer santral konusunda harekete geçti. Rusya’yla nükleer santral konusunda ilk anlaşmayı imzalayan Türkiye, enerji bağımlılığını olası bir olumsuz durumda en aza indirmek için ilk başta 2 tesis kurmayı amaçlıyor. Fakat Japonya’da depremin ardından yaşanan radyasyon sızıntısı nedeniyle insanlar korkuya kapıldı. Bu durum nükleer enerji karşıtlarını harekete geçirdi. Türkiye’nin nükleer santrale ihtiyacı olmadığını savunanları eleştiren Selçuk Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muazzez Çelik Karakaya, enerji bağımlılığından kurtulmanın tek yolunun nükleer santral olduğunu kaydetti.

JAPONYA’DAKİ SIZINTI TSUNAMİNİN ETKİSİYLE OLUŞTU

Japonya’daki nükleer santralin deprem sırasında çatlamadığını tsunaminin etkisiyle soğutma sisteminin devre dışı kalmasıyla ısındığını ifade eden Prof. Dr. Muazzez Çelik Karakaya, “Nükleer enerji tesisleri soğutmasının yapılabileceği su kenarlarına kurulur. Dolayısıyla bu tesis depremin etkisiyle değil, tsunami sızıntıya yol açtı. Ayrıca tesis ömrünü tamamlamıştı. Soğutma sisteminin de çalışmaması reaktörde ısınmaya yol açtı ve ısınan reaktör radyasyon sızıntısına neden oldu” dedi.

NÜKLEER’E KARŞI ÇIKANLAR ERMENİSTAN’I GÖRSÜN

“Diğer taraftan Türkiye’de nükleer enerjiye karşı çıkanların sınıra 16 kilometre uzakta yer alan Ermenistan’daki büyük tehlikeyi görmüyorlar” diyen Karakaya, Türkiye’nin yanı başında patlamaya hazır bir nükleer bomba bulunduğunu kaydetti. 1970’lerin teknolojisiyle yapılan bu tesisin artık ömrünü tamamıyla doldurduğunu ve reaktöre karşı koruma duvarlarının da yetersiz olduğunu aktaran Karakaya, bu tesissin patlamasının Japonya’daki durumdan daha feci olacağını ve Türkiye topraklarının yüzde 30’nda canlı varlığının silinebileceğine dikkat çekti. Sınırdaki bu nükleer bombanın kaldırılması için nükleer enerji komisyonunun Ermenistan’a başvurduğunu hatırlatan Karakaya, şunları kaydetti: “Ermenistan önce kaldıracağını deklare etti. Fakat enerjisinin önemli kısmını bu tesisten sağlıyor. Bunun bilincinde olan Ermenistan tesisi kaldırmaktan vazgeçti. Çünkü enerji ihtiyacını başka türlü sağlayamıyor.”

NÜKLEER TESİS SÖYLENDİĞİ GİBİ TEHLİKELİ DEĞİL

Karakaya, Türkiye’de nükleer tesisin soğutmanın sağlanabilmesi için su kıyılarında ve canlı varlığının az olduğu yerlerde kurulmasının gerekliliğini de belirtti. Bu nedenle Akkuyu, Sinop ve Anamur’da kurulmasının planlandığını ifade eden Karakaya, “Diğer yandan deprem riski de santralin yeri açısından önemlidir. Sinop ve Anamur’a yapılacak tesisin depremden etkilenme riske az. Fakat Akkuyu bölgesi deprem bölgesi içinde yer alıyor dolayısıyla burası tesissin kurulması açısından zayıf bir bölge. Ayrıca günümüz teknolojiyle 7–8 şiddetindeki depreme dayanıklı tesisler de çok rahat yapılabilinir. Koruma katmanlarıyla sızdırmazlık büyük ölçüde önlenebilinir” diye konuştu. Yapılacak bir nükleer santralin 10 yıl hiç atık vermeyeceğine vurgu yapan Prof. Dr. Karakaya, 10 yıl sonra küçük kapsüller halinde bu atıkların güvenli bir yerde yeraltına gömülebileceğini bu şekilde çevreye de zarar verilmeyeceğini belirtti.

ENERJİDE BAĞIMLILIĞI EN AZA İNDİRİR

Nükleerin enerji bağımlığını azaltacağını aktaran Karakaya, şöyle konuştu: “Bugün biz parayla aldığımız doğalgazı elektrik enerjisi üretmede kullanıyoruz. Doğalgaz kesildiğinde ne olacak. Hidroelektrik enerjisi belli bir yerden sonra yetemez dereceye gelecek. Onun için nükleer tesisin yapılması şart. Amerika’da 120’den fazla, Almanya ve Fransa’da 30’dan fazla tesisi var. Bizde niye olmasın. Bugün bir termik santralle atmosfere katı partiküller yaymakta ve havayı kirletmektedir. Oysa nükleer tesis kendi kendine sessiz ve çevreyi kirletmeden çalışan bir yapıdır. Diğer yandan tesis yapıldığı takdirde bu alanda uzmanların sayısı artacak ve nükleerde uzmanlaşmaya gidilmesiyle güvenlik daha da artacaktır.”

GELECEKTE EN İYİ NÜKLEER TESİSLERİ YAPABİLİRİZ

“Türkiye’de 20–30 nükleer tesis yapılmalı” görüşlerini de değerlendiren Karakaya, “İlk baraj yapıldığında yurtdışından gelen uzmanlar 1–2 barajın Türkiye’nin ihtiyacını göreceğini belirtmişlerdi. Bugün ise dünyanın en iyi barajlarını biz yapıyoruz. Yarın da en iyi nükleer tesisleri bu alanda yetişen bilim adamlarıyla yapabiliriz” diye konuştu. Nükleer enerjiden korkulmaması gerektiğini gerekli tedbirlerin alınması ve düzenli kontrolüyle hiçbir tehlike oluşturmadığının altını çizen Karakaya, bunun yanında Türkiye’nin coğrafi yapısı nedeniyle rüzgâr ve güneş enerjisini de değerlendirmesinin önemli olduğunu kaydetti.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.