Konya'nın Evliya Çelebisi

Konya'nın Evliya Çelebisi

Yüzlerce şehir ve yaklaşık 80 ülke gezen Ali Sami Palaz, “Hep şunu söylüyorum. Turist olmayın, gezgin olun. Bir yere başkasının göstermesiyle gitmeyin, kendiniz araştırın, kendiniz gidin ve kendiniz gezin” diye konuştu

CENNET BÖYLE BİR YER OLMALI

80 ülkeden 400 şehri gezen, gittiği yerlerle ilgili televizyon programı çeken ve Köşe Bucak Dünya Dergisi'ni çıkartan Ali Sami Palaz gittiği yerlerle ilgili izlenimlerini bizimle paylaştı. Son seyahat ettiği yer olan Zanzibar Adası'nı anlatan Palaz, “Zanzibar Adası, doğal güzelliği ile o kadar göze batıyor ki, oradayken kendi kendime dedim, cennet olsa olsa böyle bir yer olmalı” ifadelerini kullandı.

img_0151.jpg

AYIN HİMALAYALARA ÇARPACAĞINI DÜŞÜNÜYORSUNUZ

Allah bana nasih etti, Alpler'i gördüm. Kilimanjaro'yu gördüm. Fakat Himalayalar'ı görünce dağların bu kadar yüksek olabileceği aklıma gelmiyordu. O kadar yüksek ki, insan ay oraya çarpacak da orada kalacak diye korkmadan edemiyor. Bir de Wadi Rum'u görüyorsunuz kendinizi Mars'ta zannediyorsunuz” diye konuştu.

dsci3117.jpg

**Öncelikle Köşe Bucak Dünya Dergisi'ni çıkartma kararını nasıl ve neden aldınız?

-2005 yılından bu yana Köşe Bucak Dünya diye bir program çekiyoruz. Çektiğimiz görüntüleri de belgesel olarak çeşitli programlara veriyoruz. Şimdiye kadar Tv5, Dost Tv, Kanal 42 gibi kanallarda programım yayınlandı. Bunu yaparken de elimizde çok döküman birikti. Aynı zamanda ben bir ulusal gazetenin pazar ekinde kültür- sanat yazıları yazmaya başladım. Yine bir ulusal gazetenin hafta sonu ekinde gezi yazıları yazmaya da başladım. Hal böyle olunca ben de dedim ki, bu dökümanlar, bilgiler bende varsa bunu bir de dergiye dökelim. 2010 yılında böyle bir dergi çıkartma kararı aldım. Çıkarttığımız andan itibaren de çok şükür ki içerik kalitemiz hiç düşmedi. Yazı konusunda da, bir satır bile boşa yazılmadı. Biz bu dergide şöyle bir şey yapmayı amaçladık: Çok bilinen yer neresi? Paris. Paris'in en az bilinen yönünü çıkartıyoruz. Ya da dünyada hiç bahsedilmemiş yerler ortaya çıkartıyoruz. İnsanları turistlikten, gezginliğe terfi ettirmek istiyoruz. Çünkü turist kendisine gösterileni görür. Gezgin ise kendi görmek istediğini görür. Televizyon programında bir de şu var. 15-20 saatlik çekim yapıyoruz ve programa gördüğümüz her şeyi aktaramıyoruz. Böyle de bir bilgi aktarma ihtiyacından dolayı da çıktı dergimiz.

gedc2780.jpg

 

**Dergi için ilk gittiğiniz yer neresiydi?

-Tanzanya'nın Zanzibar Adası'ydı. Sadece dergi için gittiğimiz bir yer. Yani televizyon programı için çekim yapmadık. Zanzibar Tanzanya'ya bağlı özerk bir bölge. Bölge o kadar güzeldi ki, bir kaç kez kendime vurdum, bunlar gerçek mi diye. Turkuaz denizi, palmiye adalarıyla cennet gibi bir yerdi. Orada köleler Avrupa'ya taşınırken, Prison Island'ta toplanmışlar, adından da anlaşılacağı gibi burada hapsedilip Avrupa'ya köle olarak gitmişler. Bu tabi içimizi burkuyor. Bu kadar güzel bir tabiatın içerisinde böyle acı olaylar nasıl yaşanıyor diye insan şaşırıyor.

sl732752.jpg

**Gittiğiniz ülkeleri nasıl seçiyorsunuz? Bir listeniz mi var yoksa tamamen doğaçlama mı karar veriyorsunuz?

-Nasip diyoruz. Bir yol haritamız yok. Tamamen doğal olarak, seçiyoruz gitmek istediğimiz yerleri. En son Nepal'e giderken, başka nereye gideyim diye düşündüm. Önce Güney Amerika ülkelerine gideyim dedim. Sonra oradan Afrika'ya geçeyim, hiç aklımda yokken Delhi'ye ineyim oradan da Nepal'e geçeyim dedim. Yani tamamen birden bire, bazen yolculuk sırasında verilen kararlarla bir yerlere gidiyorum. Delhi'ye inmek de baya zordur. Hindistan vizesi Almanya vizesi gibidir. Bir sürü evrak istiyorlar. Sonra bu evraklarla uğraşmıyom zaman kaybı açısından, direk Nepal'e gitme kararı aldım. İçime öyle doğdu Nepal'e gittim. İyi ki de gitmişim diyorum. Merak aslında burada gittiğimiz yerde seçici rol oynuyor. Dünyada insanlar kendi şehrinde bile gezgin olabilir. Ama biz başka bir coğrafyada uyanmayı sevdiğimiz için, internetten bakıp gidiyoruz.

20150318-img_0768.jpg

**Peki en çok hangi ülkeden etkilendiniz?

-Aslında her bir bölgenin farklı bir yerinden etkileniyorsunuz. Derginin bir sayısında, 'Dağların bu kadar  yüksek olabileceğini bilmiyordum' diye bir cümle var. Allah bana nasih etti, Alpler'i gördüm. Kilimanjaro'yu gördüm. Fakat Himalayalar'ı görünce dağların bu kadar yüksek olabileceği aklıma gelmiyordu. O kadar yüksek ki, insan ay oraya çarpacak da orada kalacak diye korkmadan edemiyor. Şimdi Wadi Rum'u görüyorsunuz kendinizi Mars'ta zannediyorsunuz. Zanzibar'dan çok etkileniyorsunuz, cennet olsa olsa böyle bir yer olabilir diyorsunuz. Nepal'in insanlarından çok etkilendim. Çünkü korkunç derecede farklı bir mistik havası var. Orada hayat gerçekten de başka akıyor. Oradaki mistik hava halkın ve şehrin üzerinde. Yani demek istediğim her yerden etkileniyorsunuz. En az etkilendiğim yer ise Avrupa'dır. Avrupa'da her yer sanki birbirine benziyormuş gibi. Avrupa öyle bir yer ki kendinizi sanki Konya sokaklarında zannediyorsunuz. Nepal'de Chitwan ve Pokhara bölgesindeki havayı Avrupa'nın hiçbir yerinde bulamazsınız. Chitwan'da mesela etrafınızdan tavus kuşları uçuyor. Sağınızda timsahlar, solunuzda gergedanlar var. Yani büyülü bir atmosfer.

dsci0570.jpg

**İki kere gittiğiniz bir ülke oldu mu?

-Çok oldu. Gittiğim bazı ülkelere gitmişim saymıyorum. 7 kere gittiğim ülkeler var. Mecburiyetten gittiğim ülkeler de var. İş icabı olarak. Ancak tekrar tekrar görmek için gittiğim ülkeler var. Mesela ben bir ay önce Nepal'e gittim ama bir kez daha gideceğim. Bir de Nepal'e bize şunu sordular, kaç gün kalacaksınız? Biz de 10 günlüğüne buradayız dediğimizde insanlar şaşırıyordu. Çünkü Nepal en az 30 günde anlaşılacak bir ülke. Ülkeye ancak bu zaman aralığında doyabilirsiniz.

img_2345.jpg

**Toplamda kaç ülkeye gittiniz?

-Rakam telaffuz etmeyi sevmiyorum. Rakamları sadece büyükler sever. Adama soruyorsun kaç ülke gezdin? Yüz. Peki diyorsun ne gördün? Klişe olan yani ona gösterilenin dışında bir cevap alamazsınız. Mekke'ye gitmiş adam anlatıyor, 'Mekke diye bir şehre gittim, orada kare 12 metre boyunda bir bina vardı ve herkes etrafında dönüyordu. İlginç bir binaydı.' Ya da adam Paris'e gitmiş, Eyfel Kulesi'nin arkasındaki otelde kalmış ama Eyfel Kulesi'ne gitmemiş. Adam 100 ülke gezmiş ama hiçbir yer görmemiş. Gördüğü şey cadde, sokak, araba. Kaç ülke gezdiğiniz o kadar da önemli değil. Önemli olan ne gördüğünüz. Ben de gitmeyi nitelikle ölçüyorum. Mesela birisi, ben 100 ülke gezdim deyinci millet 'Aaa' diyor. Ben 400 şehrin üstünde ve yaklaşık 80'in üstünde ülkeye gittim. Ama kendi kriterlerime bakarsam bazılarını hiç görmedim. Bazılarını ise tamamıyla karış karış gördüm.

img_2367.jpg

**Yurtdışına giden kişilere söylenen bir klişe vardır. 'Kendi ülkeni bitirdin de mi, başka ülkelere gidiyorsun' derler. Aynı soruyu size sormak gerekirse, Türkiye'de gitmediğiniz bölge var mı?

-Aslında evet bu soruya sürekli maruz kalmasam da sıkça sorulan bir şey. Türkiye'nin elbette doğal, tarihi yerlerini gördüm. Ancak kendi kriterlerim açısından Türkiye ile ilgili dergiye gezi yazısı yazmıyorum. Çeşitli vesilelerle Türkiye'yi gezmek nasip oldu ama benim yazılarım dünya ile alakalı. Dergide Türkiye'yi yazan arkadaşlarımız var. Ayrıca dergimizde ilginç kolleksiyonerlerden bahsediyoruz. Telefon kartı kolleksiyonu, anahtar, kalem gibi enteresan şeylerin kolleksiyonunu yapanları dergimize taşıyoruz.

img_5340.jpg

**Türkiye'yi gezmiş birisi olarak siz neden Türkiye'yi yazmıyorsunuz?

-Gezi programı çekmek veya yazmak zor bir olay aslında. İzinler, ekipman sıkıntıları, ulaşım sıkıntıları gibi problemler var. Türkiye'yi yazmamamın özel bir nedeni yok. Sadece herkesin tek bir konuda uzmanlaşması gerektiğini düşünüyorum. Böylelikle yapılan işin en güzeli ortaya çıkacaktır. Ben hem dünyanın çeşitli bölgelerinde 15-20 gün kalıp, her gün bir yere gidip ve bu gidilen yerlerde çekimler yapıp, dergi için notlar alırken, hem de Türkiye ile ilgili yazı yazsam iki işim de verimli olmayacaktır. Onun yerine zamanı ve imkanı daha müsait olan bir arkadaşımızın yazmasının daha doğru olduğunu düşünerek Türkiye ile ilgili yazı yazmıyorum. Mesela dergimizde dünya mutfağı ile ilgili yazan bir arkadaşımız var. Ben tutup da bu arkadaşımıza Türkiye'den Gaziantep'i yaz diyemem.

photo24_28.jpg

**Peki gidip de pişman olduğunuz, keşke gelmeseydim dediğiniz bir yer oldu mu?

-Bir şeyi gördüğünüz zaman bunun hakkını vermeniz gerekir. Kirlenmiş otomobil görseniz bunu yıkama mecburiyeti hissedersiniz. Pantolonuna bir şey döküldüğünü görürseniz bunu silmeniz gerekir. Gittiğiniz ülkelerde de ızdırap içinde bir hayat gördünüz zaman gereğini yapmanız gerekir. Aklınız da orada kalıyor. Görüyorsunuz ve keşke görmeseydim diyorsunuz. Çünkü artık rahat yemek yiyemiyorsunuz ve rahat uyuyamıyorsunuz. Bir yerden gelip de rahat yemek yiyemediğim ve uyuyamadığım dönemler oldu. İşte o zaman diyorsunuz ki keşke gitmeseydim ve keşke görmeseydim. Lübnan'a İsrail saldırısı sonrası gittik. Kadın fabrikada çalışıyor.  Saat 4'te çocuğunun vefatı haberini alıyor. Kadın çocuğunu defnediyor, sabah 8 buçukta yine işte çalışıyor. Çünkü çalışmasa aç kalacak. Ailesinin diğer bireylerine kim bakıyor diye sorduk kadına, çocuklardan 8 yaşında olan en büyükleri çalışarak bakıyor. Mesela bizi Zanzibar'da gezdiren arkadaş biraz sendeliyordu. Dışarıdan görseniz uyuşturucu kullanmış gibi bir hali vardı. Bir meyve aldık ve bir yere oturduk. Yemeye başladığımızda şakayla '3 gündür aç gibisin, ne bu halin' dedim. Adam bana aynen şunu dedi, 'Evet 3 gündür açım.'

MERHABA ŞEHİR

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.