Konya'da buğday üretimi azalacak      

Konya'da buğday üretimi azalacak      

Buğdaya verilen desteğin artırılması gerektiğine dikkat çeken Ulusal Hububat Konseyi, yayımladığı raporda Türkiye'nin üretim üssü olan Konya'da 2020 yılı buğday üretiminin uzun yıllar ortalamasının yüzde 3 altında olacağını öngördüklerini dile getirdi

Ulusal Hububat Konseyi tarafından 2020 yılı Nizan ayı ülkesel buğday, arpa, çavdar ve yulaf raporu açıklandı. Bölgenin en büyük buğday üretim alanı olan ve Konya Kapalı havzasını oluşturan Aksaray, Karaman, Konya ve Niğde illerinin yüksek aldığını söyleyen Konsey, “Yine Konya Kapalı Havzasında bölge ortalamasına göre yağış yüksekliğinin daha yüksek olması dikkati çekmiştir. Mart ayı yağışlar bölgede uzun yıllar ortalaması düzeyinde gerçekleşirken, buğday ambarı olarak bilinen Konya Kapalı Havzasındaki yağışların ortalamaların üzerinde olduğu görülmüştür.  Bölge sonbahar aylarında oldukça düşük yağış almış, kış mevsiminde ve mart ayında özellikle de Konya kapalı havzasındaki illerin daha fazla yağış aldıkları görülmüştür. Nisan ayında bölge genelindeki yağış düşüşü dikkat çekmiştir. Mayıs ayının ilk haftasında bölge genelinde özellikle buğday ambarı olarak bilinen Konya Kapalı havzasında düşen yağışların rekolte üzerinde olumlu etki edeceği beklentisi oluşturmuştur. Tüm bu veriler birlikte değerlendirildiğinde bölgede buğday üretiminin uzun yıllar ortalamasının yüzde 3 altında gerçekleşebileceği öngörülmektedir” dedi. 

DESTEKLERİN ARTIRILMASI KAÇINILMAZ GERÇEKTİR

Dünyanın etkileri keskin, süresi ise öngörülemeyen global bir pandemi ile karşı karşıya kaldığını da raporda dile getiren Konsey, şu ifadelere yer verdi: “Bu krizden tarım-gıda sektörünün en fazla etkilenecek sektör olacağı değerlendirilmektedir. Nitekim; COVİD-19 salgınından en çok dış ticaret etkilenmekte, oluşan lojistik sorunlar nedeni ile dış ticaret dengesinde bozulma sinyalleri gelmektedir. Bütün bunlar tarım ve gıda sektöründe de küresel ölçekte bir kriz yaşanması endişesini beraberinde getirmektedir. Pandeminin doğal sonucu olarak; lojistikteki yavaşlama, deniz ve kara taşımacılığında uygulanan sıkı sağlık tedbirleri ve sayıları otuzu geçen ülkenin tarım ürünleri ihracatına kısıtlama getirmesi ya da kısıtlama hazırlığı yapması (Rusya, Ukrayna, Kazakistan gibi hammadde temininde güçlü ilişkilerimiz olan ülkelerin de) dünya genelinde gıda fiyatlarının yükselmesi eğilimini ortaya çıkmıştır. Nitekim dünya buğday üretimin artacağı ve stokların rekor seviyeye ulaşacağı bilinmekle birlikte, yukarıda sıralanan sebeplerle buğday fiyatlarında yükseliş söz konusudur. Yeni hasadın başlamasının fiyat yükselişini frenleyeceği beklentisi olsa da şu an buğday fiyatları FOB 225 dolar/ton civarındadır. Pandemi sürecinde gelişmiş birçok ülkede dahi market rafları boşalırken, Türkiye’de gıda sorunu yaşanmaması, ülkemizin tarım-gıda potansiyelinin yüksekliğine işaret etmektedir. Bu anlamda çiftçilerimizin, başta ziraat mühendisleri olmak üzere sektöre hizmet sağlayan tüm teknik personelin, ilgili tüm kurum ve kuruluşların, karar alma süreçlerini başarı ile yöneten Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ve TMO’nun kutlanması altı çizilmesi gereken bir husustur. Gelinen nokta daha önceki birçok krizde olduğu gibi üretimin ve gıdada kendimize yeterliliğin önemini bir kez daha ortaya çıkarmıştır. Paranız olsa da istediğiniz ürünleri bu dönemlerde satın alamama riski daima göz önünde bulundurulmalı ve özellikle buğday gibi stratejik ürünlerde tercih ve politikalar daima üretimden yana olmalıdır. TMO’nun piyasayı regüle edici fonksiyonu yanında buğday gibi stratejik ürünlerde özellikle sıklıkla yaşanan krizleri de göz önünde bulundurarak, yeterli stok yapması hayati öneme haizdir. Şu anda TMO’nun buğday satışlarına devam ettiği görülmekte, Nisan ve Mayıs ayları ihtiyaçlarının sorun olmadan stoklardan karşılanacağı anlaşılmakla birlikte, gerek sektör ve gerek ise TMO’nun yeni sezona stoksuz gireceği görülmektedir. TMO’nun bundan sonraki stratejisinin dışarıdan kısıtlı buğday alınacağı öngörüsü ve mamul madde ihracatı için ihtiyaç duyulacak hammaddeyi de temin etme zorunluluğunu göz önünde bulundurarak çok daha fazla miktarda stok planlaması ve bunu kalıcı bir politika haline getirmesi beklenilmektedir. Bu stratejide lisanslı depolar da önemli bir araç olup, özel sektörün de planlı bir şekilde bu sürece dahil edilmesi önemlidir. Buğdayda ekonomik üretim ortamının zorlanması sonucu, buğday ekim alanlarında görülen düşüş, gıda güvenliği açısından önemli riskler oluşturmaktadır. Buğdaya verilen ve yıllardır aynı kalan  5 kuruşluk desteğin 10 kuruşa çıkarılması çok olumlu bir yaklaşım olarak değerlendirilmiş ve takdirle karşılanmıştır. Ancak bu artışın yıllardır yapılmadığı gerçeğinden hareketle hissedilir bir etki oluşturması için bu rakamın en az 20-25 kuruşa yükseltilmesi önerilmektedir.  Uluslararası piyasalardan da kaynaklanan ekonomik sorunlar sebebi ile girdi fiyatlarının yükselmesi üreticinin finansmanını çok daha önemli hale getirmiştir. Üretici Birlik ve Kooperatiflerinin (Tarım Kredi Kooperatifleri, Pancar Ekicileri Kooperatifleri gibi) üye üreticilerine girdi temini uygulamaları daha etkin devam etmelidir. Ayrıca Ziraat Bankası’nın bu konuda üstlendiği rol; daha kolaylaştırıcı ve etkin olmalıdır. Pandeminin doğal sonucu olarak petrole olan talebin azalması sonucu petrol fiyatlarının oldukça düşük seviyeye inmesi tarımsal üretim açısından bu üretim sezonuna olumlu yansımaları olabileceği değerlendirilmekle birlikte, bunun kalıcı hale gelmesi ve üretim üzerine enerji maliyeti baskısının hafifletilmesi için kalıcı uygulamalar geliştirilmelidir.”

HABER MERKEZİ 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.