Konya'da bakımsızlığa terk edilen tarihi yapı: Başarakavak Hanı
Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Muammer Ulutürk, halk arasında “Başaralı Hanı” olarak bilinen tarihî yapıya ilişkin yaptığı açıklamada, eserin hem mimari özellikleri hem de tarihsel arka planı bakımından korunması gereken önemli bir kültür varlığı olduğunu belirtti. Ulutürk, yapının Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 18 Mart 1988 tarih ve 124 sayılı kararıyla tescil edildiğini hatırlatarak, buna rağmen yeterli koruma ve bakımın sağlanamamasının dikkat çekici olduğunu ifade etti.

'İLERİ DÜZEY BİR USTALIK VE TEKNİK BİRİKİM VAR'
Ulutürk, yapının uzun yıllara rağmen büyük ölçüde sağlamlığını koruyarak günümüze ulaşmasının dikkat çekici olduğunu ifade etti. İnşasında kesme taş kullanılan yapının iç mekânında kemerlerle birbirinden ayrılan bölümlerin yer aldığını, bu alanların ise tonoz örtü sistemiyle kapatıldığını belirtti. Söz konusu mimari düzenlemenin, yapının inşa sürecinde ileri düzey bir ustalık ve teknik birikimin kullanıldığını ortaya koyduğunu dile getirdi. Mevcut durumuyla yapının bakımsızlığa terk edildiğini belirten Ulutürk, bu durumun kültürel mirasın korunmasına yönelik anlayışla bağdaşmadığını ifade ederek, ilgili kurumların gecikmeden harekete geçmesi gerektiğini kaydetti. Ulutürk ayrıca, yapının plan ve mekân düzeninin klasik bir han yapısından farklı özellikler taşıdığına dikkat çekerek, geçmişte farklı işlevlerle kullanılmış olabileceği ihtimalinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti.

'DEBBAĞLIK MESLEĞİYLE UĞRAŞIYORMUŞ'
Yapının adının kökenine de değinen Ulutürk, “Başara adı, Selçuklu dönemine uzanan köklü bir geçmişe işaret etmektedir. Türkiye Selçuklularının son dönemlerinde Konya çevresinde tanınan Ahilerden biri olan Başara Bey, debbağlık mesleğiyle uğraşan önemli bir isimdir. Ahi Başara, Ahi Türk’ün kardeşi ve Hüsameddin Çelebi’nin amcası olarak bilinmektedir. Ahi geleneğinde ‘Büyük Ahi’ unvanıyla anılan bu şahsiyet, Moğol baskılarının arttığı süreçte birçok Ahi ve Türkmen ile birlikte Konya’dan ayrılmak zorunda kalmıştır. Bu göç sırasında Ahi Başara ve ona bağlı topluluklar, Konya’nın kuzeyinde bugün Başarakavak olarak bilinen bölgeye yerleşmiştir” ifadelerini kullandı.
YAPI KORUMA ALTINA ALINMALI
Açıklamasının sonunda Doç. Dr. Muammer Ulutürk, yapının yalnızca yerel değil, bölgesel tarih açısından da önemli bir miras olduğunu vurgulayarak, “Bu tür yapılar geçmişten günümüze uzanan kültürel sürekliliğin somut göstergeleridir. Bu nedenle koruma altına alınmalı, bilimsel restorasyon süreçleri titizlikle yürütülmeli ve gelecek nesillere sağlıklı biçimde aktarılmalıdır” dedi.
Kaynak:Erkan Asan





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.