Komşuluk deforme oluyor

Komşuluk deforme oluyor
Toplu konutların yükselmesi ile birlikte sosyal ilişkilerin de yavaşladığını belirten Yrd. Doç. Dr. Ahmet Koyuncu, “Toplu konutların yükseldiği kent hayatında geleneksel anlamdaki mahalle bilinci ve kültürü deforme oluyor” dedi

Geniş aileden çekirdek aileye dönüşen toplum, artık çekirdek aileden de bireye doğru eğilmeye başladı. Bu eğilimler sonucunda ise, insan başta topluma olmak üzere yaşadığı sitedeki komşularına varıncaya kadar yabancılaşıyor. Toplu konutlar da bu yabancılaşmaların bir parçası oldu. İnsanların yaşamlarını kolaylaştıran toplu konutlar, aynı zamanda toplumsal olarak bazı olumsuzlukları da beraberinde getirdi. Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Yrd.Doç.Dr. Ahmet Koyuncu, mahallenin geçmişte yüklenen anlam ve üstlendiği işlev açısından, toplu konutların geleneksel mahalle kültürüne olumsuz etkilerinin doğru olduğunu söyledi. Mahalle deyince akla yardımlaşma, dayanışma, samimiyet, güvenlik ve komşuluk gibi kavramların geldiğini belirten Koyuncu, toplu konutlar ile geleneksel anlamdaki mahalle bilincinin deforme olduğunu söyleyerek, “Toplu konutların yükseldiği kent hayatında başta aidiyet olmak üzere bu unsurların varlığını sürdürmesi ve geçmişte olduğu kadar işlevsel olması hem mekansal olarak, hem de bu mekansal yapının da bir sonucu olan sosyal ilişkiler açısından pek mümkün görünmüyor. Bu sürecin doğası gereği geleneksel anlamdaki mahalle bilinci ve kültürü deforme oluyor” dedi.

GELENEKSEL KOMŞULUK OLUMSUZ ETKİLENDİ

Toplu konutlar ile birlikte komşuluk ilişkilerinin eskiye oranla azaldığının bir gerçek olduğunu vurgulayan Koyuncu, her şeye rağmen Türkiye'de Batı'ya oranla komşuluk ilişkilerinin daha önemli bir yere sahip olduğunu belirtti. Koyuncu, “ Kent kurmak aynı zamanda bir mahalle kurmaktır. Mahalle kurmak da komşuluğa davetiye çıkarmaktır. Dolayısıyla mahalle hayatının ya da komşuluğun bittiğini ve bunu sadece toplu konutlara bağlama çok iddialı olur. Ancak modern yaşam ve bunun kent fiziksel mekanındaki yansıması olan toplu konutlar, geleneksel mahalle kültürümüzü ve bilincimizi, buna bağlı olarak geleneksel komşuluk ilişkilerimizi olumsuz etkilemiştir. Dayanışma, yardımlaşma, sevinci ve acıyı birlikte paylaşma, güvenlik, çocukların sosyalleşmesi gibi komşuluğun temel parametrelerinde özellikle erkekler açısından eskiye oranla ciddi bir değişim var. Artık karşı komşunun adını bile bilmeyen, merdiven aralığı ya da asansörde selamlaşmadan öte geçmeyen komşuluklara şahit oluyoruz. Lakin buradan hareketle toplumun tümü böyledir diyemeyiz. Geleneksel komşuluk ilişkileri açısından niteliği ve sıklığı dönüşse de Batı’ya nispetle ülkemizde komşuluğun hâlâ önemli bir yere sahip olduğunu söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı. Özel güvenlik görevlileri ile de korunan sitelerde yaşayan insanların, toplumdan uzaklaştığını dile getiren Koyuncu, bu sitelerde oturan birçok kişinin kendini korumak adına çevrelerinden izole olduklarını belirtti. Koyuncu, “Kapalı kapılar, duvarlar hatta surlar ardında toplumsal hayata bir mesafe koyuluyor. Toplumdan uzaklaşılıyor. Kendi içine kapanılıyor. Bu da doğal olarak geleneksel ilişki biçimlerimizde yozlaşmaya sebep oluyor. Burada yaşayan ve böyle bir yaşama talip olanların üzerinde ittifak ettikleri en temel ortak değer mekansal ve toplumsal ayrışmaya talip olmaları ki, bu sitelerin vaatleri ve sundukları hizmetlerde bu ortak değeri korumak ve yaşatmak üzerinden şekilleniyor. Zaten burada mukim olanların maddi imkan ve siteril yaşam talebi dışında ortak bir özelliğini ya da her birinin onaylayacağı ortak bir değeri bulmak oldukça zor” dedi.

KÖYLERİN TOPLUMSAL YAPISI BOZULMASIN

TOKİ'lerin köylere de girdiğini belirten Koyuncu, buradaki sosyal dokunun bozulmaması için TOKİ'nin araştırmalar yaptığını söyledi. Koyuncu, “Bizim eskiden beri köy olarak bildiğimiz ve bizim belleğimizde hâlâ köy olan yerler kentin çeperine giriyor. Zaten TOKİ’nin toplu konut politikası dikkate alındığında çok istisnai birkaç örnek dışında böyle bir uygulama görmek mümkün değil. Bu zaten fiziksel olarak da anlamlı değil. Ülkemizdeki köylere bakıldığında büyük bir bölümünü 3 ya da 4 blokta toplamamız mümkün. Ama kentin mücavir alanına dahil olan ve ihtiyaca binaen konut inşasına açılan bölgelerde özellikle Konya gibi arazinin müsait olduğu illerde buralarda evlerin yapısal özellikleri korunarak, insani ilişkiler ve sosyal münasebetler korunabilir. TOKİ’de bu eksikliğin farkına vardığından şimdilerde üniversitelerden ve ilgili kurumlardan görüş ve öneri almaya başladı” dedi.

MUSTAFA ÖZÇELİK
 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.