Kezban Şimşek: İsraf 

Kezban Şimşek: İsraf 

Siyasi Partilerin Konya’daki il başkan yardımcıları; siyasi görüşlerini, fikirlerini, şehrin sorunlarını ve çözüm önerilerini Merhaba Gazetesi “Siyasetin Nabzı” sayfaları için kaleme aldı.

BBP Konya İl Kadın Kolları Başkanı Kezban Şimşek 

İsraf 

Dilimize Arapçadan geçmiş bir kelime ‘israf’… ‘Harcamak, tüketmek’ anlamındaki ‘sarf’ kökünden türemiş. ‘Masraf’ ve ‘’tasarruf’ da aynı kökten gelen kelimeler…

 

İsraf, sözlükte ‘gereksiz harcama, gereksiz tüketim, savurganlık, tutumsuzluk’ demek. Ki aynı zamanda dinimizce ayetle kesin olarak haram kıldığı bir eylem…

 

Cenab-ı Allah A’raf Suresi, 31. ayetinde: “Ey Âdemoğulları! Her mescitte ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü o, israf edenleri sevmez.” Ve Enam Suresi, 141. ayetinde “…Hasat günü de hakkını (öşürünü) verin; fakat israf etmeyin; çünkü O, israf edenleri sevmez.”  buyuruyor. 

 

İsrafla ilgili ayetlerin yanı sıra Peygamber Efendimiz (SAV)’’in “İktisat eden zenginleşir, israf eden fakirleşir.” Hadisi, “Yiyip için, giyinin ve tasadduk edin; Fakat israf ve kibirden sakının!” ve “Her istediğini yemek israftandır.” Hadisleri de israfın ne kadar yanlış ve dinimizce yasaklana bir eylem olduğuna işarettir.

 

İsraf denince sadece mutfaktan bir ekmeğin ya da bir kap yemeğin çöpe atılması anlaşılmasın.  Günümüzde israf hayatın her alanında mümkün… Sürekli eşya yenilemek israf değil mi? İçi boş, saçma sapan, toplumu özünden uzaklaştıran bir televizyon programını saatlerce izlemek, israf değil mi? Bir Japon aile 40 metrekarelik bir eve sığarken bizim 200 hatta 240 metrekarelik evlere yayılmamız israf değil mi?

 

‘Nimet israfı, eşya israfı, zaman israfı, mekân israfı’ ve benzer başlıklara hayatın daha pek çok alanından ‘hayrın israfı, infak israfı, aklın israfı, lisanın israfı, ibadetin israfı, insan israfı’ gibi başlıklar eklenebilir.

 

İsraftan kaşınmanın ölçüsü dinimizin emirleri çerçevesinde yaşamaktır. Yemede içmede ölçü bellidir. Hayır hasenatta, infak etmede ölçü bellidir. Harcamada ölçü bellidir. Varlığımızı çocuklarımıza pay etmede ölçü bellidir. Bizim yapmamız gereken tek şey hayatımızın her alanında dinimizin ve Peygamberimizin tavsiye ettiği ölçüleri dikkate alıp uygulamaktır.

 

İsraftan kaçınmanın yanı sıra tasarruf etmek, tasarruflu olmak da dinimizce tavsiye edilmiştir. Tasarrufun ölçüsü de cimriliğe kaçmamaktır. Peygamber Efendimiz (SAV), “Tasarruf eden sıkıntı görmez.” buyurarak bugünkü ekonominin temel prensibini belirlemiştir. Ayrıca “Malın bir kısmını kendin için tut. Bu senin için daha hayırlıdır. İktisat ve tutuma riayet edeni Allah zengin kılar. İsraf ve sefahate dalanı da fakir kılar. İktisada riayet eden yoksulluk görmez. Her işinizde iktisat yolunu tutunuz.” buyurmuştur.

 

Her mümin insana israftan kaçınma ve tasarruflu davranma tavsiye edilirken yönetenler bundan muaf mıdır? Elbette ki değil! Bu sebeple de ‘İtibardan tasarruf olmaz.’ gibi bir mantık İslamî sorumlulukla bağdaşmaz. Evinin iaşesinden önce Ashab-ı Suffe’nin iaşesini düşünen o Peygamber (SAV) ‘İtibardan tasarruf olmaz!’ ya da ‘Peygamberin ve ehl-i beytinin iaşesi ümmetin ihtiyaçlarından önce gelir.’ diyemez miydi?

 

Bütün bu düşünceler çerçevesinde bir Müslüman olarak yapmamız gereken şey Cenab-ı Allah’ın hükümlerini ve onun Resul’ünün tavsiyelerini hayatımıza hâkim kılmak ve mümkün olduğunca israftan kaçınıp tasarrufa önem vermektir.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum