Karar hukuki değil
Yayınlanma:
Danıştay 8. Dairesi, ALES’e başörtüsü ile girmenin önünü açan kılavuzun yürütmesini durdurdu. Konya Barosu ve HUDER verilen kararın hukuki olmaktan uzak olduğunu belirtti.
Danıştay 8.Dairesi, 2010 Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı’na (ALES) başörtüsü ile girmenin önünü açan ALES Sonbahar Dönemi kılavuzunun yürütmesini durdurdu. Danıştay 8.Dairesi, bir eğitim sendikasının YÖK’ün Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı Sonbahar Dönemi kılavuzunda yer alan ve adayların sınava başörtüsü ile katılmasına imkân sağlayan düzenlemelerin iptali ve yürütmesinin durdurulması talebini görüştü. Daire oybirliği ile ALES’e başörtüyle girilmesinin önünü açan kılavuzun yürütmesini durdurma kararı aldı. Gerekçeli kararda ise, “Adayların gerek başvuru sırasında fotoğraf çektirirken, gerek sınava girerken yanında bulunduracağı fotoğrafta başlarının çeşitli nesnelerle kapatılmasına ve sınava bu şekilde girmesine olanak sağlanacağından fiziksel olarak teşhislerinde güçlük oluşacağı gibi sınav güvenliği açısından da olumsuz sonuçlar yaratabilir” denildi.
“KARAR HUKUKİ OLMAKTAN UZAK”
Danıştay’ın kararına tepki gösteren Konya Barosu, kararın hukuki olmadığını belirtti. Konya Baro Başkanı Av. Fevzi Kayacan tarafından yazılı olarak yapılan açıklamada Danıştay 8. Dairesi tarafından verilen kararın hukuki olmaktan uzak olduğu ifade edildi. “Her şeyden önce idari yargı yerlerinde tartışılan, sorgulanan idari işlemlerdir. Ortada idari işlem olmadan yargı yerlerince hukuki denetim yapılamaz” diyen Fevzi Kayacan, şunları kaydetti: “Karar hukuk ilkelerine karşın ideolojik argümanlarla verilmiştir. Anayasanın 125. ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2’inci maddesinde belirtilen ‘yargı yerlerince yerindelik denetimi yapılamaz” kuralına karşın yürütmeyi durdurma kararı verilmesi temel hukuk ilkeleriyle çelişmiştir. Yargı yerleri yerindelik değil, hukuki denetim yapabilirler. Anılan karar ile bu temel ilke açıkça ihlal edilmiş, yargısal güçle ideolojik ve yasakçı bir karara imza atılmıştır. Bireylerin en temel haklardan olan eğitim hakkını özgürce kullanmaları Türk Milletinin öteden beri arzusudur. Esasen bu konuda toplumun her kademesinde mutabakat da vardır. Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan mahkemelerin Millete rağmen karar almaları kamu vicdanını sızlatmaktadır.”
“DANIŞTAY İDARENİN YERİNE GEÇMİŞTİR”
Danıştay’ın kararına bir tepkide Hukuki Araştırmalar Derneği Konya Şube Başkanı Özgür Solak’tan geldi. Solak, kararın her yönüyle sakat olduğunu belirterek, ideolojik ve marjinal bir yaklaşımı yansıttığını kaydetti. Solak, “Karar hukuki hiçbir temele ve esasa dayanmadığı gibi, usul bakımından da hatalıdır. Bu yaklaşım Danıştay’ın İdarenin yerine geçmesi ve idare gibi hareket etmesinden kaynaklanmaktadır. Sınava nasıl girileceğine ilişkin karar yetkisi idareye ait bir yetkidir. Danıştay’ın idare yerine geçip, ‘şu ifadelerin de yazılması gerekir’ şeklindeki yaklaşımı açıkça kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırıdır. Referandumda halkın yüksek düzeyli desteğiyle kabul edilen düzenlemelerde de bu kuvvetler ayrılığını güçlendiren düzenlemelere yer verilmesine rağmen, Danıştay’ın kendisini idare yerine koyması anayasaya da aykırılık taşımaktadır” dedi.
HASAN AYHAN
“KARAR HUKUKİ OLMAKTAN UZAK”
Danıştay’ın kararına tepki gösteren Konya Barosu, kararın hukuki olmadığını belirtti. Konya Baro Başkanı Av. Fevzi Kayacan tarafından yazılı olarak yapılan açıklamada Danıştay 8. Dairesi tarafından verilen kararın hukuki olmaktan uzak olduğu ifade edildi. “Her şeyden önce idari yargı yerlerinde tartışılan, sorgulanan idari işlemlerdir. Ortada idari işlem olmadan yargı yerlerince hukuki denetim yapılamaz” diyen Fevzi Kayacan, şunları kaydetti: “Karar hukuk ilkelerine karşın ideolojik argümanlarla verilmiştir. Anayasanın 125. ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2’inci maddesinde belirtilen ‘yargı yerlerince yerindelik denetimi yapılamaz” kuralına karşın yürütmeyi durdurma kararı verilmesi temel hukuk ilkeleriyle çelişmiştir. Yargı yerleri yerindelik değil, hukuki denetim yapabilirler. Anılan karar ile bu temel ilke açıkça ihlal edilmiş, yargısal güçle ideolojik ve yasakçı bir karara imza atılmıştır. Bireylerin en temel haklardan olan eğitim hakkını özgürce kullanmaları Türk Milletinin öteden beri arzusudur. Esasen bu konuda toplumun her kademesinde mutabakat da vardır. Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan mahkemelerin Millete rağmen karar almaları kamu vicdanını sızlatmaktadır.”
“DANIŞTAY İDARENİN YERİNE GEÇMİŞTİR”
Danıştay’ın kararına bir tepkide Hukuki Araştırmalar Derneği Konya Şube Başkanı Özgür Solak’tan geldi. Solak, kararın her yönüyle sakat olduğunu belirterek, ideolojik ve marjinal bir yaklaşımı yansıttığını kaydetti. Solak, “Karar hukuki hiçbir temele ve esasa dayanmadığı gibi, usul bakımından da hatalıdır. Bu yaklaşım Danıştay’ın İdarenin yerine geçmesi ve idare gibi hareket etmesinden kaynaklanmaktadır. Sınava nasıl girileceğine ilişkin karar yetkisi idareye ait bir yetkidir. Danıştay’ın idare yerine geçip, ‘şu ifadelerin de yazılması gerekir’ şeklindeki yaklaşımı açıkça kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırıdır. Referandumda halkın yüksek düzeyli desteğiyle kabul edilen düzenlemelerde de bu kuvvetler ayrılığını güçlendiren düzenlemelere yer verilmesine rağmen, Danıştay’ın kendisini idare yerine koyması anayasaya da aykırılık taşımaktadır” dedi.
HASAN AYHAN





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.