Karaman: Necmettin Erbakan olsaydı İsrail tek kurşun atamazdı

Karaman: Necmettin Erbakan olsaydı İsrail tek kurşun atamazdı
Saadet Partisi Samsun Milletvekili Mehmet Karaman, merhabahaber'e özel açıklamalarda bulundu. Karaman, "Planları Erbakan bozdu, çözüm yine Milli Görüşte" dedi.

Orta Doğu’daki ateş çemberinden Türkiye’deki ekonomik buhrana, gençliği tehdit eden sanal kumardan, belediyelerin borç batağına kadar pek çok konuda tespitler yaparak, çarenin 1969’da Konya’dan yükselen Milli Görüş ruhunda olduğunu ifade eden Saadet Partisi Samsun Milletvekili Mehmet Karaman, gündeme dair önemli açıklamalar yaptı.

Özellikle bölgedeki sıcak çatışmaların arkasındaki Siyonist emellere dikkat çeken Mehmet Karaman, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın yıllar öncesinden yaptığı uyarıların bugün tek tek gerçekleştiğini vurguladı.

'DİK DURUŞUN ADRESİ MİLLİ GÖRÜŞTÜR'

İran-İsrail gerilimi üzerinden uluslararası siyaseti değerlendiren Milletvekili Karaman, Büyük İsrail Projesi’nin (BİP) tarihsel sürecine değindi. 1897 Basel Konferansı’nda alınan kararların yüzüncü yılında, yani 1997’de tamamlanmasının hedeflendiğini belirten Karaman, "Erbakan Hocamız 1993’te bugünleri söyledi. 1997’de Başbakan olmasıyla bu kanlı plan tam 20 yıl ertelendi. Eğer bugün Erbakan Hoca hayatta ve iktidarda olsaydı, ne Amerika ne de İsrail bu bölgede bir tek kurşun atmaya cesaret edebilirdi. İsmail Heniyye’nin de ifade ettiği gibi; Erbakan’ın Başbakanlığı döneminde Gazze’ye bir fiske dahi vurulamamıştı. Bugün Türkiye, komşusu İran’ın yanında dik durmalı ve üslerini Siyonist emellere kullandırmamalıdır. Çünkü bu coğrafyanın güvenliği ancak D-8’in şahsiyetli duruşu ve İslam ülkelerinin sarsılmaz ittifakıyla mümkündür. Batı’nın kurguladığı senaryolarda figüran olmayı reddedip, tarihin bizlere yüklediği o birleştirici liderlik görevini yeniden kuşanmak zorundayız. Şunu kimse unutmamalıdır ki; Türkiye’nin huzuru Kudüs’ün, Bağdat’ın ve Tahran’ın huzurundan bağımsız değildir. Bizler, kapalı kapılar ardındaki karanlık masaları dağıtacak milli bir şuurla hareket etmeli, komşumuzun evindeki yangına su yerine benzin taşıyanlara geçit vermemeliyiz. Ancak bu dik duruş sergilendiğinde bölgedeki kan ve gözyaşı duracak, emperyalizmin sinsi planları bir kez daha tarihin çöplüğüne gömülecektir. Dik duruşun adresi Milli Görüştür" ifadelerini kullandı.

thumbnail-img-8451.jpg

'BELEDİYECİLİK BİZİM İŞİMİZDİR'

Konya’nın Milli Görüş hareketi için sembolden öte 'ana karargâh' olduğunu hatırlatan Saadet Partisi Milletvekili Karaman, Konya'nın belediyecilik geçmişine vurgu yaptı. Konya’nın 1969’da Erbakan’ı bağımsız milletvekili seçerek Milli Görüş meşalesini yaktığını belirten Karaman, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü: "Biz Konya Belediyesi’ni yönetirken kasada parayla devrederdik. Mustafa Özkafa başkanımız, AK Partili yönetime belediyeyi devrederken kasada nakit para vardı. Peki, bugün ne oldu? Konya Belediyesi Türkiye’nin en borçlu belediyeleri arasına girdi. Borçla, faizle hizmet yapılmaz; bu geleceği ipotek altına almaktır. Allah’ın izniyle önümüzdeki seçimlerde Milli Görüş bayrağını yeniden Konya’nın burçlarına dikeceğiz ve halkımızı faiz belediyeciliğinden kurtaracağız. Belediyecilik bizim işimizdir. Bizim dönemimizde atılan her temel, alınan her kuruşun hesabının verildiği bir şeffaflıkla yükselirdi; ne bir yolsuzluk ne de bir israf kapımızdan içeri girebilirdi. Bugünün borç batağına saplanmış yönetim anlayışı, sadece tabelaları boyayıp borç yükünü torunlarımızın omuzlarına yıkarak hizmet ettiğini sanmaktadır. Oysa gerçek belediyecilik, halkın malını yetimin hakkı gibi koruyarak, rantın değil hakkaniyetin merkez olduğu bir şehir inşa etmektir. Konyalı hemşehrilerimiz şundan emin olsun ki; o bereketli günler, rüşvetin ve iltimasın uğramadığı o dürüst yönetim anlayışı Milli Görüş ile şehre geri dönecektir. Kaynaklarımızı faiz lobilerine değil, doğrudan halkın refahına ve üretimine yönlendirerek Konya’yı yeniden model şehir haline getireceğiz."

'GENÇLİK SANAL KUMAR VE UYUŞTURUCU KISKACINDA'

Ülke ekonomisindeki kötü gidişatın sadece bir 'savaş krizi' olmadığını, yönetimdeki yanlış tercihlerden kaynaklandığını ifade eden Mehmet Karaman, toplumsal bir yaranın altını çizdi. İşsizliğin 'ev genci' modelini doğurduğunu söyleyen Karaman, "Gençlerimiz üniversite bitiriyor ama iş yok. Babasından harçlık istemeye utanan genç, çareyi cep telefonundaki sanal bahis sitelerinde, sanal kumarda arıyor. Bu da yetmiyor, uyuşturucu illeti 12 yaşlarına kadar inmiş durumda. Gençlik sanal kumar ve uyuşturucu bağımlılığı kıskancında. Beyin göçüyle doktorlarımızı, mühendislerimizi kaybediyoruz. 54. Hükümet döneminde devlete yük getirmeden, zam yapmadan 30 milyar dolar kaynak bulmuştuk. Bugün ise kaynaklar faize gidiyor. 2 trilyon 700 milyar liranın faize gittiği bir yerde ne yatırım olur ne de gençlere istihdam" dedi.

'D-8 PROJELERİ RAFA KALKMASAYDI BUGÜN DÜNYA DEVİYDİK'

Türkiye’nin sanayileşme hamlesinin engellenmesine dair tarihsel süreçten bahseden Mehmet Karaman, D-8 projesinin önemine dikkat çekti. Endonezya’dan Mısır’a kadar her ülkeye verilen görevlerin bugün dünyayı değiştirebileceğini belirten Karaman, sözlerini şu ifadelerle noktaladı: "Endonezya uçak yapacaktı, Türkiye ilaç sanayisinde devleşecekti. Bu projeler siyasi engellere takılmasaydı, bugün savunma sanayinde de ekonomide de Batı’nın eline bakmazdık. Konya’daki savunma sanayi yatırımlarını tebrik ediyoruz ama bunlar çok daha geniş kapsamlı ve yerli motor hamlesiyle taçlanmalıydı. Saadet Partisi olarak biz halkımızın derdiyle dertlenmeye, Edirne’den Kars’a kadar gitmeye devam edeceğiz. İsrafı durdurduğumuz gün Türkiye şahlanacaktır. Bizim kavgamız sadece montaj sanayiyle değil, bu ülkenin kendi mühendislik dehasını ve teknolojisini dünya devlerinin önüne geçirecek o büyük vizyonu hayata geçirmektir. Gümüş Motor ruhuyla başlayan bu yolculukta, dışa bağımlı her bir vida bile bizim bağımsızlığımızdan verilen bir taviz niteliğindedir. Kaynaklarımızı beton ve gösteriş yerine fabrikalara, AR-GE laboratuvarlarına ve genç beyinlerimize aktardığımızda, Türkiye’nin önünde hiçbir engel duramayacaktır. Kendi ilacımızı üreten, kendi uçağımızı göklerle buluşturan ve ekonomisini üretim çarklarıyla döndüren bir Türkiye, mazlum milletlerin de yegâne umut ışığı olacaktır. Adil bir düzenin kurulması, ancak kendi ayakları üzerinde dimdik duran, tam bağımsız ve sanayileşmiş bir Türkiye ile mümkündür."

Kaynak:Mesut Turan

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.