Karaciğer Nakli Bekleyenlerin Tek Umudu Kadavradan Yapılan Bağışın Artması

Karaciğer Nakli Bekleyenlerin Tek Umudu Kadavradan Yapılan Bağışın Artması

Beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden yapılan bağış, birçok karaciğer hastasının hayata tutunması için tek seçenek olmasına rağmen ülkemizde kadavradan bağış oranının son derece düşük olması, hastaların umudunu azaltıyor.

Beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden yapılan bağış, birçok karaciğer hastasının hayata tutunması için tek seçenek olmasına rağmen ülkemizde kadavradan bağış oranının son derece düşük olması, hastaların umudunu azaltıyor.
Karaciğer nakli bekleme listesinde 2 binden fazla hasta bulunuyor. Bağış yoluyla karaciğer bulunana değin tıbbi tedavi görseler bile, bağış sürecin uzaması hastanın daha kötüye gitmesine neden oluyor. Üstelik karaciğer hastaları böbrek hastaları kadar şanslı değil. Çünkü bekleme sürecinde karaciğer fonksiyonunu destekleyen bir cihaz yok! Oysa böbrek hastaları, gerçek böbreğin yerini tutmasa da, hemodiyaliz tedavileriyle geçici olarak vücut fonksiyonlarını koruyabiliyorlar.
Hastaların karaciğer nakli olabilmesi için iki yol var; ya akraba veya hısımlarından birinden ya da beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden (kadavra) yapılacak karaciğer bağışı. Ülkemizde kadavradan bağış oranının çok düşük olduğuna dikkat çeken Acıbadem Bursa Hastanesi Karaciğer Nakli Bölüm Başkanı Prof. Dr. Remzi Emiroğlu, “Maalesef ki, bilinçsizlik ve çeşitli önyargılar nedeniyle kadavradan bağış oranı çok düşük. Bu durum da, birçok hastanın nakil şansının düşmesi yani kaybedilmesi anlamına geliyor.” diyor. En sık yaygın görülen önyargının, beyin ölümü gerçekleşmiş kişi ile koma halindeki kişinin farkının bilinmemesinden kaynaklandığını belirtiyor.
Beyin ölümü gerçekleşmiş bir kişinin hayatta kalma şansının bulunmadığını belirten Dr. Emiroğlu, şöyle devam ediyor: “Beyindeki tüm kan akımı ve oksijen gidişinin durmuş, beynin tamamen ve geri dönüşü olmaksızın tüm fonksiyonlarını kaybetmesi ‘beyin ölümü’ olarak tanımlanıyor. Bu kişilerde, dışarıdan izlenebilen tek yaşam işareti kalp atışları oluyor. Diğer yaşamsal fonksiyonları tıbbi destek ve solunum cihazıyla sağlanıyor. Öyle ki, bu hastalar solunumları olmadığı için yaşam destekleri kesilir kesilmez yaşamlarını kaybediyorlar. Bu destek vermeye devam edilse bile, bir süre sonra kan dolaşımındaki bozulma nedeniyle beklenen son gerçekleşiyor. Oysa koma halindeki bir hasta için bu durum söz konusu değil. Koma halindeki kişilerin beyin fonksiyonları devam ediyor. Ancak bilinci kapalı oluyor. Belirli bir süre ve tedavi sonrası bu kişilerin bilincinin açılması mümkün.”
Koma ve beyin ölümü gerçekleşmiş kişi arasındaki bu farkın bilinmemesi nedeniyle hayattayken organ bağışlayacak kişilerin ‘acaba ben ölmeden organlarım alınır mı?’ endişesi yaşamasına neden olduğunu söyleyen Prof. Dr. Emiroğlu, bu endişe nedeniyle organ bağış oranının düştüğünü söylüyor. Hiç bir sağlık merkezinde, beyin ölümü gerçekleşmeden organ alınmayacağını dile getiriyor.
CANLI VERİCİLERLE İLGİLİ BİLGİLER
Canlı vericiler, karaciğer nakil operasyonundan sonra 4-7 gün hastanede kalıyor. Bu süre sonrası ağır fiziksel egzersizler dışında normal günlük faaliyetlerine dönebiliyor. Ağır fiziksel faaliyet ve ağırlık kaldırma gibi sporları ise 3 ay sonra yapabiliyor. Parça alınan karaciğer 1 ay sonra ortalama büyüklüğünün yüzde 70-80’ine erişiyor. Normal büyüklüğüne ise 6 ayda ulaşıyor. Karaciğer hızla kendini yenileyerek büyüdüğü için verici ameliyat sonrası bir problem yaşamıyor.

CİHAN

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.