İzmir’deki Kupür Operasyonunda 'Sahte Tutanak Tutuldu' İddiası

İzmir’deki Kupür Operasyonunda 'Sahte Tutanak Tutuldu' İddiası

Hükümete yakın bir gazetede yer alan kupürle İzmir’de polislere yönelik düzenlenen operasyonla ilgili dikkat çeken bir detay ortaya çıktı. Operasyon kapsamında gözaltına alınacak olan 32 kişi arasında bulunan 6 şüphelinin daha önce İstihbarat...

Hükümete yakın bir gazetede yer alan kupürle İzmir’de polislere yönelik düzenlenen operasyonla ilgili dikkat çeken bir detay ortaya çıktı. Operasyon kapsamında gözaltına alınacak olan 32 kişi arasında bulunan 6 şüphelinin daha önce İstihbarat Şube'ye çağrıldığı ve bunlara, ‘amirleriniz aleyhinde ifade verirseniz sizi koruruz’ denildiği iddia edilmişti. Avukatların talebi üzerine emniyet kamera kayıtlarının soruşturma dosyasına girdiği belirtildi. Soruşturma kapsamında Türk Ceza Kanunu’nun 3. maddesinde geçen ‘şüpheliler arasında ayrımcılık yapılmaması’ hususunun çiğnendiği ileri sürüldü. Buna örnek olarak da, operasyondan önce 6 şüpheliye bilgi verilmesi, gözaltına alınan bazı kişilerin telefonla çağrılırken, bazı kişilerin ise evlerine baskın yapılması gösterildi. Polis avukatlarından Ali Aksoy, Terörle Mücadele (TEM) Şubesi’nin sahte tutanak tuttuğunu iddia etti.

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 3. maddesinde şüpheliler arasında ayrımcılığın en temel hukuksuzluk olarak yazıldığını hatırlatan polis avukatlarından Ali Aksoy, “Soruşturmayı yürüten savcılığın talimatıyla şüphelilerden 6 kişi operasyondan önce çağrılıyor. Biz bunun kamera kayıtlarını istedik, bunlar şu an dosyaya girdi. Bu 6 kişi diğer şüphelilerden ayrıştırılarak gözaltı kararlarından haberdar ediliyor. TCK’nın 3. maddesinde ayrımcılık en temel hukuksuzluktur, bu yapılıyor. Ardından sahte tutanak tutuluyor. TEM Şube personeli şöyle tutanak tutuyor; ‘Biz 6 kişinin İstihbarat Şube’de çalıştığını öğrendik ve oraya gittik. Orada gözaltı işlemi yaptık.’ Bu gerçeklerle uyuşmayan bir durum, gerçek değil bu. Çünkü o kişiler oraya gece çağrılıyor zaten. Oradaki İstihbarat Şube'nin talimatlarıyla onlara, ‘avukat bile tutmayacaksınız siz savcılık aşamasında en kötü ihtimalle sorgu hakimi sonrası serbest kalacaksınız’ teminatı veriliyor. Bunun karşılığında onlardan müdürleri ve amirleri aleyhine, ‘bizi zorladılar’ şeklinde telkinler ve beyanatlarda bulunmasını istiyorlar” dedi.

‘KUMPASI HAZIRLAMAK İÇİN İSTİHBARAT ŞUBE KULLANILDI’

İstihbarat Şube'de toplanan 6 şüphelinin durumunu değerlendiren, Aksoy, “Farklı kısımlar var. Farklı kısımların birbirleriyle alakalı önleme dinlemesi veya takip ettiği kişilerle alakalı birbirleriyle bilgi sahibi olmaları mümkün değil. Yasal olarak suç bunu yapamazlar. Fakat ne hikmet ki farklı bürolardan çağrılan bu 6 kişi istihbarat şubede bir büroda toplanıyor. Şimdi C büronun elemanı veya A büronun elamanın oraya toplanması bir kere suç zaten. Oraya giremez normal şartlarda. Bunlar ne yapıyor burada operasyon değil, birilerine kumpas hazırlandığı için, kumpası hazırlamak için İstihbarat Şube kullanılıyor. Bunu da savcılık talimatıyla yapıyorlar. Buna alet olan kolluk personeli, oturuyorlar, ellerinde bir suç yok bir delil yok bu şahısların üzerinde yani ‘kervan yolda dizilir’ misali suç oluşturmaya çalışıyorlar. Tuttukları internet tutanağı dedikleri ayrı bir suçtur, gözaltı tutanağı da ayrı bir suçtur” diye konuştu.

‘BİRİNİ TELEFONLA ÇAĞIRDILAR, DİĞERİNİ 6-7 POLİS ALDI’

Soruşturma kapsamında şüphelilerin gözaltına alınmasında da ayrımcılık yapıldığını ileri süren Avukat Aksoy, “Müvekkillerimden bir tanesi yıllık izninin 8. gününde Ankara’da ailesinin yanında. Adresi belli zaten. Oraya giden 6-7 polis ve bir MİT elemanlarıyla gözaltına alınıyor. Devlet binlerce lira zarara uğratılarak getiriliyor. Çağrılsa gelecek buraya zaten. Halen çalışan bir amir. Ama ailesine falan afişe edilerek getiriliyor. Aynı büronun altındaki elemanı, o da izinde, onu ise telefonla çağırıyorlar ve bu kişi hakkında bir arama kararı çıkarılmıyor. Üstelik, benim müvekkilime sorulacak evrak sayısı 2, o müdür ve amirlerine iftira etme vaadiyle çağrılan elemanın evrak sayısı daha fazla. Yanlışlık varsa sorumlu olacak eleman da o. Onun amiri olan insan apar topar afişe edilerek alınıyor. TCK’nın 3. Maddesinden başladığın zaman ihlal etmeye bunun sonu gelmez. Bu hakikaten A’dan Z’ye hukuksuzluk operasyonuna dönmüş durumda” dedi.

‘ÜLKE SIRTINDAN HANÇERLENMİŞTİR’

Soruşturmaya dahil olan kişilerin organize terör örgütleriyle mücadele eden insanlar olduğunu, bu insanların afişe edildiğini aktaran Ali Aksoy, “Bu insanların birikimleri, çalışmaları hepsi heba edildi. Suç örgütlerine emniyet istihbaratın çalışmasını deşifre ettiniz. Buda yetmiyormuş gibi aldınız bunu TEM Şube’ye verdiniz, bu ayrı bir algı zaten. Örgütlere, devlet eliyle, savcısıyla, hakimiyle, kolluk güçleriyle bu insanları deşifre ettin. Bunun altında çok dehşet bir hukuksuzluk var. Ülkenin sırtından hançerlenmiştir. Bir kişi her şeye karar verecekse A’dan Z’ye hükmü verecekse bu hukuksuzlukta bu ülke gitmez” dedi. Aksoy, istihbarat şubeye giden ve ‘amirlerimiz aleyhinde ifade verin’ denilen 6 kişiden bazılarının mahkemede amir ve müdürlerine iftira attıklarını hatırlatarak, “Bu şahıslara iftira attırıldı. Tamamen hayali. Ölümle korkutup sıtmaya razı etmek gibi. Onlarda iftira attığı şahıslara tazminat ödeyecekler ve ömürleri boyunca bir borçlu olarak yaşayacaklar” dedi.

CİHAN

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.