İthal ette korkunç şüphe!
Konya Kırmızı Et Üreticileri Birliği, uzun süredir sürekli artış eğiliminde olan et fiyatlarının önüne geçmek için hükümetin et ithal etmesinin mantıklı bir çözüm olmadığını bildirdi. Konya Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Nazif Karabulut, birliğin avukatı Ahmet Güral Şağban ve birlik üyelerinin katılımıyla Gazeteciler Cemiyeti’nde bir basın toplantısı düzenleyerek konuyla ilgili görüşlerini aktardı.
DERMAN OLUN DEDİK, ÖLÜM FERMANIMIZI YAZDILAR
İthal ete izin verilmesinin Türk hayvancılığının yok olma gibi büyük bir tehlikeyle karşı karşıya bırakacağını defalarca dile getirdiklerini belirten Nazif Karabulut, yapılan bu uyarıların dikkate alınmadığını ifade etti. Hükümetin yıllardır uyguladığı yanlış tarım ve hayvancılık politikaları neticesinde can çekişen sektöre derman olunması gerekirken, hükümetin aldığı bu kararla besicilerin ölüm fermanını imzaladığını söyleyen Karabulut, “Et fiyatlarındaki artışın sebebi üretici değildir. İhale yapılırken hükümete seslendik, ihale edilen etin devlete maliyetinin 13 TL olacağını, bu fiyatla et vermeye hazır olduğumuzu haykırdık. Dinleyen olmadı, o halde nasıl olur da et fiyatlarındaki artıştan bizler sorumlu tutulabiliriz. Bunun tek sorumlusu hükümettir” dedi.
‘İTHAL ETTE DOMUZ DNA’SI OLABİLİR!’
Türkiye’nin yaptığı et ithali sözleşmesine göre ABD, Brezilya, Uruguay, Arjantin, Letonya ve Macaristan gibi ülkelerden kırmızı et ithal edileceğini belirten Konya Kırmızı Et Üreticileri Birliği Avukatı Ahmet Güral Şağban ise şok bir iddiayı ortaya atarak, ithal edilen etlerde domuz DNA’sı bulunmasının muhtemel olduğunu ifade etti. Bu ülkelerin tamamında besi hayvanlarına domuz yemi yedirildiğini dile getiren Ahmet Güral Şağban, bir çok üniversitede yapılan araştırmada, domuz yemi ile beslenen diğer hayvanların DNA’sında domuz geni olduğunun belirlendiğini söyledi.
ET FİYATININ ARTMASI SÜT TOZU İTHALATINA BAĞLI
2006-2007 yıllarında yaşanan büyük kuraklıkta ve 2008 yılında yapılan süt tozu ithalatında üreticinin düşünülmediğini dile getiren Ahmet Güral Şağban, 1960 yılında 60 milyon dolayında olan küçükbaş hayvan sayısının 2000 yılına gelindiğinde 10 milyona kadar gerilediğini, buna karşılık nüfusun sürekli olarak arttığını ve ete duyulan talebin de aynı oranda arttığını bildirdi. Bu süreç içinde hayvan sayısının azalmasını önlemeye yönelik hiçbir önlem alınmadığını ve nihayetinde ilk krizin 2008 yılında süt sorunuyla kendisini gösterdiğini kaydeden Şağban, “2008 yılında 70 kuruş olan süt, hükümetin süt tozu ithalatıyla 40 kuruşa kadar geriledi. Üretici zarar edince, çaresiz hayvanlarını kesime gönderdi. 2009 yılına kadarki dönemde et fiyatları ciddi manada geriledi. Çünkü süt krizine bağlı olarak kesilen hayvanlar piyasada eti bol hale getirdi. Ve çok kısa bir süre sonra hayvan sayısı tehlikeli boyutlarda azaldı. Buna bağlı olarak piyasadaki et miktarı da azaldı, fiyatlar arttı” dedi. Üreticinin de mağdur durumda olduğunu söyleyen Şağban, yapılan yanlışlara yenilerinin eklenmemesi için pazartesi günü Danıştay’a et ithalatının iptaline yönelik dava açacaklarını sözlerine ekledi.
RASİM ATALAY





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.