İslami anlayışa uygun olmalı

İslami anlayışa uygun olmalı

Konya 2021 5. İslami Dayanışma Oyunları kapsamında Selçuk Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi öncülüğünde düzenlenen ‘İslami Dayanışma Oyunları’ sempozyumunun sonuç bildirgesi yayınlandı

Selçuk Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi öncülüğünde düzenlenen Uluslararası İslami Dayanışma Sempozyumunun sonuç bildirgesini kamuoyuna duyuran İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ramazan Altıntaş, şunları kaydetti: “12-13 Ağustos 2022 tarihlerinde, Konya Ramada Plaza'da “İslâmî Dayanışma Oyunları Sempozyumu” tamamlanmıştır. Gerek destekleyen kurum ve şahıslar, gerek katılımcılar ve misafirler açısından sempozyumun büyük bir ilgi gördüğü müşahede edilmiştir. Sempozyuma destek veren tüm kurum ve şahıslara şükranlarımızı sunarız. Programa iştirak eden tüm hocalarımıza ve genç araştırmacılara teşekkür ederiz. Özellikle, bu değerli programın organizasyonunda emeği geçen tüm hocalarımızı özverili çalışmalarından ötürü tebrik ederiz. İki gün süren sempozyumumuzda, bir kısmı yüz yüze bir kısmı da online olmak üzere yurt içinden ve yurt dışından katılan akademisyenler ve araştırmacılar tarafından 35 bildiri sunulmuştur. Açılış, protokol konuşmaları ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın ‘İslam Dünyasının Geleceği: İmkânlar ve Sorunlar’ başlıklı konferansıyla başlayan sempozyumun içeriği şu iki konuya odaklanmıştır: ‘İslâm dünyasında dayanışma’ ve ‘Dayanışmanın tezahür alanlarından biri olarak spor’.”

SEMPOZYUMDA ELE ALINAN KONU BAŞLIKLARI

Selçuk Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi öncülüğünde ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Pakistan Hamdard Üniversitesi, Konya Büyükşehir Belediyesi, Konya İl Müftülüğü ve Gençlik Spor Bakanlığı ortaklığında düzenlenen sempozyumda ele alınan başlıklar ise şu şekilde: Dayanışma ve Paylaşma Medeniyeti olarak İslam, İslam Tarih ve Medeniyetinde Spor, Spor ve Fıkıh, Spor ve Edebiyat, Kur’an ve Hadis Perspektifinden Spor Ve Oyun, Tarih, Bilim ve Sağlık Açısından Spor.

SEMPOZYUMDA SUNULAN TEBLİĞLERİN ÖZETLERİ

*Kur’an ve sünnet Müslümanların sahip olması gereken dayanışma olgusunu hem emretmiş hem öğretmiştir. Müslümanlar dayanışma prensibini benimsemiş ve dayanışma ilkesini gerek hukuki gerek sosyal hayata yansıtmışlardır. İbadetlerden zekat; hukuki alanda kefâlet sözleşmesi ve âkile müessesesi; sosyal ilişkiler arenasında da cerâye tahsisatı İslam tarihindeki dayanışma olgusunun örneklerindendir. Bununla birlikte, İslâm dünyasında dayanışmayı engelleyen bazı etnik ve dinî faktörler de bulunmaktadır.

*“Dayanışma” bilimsel, iktisadi, kültürel, askeri vb. farklı alanlarda gerçekleşebilir. Spor da dayanışmanın yer aldığı ve hatta merkezde olması gereken sahalardan biridir. Spor faaliyetleri İslam dünyasında dayanışmayı temin eden faktörlerden biri olarak kullanılabilir.

*Rasûlullah (s.a.v) yüzme, yarış vb. çeşitli sportif faaliyetleriyle örnek olmuş, beden gelişimine ve savaş hünerine katkıda bulunacak çeşitli spor ve yarışmaları teşvik etmiştir. Bir eğitim öğretim metodu olarak bazı zeka oyunlarını kullanmıştır. Hz. Peygamber’in değişik vesilelerle düğün bayram gibi oyunlara ve musikiye izin verdiği; hatta kendisinin de dinlediği ve seyrettiği de rivayet edilmektedir.

* İslam kültür ve ilim tarihinde Kitâbü’r-remy ismiyle oluşturulan telifler örneğinde olduğu gibi okçuluk, atıcılık gibi konulara has eserler kaleme alınmıştır. Güreş sporu meşru kabul edilen sporlar arasında yer almış ve güreş sporuyla ilgili konular Kelam, Fıkıh, Siyer, Tasavvuf ve Rüya tabirleri literatürde yer edinmiştir. Avcılık temasını içeren tardiyye türü şiirler örneğinde olduğu gibi, spor ve oyun, edebi ürünlerde de kendine geniş yer bulmuştur.

*İslami eserlerde, spor genel itibariyle cihada hazırlık bağlamında değerlendirilmiştir. İslam dünyasının seçkin bilim adamları ve filozofları sporun beden sağlığı açısından taşıdığı öneme işaret etmişlerdir. Kimi tıp eserlerinde spor tarihi bakımından oldukça değerli bilgiler kaleme alınmıştır.

*Emeviler ve Abbâsîler döneminde icra edilen eğlence meclisleri çeşitli sporlar ve oyunlar da içeren ortamlardan biridir. Sporun aktif şekilde icra edildiği zaman dilimlerinden biri de Selçuklular dönemi olmuştur. Selçuklular, Anadolu’nun çeşitli kentlerinde beden eğitimi ve sporla ilgili tesisler ve örgütler oluşturmuştur. Selçuklulardan günümüze ulaşan çeşitli idman araçları ve minyatürler Müslümanların spor faaliyetlerine ışık tutmaktadır.

*Yakın dönemde eğitim düşüncesindeki dönüşüm ve gelişimlerle birlikte ders müfredatlarında spor aktiviteleri ve temaları fark edilir düzeyde yer edinmeye başlamıştır.

*Çağdaş dönemde İslam dünyası spor ve oyun faaliyetlerine eğitim, bilim ve sağlık açısından eğilmeye başlamıştır. Sejahtera Sports for All projesi örneğinde olduğu gibi, bazı kurumlar sportif projelere yönelmiştir. “Spor”, “spor ve eğitim”, “spor-sağlık ilişkisi” Müslüman akademisyenler tarafından bilimsel araştırmalara konu olmaya devam etmektedir.

*Bilindiği kadarıyla tarihin hiçbir döneminde spor toplumlarda bu kadar rağbet görmemiş ve bu büyüklükte bir ekonomik etkiye ulaşmamıştır. Günümüzde pek çok spor dalı bir meslek halini almış, on binlerce insanın istihdam edildiği bir iş kolu haline gelmiştir. Ayrıca, spor, eğlence kültürünün vazgeçilmez bir bölümü haline gelmiş ve milyonlarca taraftarın eşlik ettiği tatlı rekabetlere vesile olmuştur.

*Spor faaliyetlerindeki ivme ve profesyonel sporculuğun ortaya çıkışı bazı spor dallarının bir meslek olarak kabul edilip edilemeyeceği gibi temel soruları gündeme getirmiştir. Tüm dünyada milyarlarca insanı meşgul eden sporların ihmal edilmesi de bunlara İslam hukuku açısından bir sınır çekilmemesi de düşünülemez.

*Fıkıh eserlerinde, kendi dönemlerinde bilinen sporlarla ilgili hükümler hususunda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Bununla birlikte klasik fıkıh eserlerinde sporun bir meslek ve iş edinilmesi ile ilgili ifadelere rastlanmamaktadır. Bu durumda, spor aktiviteleriyle ilgili güncel fıkhi araştırmalar yapmanın önemi gayet açıktır.

*Bilindiği üzere, İslam, tarih sahnesine çıktığı dönemde mevcut olan müesseseleri ve uygulamaları tek yönlü bir tavırla ele almamış, ibkâ, ihyâ ve ilgâ prensipleri ile değerlendirmiş; uygun gördüklerini geliştirip sakıncalı olanları iptal etmiştir. Müslümanlar da tanıştıkları coğrafyalarda yaşayan yerli kültürü olduğu gibi benimsememişler, her alanda olduğu gibi spor alanında da kendi birikimlerini kullanarak gelenek ve göreneklerini devam ettirmişlerdir. Bu açıdan, İslâmi değerlendirmelerin, çağdaş spor ve oyunlara karşı hem yapıcı hem de eleştirel yaklaşması doğaldır.

*Alimler ahlâki prensiplerle ve İslami hükümlerle çelişmemesi, ibadetlerin ihmaline yol açmaması; teşhircilik, kumar, içki ve fuhuş gibi İslam'ın yasakladığı davranışlara alet edilmemesi şartıyla oynanan oyunlarda bir sakınca olmadığı görüşüne varmışlardır.

*İslam hukukunda günümüzde yapılan sporların her türüne cevaz verilmemiştir. Mesela, karşı tarafa zarar veren sporlara müsamaha gösterilmesi kolay değildir. Bir spor çeşidine cevaz verilebilmesi için çeşitli şartların oluşması gerekmektedir. Bu durum profesyonel sporlar için de geçerlidir. Profesyonel spor camiasındaki bazı sözleşmeler de İslam hukuku açısından tartışmalıdır.

*Burada zikredilen hususları tespit eden ve daha pek çok detayları barındıran tebliğler eşliğinde nitelikli bir sempozyum programı icra edilmiştir. Sempozyumun ilim dünyasına katkı sunacağını ümit ediyoruz. Spor gibi bir alanı İslami açıdan incelemesi hasebiyle, özgünlükler taşıyan sempozyumun daha başka çalışmaların ilk örneklerinden olmasını temenni ediyoruz.

SAİT ÇELİK

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum