İnsanlığın kurtuluşu helal gıdada

İnsanlığın kurtuluşu helal gıdada

Konya Aydınlar Ocağı Selçuklu Salı Sohbetleri’nde Çinlilerden bahseden Dr. Mustafa Güçlü, “Çinliler börtü böcü, kedi köpek ne varsa yiyorlar. İnsanoğlunun kurtuluşunun yolu, İslam’ın helâl kıldığı gıdaları yemekten geçiyor” dedi

Konya Aydınlar Ocağı Selçuklu Salı Sohbetleri’nde, Hak-Bâtıl Mücadelesi’nin 12. Bölümünde Çin’deki iman-küfür mücadelesini anlatan Dr. Mustafa Güçlü, Çinlilerin böcü börtü, kedi köpek ne varsa yediklerini belirterek “İnsanoğlunun kurtuluşunun yolu İslam’ın helâl kıldığı gıdaları yemekten geçiyor” dedi.

İNSANOĞLUNUN KURTULUŞU HELAL GIDALARDA

Sarı ırkın ana gövdesini teşkil eden Çinlileri anlatan Dr. Mustafa Güçlü, Çin, Kamboçya, Laos, Endonezya, Malezya gibi milletlerin oluşturduğu ırka “sarı ırk” denildiğini ve Çinlilerin her şeyi yeme alışkanlıklarının etkisinden dolayı ana gövdenin sapkın pozisyonunda kaldığını ve hakperestliğe meyli olmadığını belirterek “İslâm’ın haram kıldığı bütün hayvanları yiyorlar. Koronavirüs’ün de oradan çıkması.. Bula bula yarasaya mı kaldın? Allah’ın yarattığı pek çok helal varlıklar varken gidip kedi köpekle ne uğraşıyorsun! Bence insanoğlunun kurtuluşunun fıtrî olarak düzgün olmasının yolu, İslam’ın helâl kıldığı gıdaları yemekten geçiyor. İslâm’ın haram kıldığı gıdaları yersen Allah’a meydan okurcasına da ısrar edersen, onun faturası bir şekilde çıkıyor. Hastalık şeklinde çıkıyor, toplumsal olaylar şeklinde çıkıyor. Gıdalardaki hormonlar insana tesir ederek insanın fıtratını etkiliyor. O hayvana benzer bir fıtrata doğru gidiyorsun” diye konuştu.

“RABBİM BANA İÇİ KİTAP DOLU BİR EV VER”

Tarihte et yiyen toplumların ot yiyen toplumları devamlı dövdüklerini belirterek balık yiyen toplumlarının da, et yiyen toplumları dövdüklerine işaret eden Dr. Güçlü, Çinlilerin devamlı bulundukları havzada kaldıklarını ve hiç çıkmadıklarını, bu sebeple istikrarlı büyük bir medeniyet kurmalarını sağladığına dikkati çekti. M.Ö. 2500 yıllarında karız sulama sistemiyle arazilerini sulayan Çinlilerin, bitkilerle tedavi şeklini benimsediklerini ve çayın ana vatanının da Çin olduğunu söyledi. M.Ö. 551’de doğan Konfüçyüs’ün aile içinde erken olgunlaştığını, dedesinden Çin yazısı ile törelerini öğrendiğini ve her türlü eğitimi aldığını ve genç yaşta evlenip boşanarak bir daha hiç evlenmediğini dile getiren Güçlü, “Lu devletinde doğan ve kendisini halkına hizmet için adayan Konfüçyüs felsefesinin temeli insan sevgisine dayanıyor. Erdemli bir insan inşa etmek için birbirimizi sevmeliyiz. Düzgün olacağız, kalbimiz teniz olacak, içi dışı bir olacağız. Yaşanabilir bir toplum inşa etmeliyiz felsefesiyle hareket ediyor. Okul açıyor ve talebe yetiştiriyor. Bahçe düzenlemesini çok önemsiyor. Duası şöyle: Rabbim bana içi kitap dolu bir evle içi çiçek dolu bir bahçe nasip et!” diye dua ediyor. ‘Bozuk toplumu düzeltmek için ilk işe kelime ve kavramlardan başlardım’ diyen Konfüçyüs, “Kadın affeder ama asla unutmaz” diyor” dedi. Beslenme alışkanlıkları bozuk olan toplumların fıtratlarının da bozulmasından dolayı putperestliğe kayrak bir daha hakperest olmadıklarına Çin’i örnek olarak gösteren Güçlü, Allah’ın helal kıldığı gıdaları yemeyen toplumlarda hastalıkların zuhur ettiğini, bunlarla sınandıklarını ve insanlığı da olumsuz etkilediklerini söyledi. Güçlü, Türk-İslam dünyasının Kurban Bayramını kutlayarak sözlerine son verdi.

HABER MERKEZİ

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.