İnsanlığın kurtuluş reçetesini yazdı

İnsanlığın kurtuluş reçetesini yazdı
Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocayı anlatan Saadet Partisi Genel Başkan Danışmanı Mustafa Özkafa, Erbakan Hoca insanlığın kurtuluş reçetesini sundu dedi
Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’nın vefatının ardından, 1969 yılında Konya’da başlatılan Milli Görüş hareketinin savunucularından ve Erbakan Hoca’nın dava arkadaşlarından Konya Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı ve Saadet Partisi Genel Başkan Danışmanı Mustafa Özkafa, Erbakan Hoca’yı anlattı. Mustafa Özkafa, Erbakan Hoca’nın ortaya koyduğu Milli Görüş hareketinin basit bir hareket olmadığını, Milli Görüş’ün insanlığın kurtuluş reçetesi olduğunu ifade etti.
SÖYLEMİYLE EYLEMİ HEP AYNIYDI
Erbakan Hoca ile ilk tanışmasının lise yıllarına rast geldiğini söyleyen Mustafa Özkafa, “Hafızamda kaldığı kadarıyla Öğretmenevi civarında Şahin Sineması vardı. Orada bir konferansta yakinen tanımaya başlamıştım, 1970’li yıllarda. 12-13 yaşlarımdan itibaren Hocam’ı tanıyorum. Lise talebesiyken siyasetçi kimdir, siyaset nedir diye düşündüğümüz zaman Hocamızın konferanslarını dinlemiştik. Daha sonra Milli Selamet Partisi Gençlik Kollarında yaptığımız bazı çalışmalar ile onu daha yakından tanımaya başladım. Refah Partisi kurulma aşamasındayken, kendisi Konya’ya geldiği zaman ev ortamında çeşitli çalışmalar yapardık. Henüz parti binası yoktu, partinin tüzel kişiliği belli değildi. Gençlik faaliyetleri ile ilgili neler yapılabilir noktasında bizimle istişarelerde bulunurdu. Ama o günlerde de bir ev ortamında yaptığı faaliyetin de aynı kararlılık ve aynı liderlik vasıflarıyla yürütüyordu. Bu söylediğim mesele 30-35 yıl önceki bir mesele. Şimdi de bu değişmedi. Söylemiyle eylemi hep aynıydı” dedi.
ERBAKAN HOCA’NIN İNSANLIĞA MESAJI NEYDİ?
Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’nın olumsuz hiçbir şeye izin vermediğini, kendisinin hayat tarzında olumsuzlukların mevzu bahis dahi olmadığını belirten Mustafa Özkafa, “Erbakan Hoca’mla uzun siyasi yaşamı dönemince birçok hatıralarımız oldu. Bunları özetlemek gerekirse birincisi Erbakan Hocamız bütün insanlığa hangi mesajı vermek istedi ve verdi.
İkincisi bu mesajı veren şahsiyet nasıl bir şahsiyetti. Yeryüzünde akıllı adamlar vardır, filozoflar vardır çok parlak fikirler verirler. Ama hiçbirisi söz olmaktan fiiliyata dönüşmüş olmayabilir. Ama Erbakan Hoca bu verdiği mesajı eline geçen ilk fırsatta gerçekleştirmek için uğraştı. İkinci Yalta’yı toplayacağız demişti. Birinci Yalta, İkinci Dünya Harbi’nden sonra toplanmıştır. Şu an zannediyorum Kırım bölgesinde. Savaşın galipleri burada toplanmış, BM teşkilatından tutun olup biten her şeye Yalta Konferansı ile dünyaya yön verilmiştir. Bunlar kuvveti üstün tutan bir nizam kurmuşlar. BM teşkilatına üye 200’e yakın üye var. Bu 200 ülkenin 195’i bir araya gelse, insanlık için faydalı bir kararda ittifak etse, Amerika, Rusya, Çin, Fransa veya İngiltere’den bir tanesi ben bu kararı kabul etmiyorum derse bu karar kabul edilmiyor. 1. Yalta Konferansı’nın sonucudur bu. Erbakan Hoca 2. Yalta’yı toplayacağız diye son derece parlak bir fikir ortaya koydu. Bugün hiçbir siyasetçiden böyle bir fikir duydunuz mu? Bunu söyledi de böyle kaldı mı bu laf. Hayır, dış güçler, onun yerli işbirlikçilerinin bütün güçleriyle engellemelerinden dolayı hocamız tek başına iktidar olamadı. Sadece koalisyon hükümeti döneminde başbakan oldu. Ama o halde bile D-8 ile 2. Yalta’nın temeli oluşturuldu.
Sloganlarıyla kendisini özetledi. Yaşanabilir bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye, Yeni bir Dünya dedi. Nihai hedef adil bir dünya ama bunu kurabilmek için öncelikle büyük bir Türkiye kurmak lazım. Bunun için de yaşanabilir bir Türkiye olması lazım. Yaşanabilir bir Türkiye kurulursa insanlar kitap okur, dünyayı gezer, kültür ve sanat faaliyeti yapar. Uyanık olur, ferasetli olur, dirayetli olur, liyakatli olur. O insanlarla siz yeniden büyük Türkiye’yi kurarsınız. Yeniden büyük Türkiye’yi kurduktan sonra da yeni bir dünya kurarsınız. Osmanlı Devleti’nden olduğu gibi” diye konuştu.
MAYA TUTTU, DEVAMINI BİZ GETİRECEĞİZ
Erbakan Hoca’nın hükümet olduğu her dönemde yaşanabilir bir Türkiye’nin kurulması için büyük adımlar attığına işaret eden Özkafa, “Ağır sanayi hamlesi ve TÜMOSAN bunun örneğidir. Kıbrıs Barış Harekatı bunun örneğidir. D-8 bunun örneğidir, 54. hükümet döneminde yapılan çalışmalar bunun örneğidir. Bunun sırrı havuz sistemi ve meseleleri ele alış biçimidir. Bakın bugün tek başına meclisin kahir ekseriyetini uzun süre elinde tutan bir iktidar var. Hiç çalışanlarına yüzde 10 zam yapıldığını duydunuz mu, hep yarım buçuk bir buçuk. Niye, beynelminel güçlere faiz ödüyoruz. Bugün dünyanın en pahalı akaryakıtını kullanıyor, en pahalı etini yiyoruz. Maya çalınmıştır ve bu maya tutmuştur. Saadet Partisi’nin, Milli Görüş’ün yegane sağlam fikir, görüş, anlayış, düşünce ve idare tarzı olduğuna tam kanaati olmasın bizlerin yaşı müsait, millete hizmet için farklı arayışlara gireriz. Birçok sıkıntı çekiyoruz, ambargolara maruz bırakılıyoruz. Farklı alternatifler olsa, bu iş zor olacak der, hemen o alternatifleri deneriz. Milli Görüş tek alternatiftir. Milli Görüş bir fantezi bir laf olsun diye söylenecek bir şey değildir. İnsanlığın kurtuluş reçetesidir” diye konuştu.
5 MADDEDE MİLLİ GÖRÜŞ
Erbakan Hoca’nın vefatından önce yeterince tanınmadığını, vefatını televizyonlardan izledikten sonra kendisinin ne kadar mümtaz bir şahsiyet olduğunun öğrenildiğini söyleyen Mustafa Özkafa, “Erbakan Hocamızın vefatının ardından birçok kişi beni arayarak ‘Biz Erbakan Hoca’yı böyle tanımazdık’ dedi. Yazılan köşe yazıları da aynı yöndeydi” dedi. Erbakan Hoca’nın 5 maddede Milli Görüş’ü anlattığını kaydeden Özkafa, şunları söyledi: “Birincisi, büyük devlet, büyük millet olmak için önce ahlak ve maneviyatın lazım olduğudur. Ahlak ve maneviyatı biz sadece dindarlık, bir takım ibadetler olarak telakki ediyoruz. Bunlar vardır ama bunun içerisine aynı zamanda sağlam karakterli, üstün meziyetlere sahip bir millet olmak da girer. Buna sahip olursanız büyük millet olabilirsiniz.
İkinci sırada şahsiyetli dış siyaset, uydu değil lider ülke geliyor. Bu lafla olmaz, Erbakan Hoca Başbakan’ken Avrupa’ya hiç gitti mi, gitmedi. Avrupa’ya özel bir husumeti olduğu için mi hayır. O dönemde Avrupalıların Türkiye’yi ikinci sınıf insanlar topluluğu olarak görmesinden kaynaklanıyor. Bugün de aynı şeyi yapmaya çalışıyorlar. Ben şahsen yeni bir şey öğrendim. Bizim Cumhurbaşkanımız Fransa’ya gitmiş Sarkozi sakız çiğnemiş. Melih bey de Fransa’ya gitmiş, ona misilleme olarak o da sakız çiğnemiş. Bunlar çocukça şeyler. Sen öyle bir şekilde gideceksin ki Fransa buna yeltenemesin.
Üçüncü sırada da faiz geliyor. Hocam ömrü boyunca faiz faiz faiz dedi. Türkiye son 20 senedir her yıl 50-60 milyar TL faiz ödüyor bütçesinden. Ağır sanayi hamlesinin serlevhası olarak Konya’ya yapılan TÜMOSAN, 2003 yılında 27,3 milyon dolara özelleştirilmiş. Bir yıllık faize böldüğünde bin 250 TÜMOSAN düşüyor. Konyalı bir yılda 40 TÜMOSAN parası veriyor faize. Konyalı hemşerilerimizin bundan haberi var mı, yok. Faiz sömürüsü bu kadar korkunç.
Dördüncü madde ise haksız vergidir. Bunun temelinde de yine faiz vardır. 4 liralık benzinin 3 lirası vergi. 50 bin liralık otomobilin 30 bin lirası vergi. Hocamızın meşhur nüktesiyle vergi koymaktan alfabede harf kalmadı. Milli Görüş nerede, şimdiki iktidarlar nerede. Efendim bu da Milli Görüş gibi diyenler var. Hocamızın meşhur bir nüktesi daha var, süt nerede, kireç suyu nerede. Her ikisi de beyaz.
Son madde ise yolsuzluk ve batı kredidir. Kendisi bu idealleri en veciz bir şekilde ortaya koydu, savundu ve eline fırsat geçtiğinde de en net şekliyle tatbik etti. Hocamız budur.
Böyle mühim bir görüş bitmez, bu maya tutmuştur, devamı gelir. Eninde sonunda adil bir düzen için halkımız gerçekleri görecektir. Biz yılmayacağız, halkımıza bunları anlatmaya devam edeceğiz. Milli Görüş meşru üretmek, adil dağıtmaktır.
RASİM ATALAY

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.