'Helal'i aramak lazım
Uluslararası 2. Helal ve Sağlıklı Gıda Kongresi oturumların ardından yapılan plaket töreni ve NEÜ Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Şeker'in kapanış konuşmasıyla sona erdi. Dört gün süren ve yurt dışından 50 katılımcının bildiri sunduğu kongrede 60'ın üzerinde sözlü bildiri ve 65 poster bildirisi sunuldu. Yoğun ilgi gören kongreye günlük ortalama 800 dinleyici katıldı. Kongrenin son günü gerçekleşen değerlendirme oturumlarının sonuncusunda Prof. Dr. Hamdi Döndüren oturum başkanlığı ve bir sunum yaptı. Oturumdaki konuşmacılar sırasıyla şunları dile getirdi. Oturumda konuşan Prof. Dr. Saffet Köse, “Başka bir ayette kara, deniz ve sema insanlığın kullanımına verilmiştir, deniliyor. Bütün peygamberlere ve insanlara temiz ve helal olanları emrediyor Cenab-ı Hak. Tayyib kavramı üzerinde durmak istiyorum. Bir hocaya bu helal mi haram mı diye sorduğumuzda eğer helal diyorsa işte helal budur; ama Tayyip ise içinize sinen şeydir. Bir diğer konu ise insanların aldığı gıdaların davranışlarına etki ettiği. Helal ve temiz gıda alıyorsanız iyiliğe, haram gıda alıyorsanız kötülüğe yönlendirdiğine dair bilgiler var. Helalde sevap haramda günah var. İnsanlar yasaklanan şeylere karşı bir hırs gösteriyor. Halbuki insanlar harama gitmesin diye mutlaka alternatifleri yaratılmış. Önemli olan o helali aramaktır. Haramlık delil gerektirir. Bir şeye haram diyorsanız delil getirmek zorundasınız” şeklinde konuştu.
GIDALAR HERŞEYİ ETKİLİYOR
Prof. Dr. Muhlis Akar, “Biz Müslümanlar olarak İslam adına hayata bir mesajımız ve farklılığımız olmayacak mı? Hayatın bütününe yönelik çok zorunlu hallerde sınırları çok zorlamadan ihtiyatlı hareket edilmesi kanaatindeyim. Biz neden suyun rengi, tadı, kokusu bozulmamışsa o suyu yeterli görüyoruz. Günümüz şartlarında radyoaktif ve kimyasal etkiler var. Helal gıda toplantı ve ilmi faaliyetlerin belgelendirme faaliyetlerinin sonucunda hedef sadece tükettiğimiz gıdaların helal ve sağlıklı olup olmadıklarının tespiti olmamalıdır. Bununla birlikte asıl hedef, değerlerimize uygun üretim ve tüketim yapılması için tüketici talebi oluşturmak. Üretimden tüketime kadar helal ve tayyip ilkelerinin hayata geçirilmesine katkı sağlamak olmalıdır” dedi.
İSRAFA SON VERİLMELİ
NEÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Çeker ise, “Şahsen tebliğler arasında şu konuların da olmasını bekliyordum. Gıda felsefemiz, gıdalardaki renklerin insana etkisi, Yahudilerin damgasıyla ilgili, hayvan kesme şekilleri ve bu konudaki ihtilaflar, gıdaların genetiğe etkisi, gıda ekonomisindeki ideolojik etkiler konularında da tebliğ olmasını dilerdim. Beyaz adamın dünyaya empoze ettiği bir felsefe var; Mümkün olduğu kadar tükettirelim. Dolayısıyla ürettiğimiz ürünleri onlara satalım. Onlar bizim pazarımız olsun. Bir de onlar için bir hayat tarzı belirleyelim. Bu hayat tarzının adı da modernizimdir. İşte gıda anlayışımızda bu gıda felsefesinin etkisi vardır. Bence çevreciler aslında çevreyi bozan bir numaralı düşmanı tespit edememektedir veya etseler bile eylemlerinde bunu göremiyoruz. Çevreyi bozan bir numaralı suçlu israftır. Tüketimi teşvik etmek şunlara sebebiyet veriyor: Çok tüketim çok üretimi, çok üretim çok hammaddeyi, hammadde de çevreden bir takım şeyleri almayı gerektirir ve o da zaten çevreyi bozuyor. İsraf edenler çevrenin bozulmasında bir numaralı suça ortak olmaktadır” açıklamalarında bulundu.
EKMEKLER ATILMAMALI
Son olarak oturum başkanı Prof. Dr. Hamdi Döndüren müzakeresinde şu açıklamalarda bulundu: “Peygamberimiz (sav) bir hadiste şöyle buyuruyor; köpek dişi olan bütün kara hayvanları ve pençeleriyle avını yakalayıp parçalayan ve laşe yiyen kuşlar haramdır. Bu hayvanların hangileri olduğunu veteriner bilimine bırakıyoruz. Bir hayvan hangi çeşit yemle besleniyorsa yediği gıdalar etine geçer ve eti yiyen insana da zarar verir. Bu havanların salyası da haramdır. Ama öbür yandan gagalı hayvanlar içtikleri suya salyasından bir şey bırakmıyor. Bu yüzden bu kuşların içtiklerinden arta kalan sular haram değildir .İçinizden geldiği gibi canınız ne istiyorsa sonuna kadar yiyin, için tarzında bir anlayış var. Kur’an’da yiyiniz içiniz israf etmeyiniz buyruğunca biz “israf etmeyin” cümlesini genellikle şöyle algılıyoruz; sofrada artık bırakarak çöpe atmayalım. Doysanız bile sofradakileri yiyin bitirin. Midemizde yer kalmayacak şekilde yeme yoluna gidiyoruz. Aslında sofradan tam doymadan kalkılabilinse, Kur’an ve sünnete göre hareket edilse zaten sağlığımızı koruyabileceğiz demektir. İslam bugün ki bilimlerle örtüşen çok güzel ölçüleri getirmiştir.” Kongre sonunda Rektör Prof. Dr. Muzaffer Şeker konuşmacılara plaket takdim etti. Plaket takdiminin ardından toplu resim çekildi.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.