Hangi afet uyandıracak?
Mimarlar Odası Konya Şubesi “Konya Afetlere ve Depreme Hazırlıklı mı?” konulu panel düzenledi. Panelde konuşan İstanbul Teknik Üniversitesi Afet Yönetim Merkezi üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, halkın afetler konusunda bilinç sahibi olmadığını ifade ederek, “Bugün siren çalsa hepimiz saygı duruşuna geçeriz. Özel bir gün zanneder, ‘acaba ne felaket var’ diye merak dahi etmeyiz” diye konuştu.
EN BÜYÜK KRONİK AFET: SİGARA
Akut ve kronik olmak üzere iki afet türünün olduğunu söyleyen Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, “Akut afetler kendisini hemen gösterirken, kronik afetler hissettirmeden daha büyük etki yapıyor. Sigara en büyük kronik afettir” dedi. Deprem riski az olmasına rağmen Konya’nın zaman zaman sallandığına da dikkat çeken Kadıoğlu, “Amacımız enkaz altında kalanları kurtarmak değil, enkazı önlemek olmalıdır” ifadelerini kullandı.
KONYA DEPREMDE GÜVEN VERİYOR
Afeti, toplumun üstesinden gelemediği olay olarak tanımlayan İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Yer Bilimleri öğretim üyesi Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu ise Konya’nın çevresindeki fay hatlarına rağmen güven veren bir yapısı olduğunu belirtti. Bu güven nedeniyle Konya’nın 17 Ağustos depreminin ardından deprem bölgesinden büyük göçler aldığını söyledi.
Türkiye afetlere hazır değil
Mimarlar Odası Konya Şubesi “Konya Afetler ve Depreme Hazırlıklı mı?” konulu panel düzenledi. Panelistler Konya özelinden hareketle Türkiye’yi afetler konusunda değerlendirdi, afete hazırlıklı olunmadığı sonucu çıktı
Mimarlar Odası Konya Şubesi tarafından düzenlenen “Konya Afetlere ve Depreme Hazırlıklı mı?” konulu panel dün KTO konferans salonunda gerçekleştirildi. Panelin açılış konuşmasını programın ev sahipliğini yapan Mimarlar Odası Konya Şube Başkanı M. Serdar Işık yaptı. Konya’nın 4. deprem kuşağı içerisinde yer alması nedeniyle depremden doğacak bir afetle karşı karşıya olması riskinin düşük olduğunu ifade eden Serdar Işık, çölleşme, obruk çöküntüleri, hava kirliliği ve erozyon gibi afetlerin Konya için daha büyük risk oluşturduğunu söyledi. Düzenlenen paneldeki amaçlarının Türkiye genelinde ve Konya özelinde afetlere ne kadar hazırlık olunup olunmadığını irdelemek ve tedbirler alınmasını sağlamak olduğunu aktaran Işık, panelin hayırlı olmasını diledi.
‘TÜRKİYE AFETLER ÜLKESİ’
Panele katılan Vali Yardımcısı Erdoğan Ülker, Türkiye’nin afetler ülkesi olduğunu ve afetin ne zaman nereden geleceğinin bilinmediğini söyledi. Konya 4. deprem kuşağında diye rahat davranmanın büyük bir yanlış olduğuna dikkat çeken Erdoğan Ülker, “11 Eylül’de küçük bir deprem yaşadık. Depreme hazır mıyız konusunda kendimizi denetledik. Eksiklerimizi kontrol ettik. Afet durumunda ne yapabiliriz konusunu irdeledik. Herhangi bir afete karşılık bilinç kazanabilmek için en önemli konu eğitimdir. Bunu sağlayabilmek için ilimizdeki ilköğretim okullarında deprem öncesi, sırası ve sonrası ile ilgili eğitim verdik” dedi. Önemli olanın afet öncesi tedbir almak olduğuna dikkat çeken Erdoğan Ülker, “Depremde bir bina yerle bir olurken, hemen yanı başındaki başka bir binanın sıvası bile dökülmemiş olabiliyor. Bu da deprem öncesi hazırlığın önemini ortaya koyuyor” diye konuştu.
AFET SONRASINA DEĞİL, ÖNCESİNE BAKMALIYIZ
Yapılan açılış konuşmalarının ardından İstanbul Teknik Üniversitesi Afet Yönetim Merkezi üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu afetler üzerine bir sunum yaptı. Afet yönetiminin temel ilkesinin zarar azaltma olduğunu ifaden Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, afete karşı her an hazırlıklı olunması gerektiğinin altını çizdi. Türkiye’de yanlış bir kanı olduğunu, daha çok doğal afet sonrası için hazırlık yapıldığını aktaran Kadıoğlu, “Doğal afetler sonrasında yapılan müdahalelerdeki başarımız gerçekten takdire şayan. Ama neden afet olup bittikten sonrasına bakıyoruz. Afet öncesi için bir hazırlığımız var mı, yok. Bu konuda bireylere de büyük görev düşüyor. Afete hazırlık bireyde başlar” dedi. Konya’nın da deprem riski az olmasına rağmen zaman zaman sallandığına dikkat çeken Kadıoğlu, “Amacımız enkaz altında kalanları kurtarmak değil, enkaz altında kalınmamasını sağlamak olmalıdır” ifadelerini kullandı.
KURAKLIK AFET DEĞİLMİŞ!
Afetlerin sadece doğal değil, insan ve teknoloji kaynaklı da olduğunu bildiren Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, afetlere bütüncül bakmak gerektiğini ve tüm afetlere aynı yaklaşımı sergilemek gerektiğini anlattı. Kanuna göre Konya’daki obrukların afet olmadığını söyleyen Kadıoğlu, dünya üzerinde bilinen 31 afet çeşidi olduğunu ve kuraklığın ise ilk sıralarda yer aldığını anlattı. Bütüncül bir yaklaşım sergileyerek takım çalışması oluşturulamadığını ifade eden Kadıoğlu, “Bir yerde bina yapılacak ve oraya ruhsat isteniyor. Zemin etüdünü değerlendiriyorsunuz, zemin sağlam çıkıyor hemen veriyorsunuz ruhsatı. Ama binanın yapılacağı alanla ilgili başka bir araştırma yapılmıyor. Sel yatağında bina yapılıyor. Sonra sel gelince ‘ben zemin etüdü sağlam olan yere bina yaptım yine yıkıldı’ deniliyor” diye konuştu.
BUGÜN AFET SİRENİ ÇALSA
HEPİMİZ SAYGI DURUŞANA GEÇERİZ!
İnsanlara oluşması muhtemel olan herhangi bir afete hazırlıklı olma bilinci kazandırılması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, “Bugün Konya’da bir anda sirenler çalmaya başlasa, kimse ne tür afet geldi başımıza diye düşünmez. 10 Kasım zannedip saygı duruşuna geçer. Çünkü sirenlerimiz sadece özel günlerde saygı duruşu için çalıyor. Vatandaş da doğal olarak böyle bir yaklaşım içerisinde oluyor. Başımızdan onlarca afet geldi geçti ama afetleri hep unutuyoruz. Unutulmamalıdır ki afet unutulduğu zaman geliyor” dedi.
EN BÜYÜK AFET SİGARA!
Türkiye’de hakim olan en büyük afetin sigara olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, “Afetleri akut ve kronik afetler diye ikiye ayırabiliriz. Akut afetler aniden gelişir, etkisi kısa sürelidir ama etkisi büyüktür. Deprem, sel felaketi, heyelan ve benzeri buna örnek gösterilebilir. Bir de kronik afet vardır. İçten içe, sessiz bir şekilde gelir. Kimse onu fark etmez ama en büyük etkiyi kronik afet oluşturur. Buna da sigarayı örnek gösterebiliriz. Bugün Türkiye ortalamasına bakıldığında her yıl sadece sigaradan 110 bin kişinin öldüğü görülebilmektedir. Kronik afetleri hep göz ardı ediyoruz” diye konuştu.
TOPLUMUN ÜSTESİNDEN GELEMEDİĞİ OLAY AFETTİR
17 Ağustos depreminin ardından deprem bölgesinde yaşayanlara Konya’ya git dediklerini ancak, şimdilerde bunu da söyleyemediklerini ifade eden İstanbul Üniversitesi Yer Bilimleri öğretim üyesi Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, “Afet, toplumun yaşanan bir olayın üstesinden gelememesidir” dedi. Konya’nın 4. deprem kuşağı içerisinde yer almasına rağmen etrafının fay hatları ile örülü olduğunu belirten Gündoğdu, “Konya’da Sultandağı, Nevşehir, Tuzgölü ve Ecemiş fay hatları etkili oluyor. Jeologlara göre her 2 bin yılda bir bu fayda kırılma meydana geliyor. Ve bu kırılma esnasında 8 üstünde deprem yaşanabiliyor. Konya bir levha içerisinde yer alıyor. Ama Konya, çevresindeki fay hatlarına rağmen güven veriyor” dedi.
RASİM ATALAY





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.