HAK-İş Genel Başkanı Arslan: Sorun kaynakların paylaşımında
Sendikal mücadelenin Konya’daki 50 yıllık geçmişine değinen HAK-İŞ İşçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, adaletsiz vergi sisteminden Filistin davasına, geçmişteki grev hafızasından ekonomik krize kadar birçok konuda çarpıcı mesajlar verdi. Programa Saadet Partisi Konya İl Başkanı Mehmet Demirel ve çok sayıda davetli katıldı. Konya’yı Türkiye’nin "çadırı" olarak nitelendiren Arslan, ekonomi yönetimine sert eleştiriler yönelterek, "Hükümete sesleniyoruz; bizi duyun, bize sahip çıkın" çağrısında bulundu.
'SENDİKAL MÜCADELEMİZİN TEMELİ KONYA'DA ATILDI'
Konya'nın HAK-İŞ tarihi için çok temel ve stratejik bir sorumluluğa sahip olduğunu vurgulayan Genel Başkan Mahmut Arslan, "HAK-İŞ’in 2 No’lu Şubesi’nin temelini oluşturan sendika mücadelesi Konya’da başlamıştır. Özellikle merkezdeki mücadelemizin 50 yıllık bir mazisi var. Geçmişte Belediyeler Birliği çatısı altında ilk kez sendikamızı örgütledik ancak o dönem toplu sözleşme yapamamıştık. Bugün Konya’daki belediyelerde Hizmet-İş Sendikamıza bağlı mesai arkadaşlarımız var. Konya, HAK-İŞ için adeta bir çadır görevi üstlenmektedir. Biz de böylesine önemli bir şehirde mücadelemizi sürdürmekten büyük sevinç ve gurur duyuyoruz. Sendikalar demokrasinin olmazsa olmazıdır. Demokrasinin varlığını sürdürebilmesi için güçlü sendikalara ihtiyaç duyarız" ifadelerini kullandı.

'KONYA NEYSE GAZZE DE ODUR'
Konuşmasında tarihi süreçlere ve Filistin davasına geniş yer ayıran Mahmut Arslan, 6 Eylül 1980’de Konya’da gerçekleştirilen tarihi "Kudüs’ü Kurtarma Mitingi" döneminde Milli Selamet Partisi (MSP) Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı olduğunu hatırlatarak sözlerini şu ifadelerle sürdürdü: "O dönem emperyalist zihniyet ve siyonist katiller, Tel Aviv’deki büyükelçiliklerini Kudüs’e taşıma kararı almıştı. Siyonizme karşı tek sesi biz çıkardık. İslam dünyası cılız ve zayıf kaldı, ülkemizdeki bazı siyasiler ise ses çıkarmak bir yana destek sağladı. İşte o dönem MSP bir karar alarak tüm dünyayı Konya’ya davet etti. Marangozlar Sanayisi'nde bir abimizin dükkanında 3 ay boyunca Kubbetü's-Sahra maketini yaptık. 500 bin Filistin sevdalısı Konya’ya geldi. Rahmetli Erbakan Hocamızın ortaya koyduğu o kararlı duruş her şeyden kıymetliydi. O mitinge katıldığımız için yargılandık ama geri adım atmadık. Kimse 'Filistin’de ne işimiz var' diyemez. Merhum Aliya İzzetbegoviç’in Bosna katliamı sırasında Türkiye’ye yaptığı tarihi çağrı gibi, bugün de Filistin’i görmezden gelemeyiz. Konya neyse Gazze odur. Gazze’nin düşmesi demek, Konya’nın düşmesi demektir. 'Toplu sözleşme yetersiz, maaşlar eriyor' diyebilirsiniz ancak öncelik Filistin’dir. Filistinliler bir bardak suya muhtaçken, işgal altındayken biz sadece toplu sözleşmeyi mi düşüneceğiz? HAK-İŞ’in tüm mazlumlara borcu vardır."
'ERBAKAN HOCAMIZ BELEDİYEYİ AZARLAMIŞTI!'
1995 yılında dönemin Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Halil Ürün ve ilçe belediyelerinde emekçilerin haklarını korumak adına büyük bir greve imza attıklarını söyleyen Arslan, Refah Partili belediye başkanlarının ilk başta buna inanmadığını ancak 5 gün boyunca tüm merkez ilçelerde işçilerin dimdik arkalarında durduğunu belirtti. Arslan, "O dönem Necmettin Erbakan Hocamız, hem Konya teşkilatını hem de belediyeyi azarlayarak, 'Kahramanmaraş ve Adıyaman belediyesinden daha az parayı işçiye nasıl teklif edersiniz?' demiş ve toplu sözleşmeyi bizzat ayarlamıştı. Bize 'Milli Görüş davamıza ihanet ediyorsunuz' diyenler oldu ama biz 'İşçi iradesini asla satmayız' dedik ve bize güvenenlerin güvenini boşa çıkarmadık" dedi.

'BİZİ EMPERYALİSTLERE YEM ETTİLER'
Konuşmasının son bölümünde ekonomi politikalarına ve vergi adaletsizliğine sert eleştiriler yönelten HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, Maliye Bakanlığına defalarca uyarılarda bulunduğunu açıkladı. Türkiye'nin gelir dağılımı adaletsizliğinde en kötü 4. ülke konumunda olduğunu belirten Arslan, tepkisini şu sözlerle dile getirdi: "Bu vergi sistemi neden hep işçinin üzerinden yürüyor? Neden ülkenin borçları sadece emekçinin parasıyla ödeniyor? İşçinin verdiği vergi kadar bir doktor, bir avukat vergi vermiyor. Biz bunu kabul etmiyoruz. Vergi tabii ki vereceğiz ama sadece işçiden alınmamalı. Bankalardan doğru düzgün vergi alınmıyor; Maliye Bakanı'na sorduğumda 'kaçarlar' diyor. Hükümetimiz, Maliye Bakanımız ve Cumhurbaşkanı Yardımcımız Türkiye’nin büyüdüğünü, milli gelirin, üretimin, ihracatın ve istihdamın arttığını; işsizliğin ve enflasyonun düştüğünü iddia ediyor. Peki, bu olumlu gelir pastası nereye gidiyor? Bize gelmiyor, halka gelmiyor, işçiye gelmiyor! Biz buna itiraz ediyoruz. Dünyada gayrimenkul fiyatları yüzde 90 artarken benim ülkemde 20 kat artıyor. Kiralar dünyada yüzde 40 artarken ülkemizde 16 kat artıyor. Bugün Konya şehir merkezinde 30-35 bin TL’den aşağı kiralık ev yok. Biz adaletli paylaşım istiyoruz."
Konuşmasını hükümete doğrudan çağrı yaparak sonlandıran Mahmut Arslan, "Bu ülkenin kaynakları ve imkanları var; sorun, kaynakların paylaşım sorunudur. Şu anda bütün yük bir kesimin sırtına bindi. Bu yaşananlar liberalizm yutturmacasından başka bir şey değildir. Bizi maalesef emperyalistlere yem ettiler. Hükümete sesleniyoruz: Bizi duyun, bize sahip çıkın!" diyerek sözlerini noktaladı.
Kaynak:Mehmet Ali Nurullahoğulları





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.