Hacı Veyiszade Hoca'nın yeri doldurulamadı

Hacı Veyiszade Hoca'nın yeri doldurulamadı

1960 yılında vefat eden ve yeri doldurulamayan, Konya’nın yetiştirdiği alimlerden Hacı Veyiszade Mustafa Kurucu Hoca Efendi 59. vefat yıldönümünde rahmetle anılıyor.

Hacı Veyiszade Mustafa Kurucu Hoca Efendi (Kuddise Sirruhû), l889 yılında Konya il merkezine bağlı Şatır Mahallesi’nde (Köyü) dünyaya geldi. Babası büyük alimlerimizden Hacı Veyis Efendi annesi ise Fatma Hanım’dır. Hem anne hem de baba tarafından asil bir aileye mensuptur. Babası 1935, Fatma Hanım ise 1931 yılında vefat etti. Hacı İbrahim Efendi adında bir erkek, Fatma, Hatice ve Rahime adında da üç kız kardeşi vardı. Mustafa Efendi’nin Eşi, Meryem Hanım, kendinden bir yıl kadar önce, 1959 yılında vefat etti. Mehmet ve Veyis adında iki oğlu, Hâlime, Sakine, Fatma ve Sare adında da dört kız çocuğu oldu. Oğullarının her ikisi de hafızdı. Oğlu Mehmet Efendi, kendisinin vefatından sonra, Aziziye Camii imam ve hatipliğine getirildi.

İRŞADA KESİNTİSİZ DEVAM ETTİ

İlk bilgi ve terbiyeyi babasından alan Mustafa Efendi, çok küçük yaşlarda babasının da hocası olan, Bekir Efendi adında bir zâttan hıfzını ikmal etti. Sağlam bir hafızlığı vardı. Hacı Veyiszade Mustafa Efendi, medrese tahsilini de Köprübaşı’ndaki Adliye Medresesi’ ne devam ederek tamamladı. Hacı  Veyis Efendi oğlunun tahsiliyle hususi surette ilgilendi.  1914 yılında henüz 18-19 yaşlarında iken, zamanın ilim adamlarının önünde, çetin bir imtihan vererek icazet aldı. Hacı Mustafa Efendi, medrese ilimleriyle iktifa etmeyip, zamanının büyük ilim adamlarından olan Abidin, Rifat ve Ahmet Ziya Efendilerden, hesap, hendese, kozmoğrafya gibi müspet ilimler de tahsil etti. Ayrıca Hacı Fettah Kabristanı’nda metfun, Memiş Efendinin oğlu Muhammed Bahaeddin Efendiden de  manevî feyz aldı. Farsça hocası da Filibeli Mesnevîhan Sıtkı Dede idi. Arapçası son derece güçlü olan  Mustafa Efendinin, sahip olduğu Arapça’sını Konya’da öğrendiğine yurt dışından gelen hiçbir yabancı inanmazmış. Bundan sonra Hacı Mustafa Efendi, 22-23 yaşlarında, zamanın en modern medresesi olan “Islah-ı Medaris”te tedris hayatına atıldı. Burada pek çok talebe yetiştirdi. Hacı Veyiszade Mustafa Efendi, medreselerin kapatılmasından sonra uzun yıllar Piri Mehmet Paşa Camii İmam ve Hatipliği, Merkez Vaizliği görevlerinde bulundu. Tedris ve irşad görevleri kesintisiz, vefatlarına kadar devam etti.

4-2_880x439.jpg


BİNLERCE TALEBE YETİŞTİRDİ

Kur’an-ı Kerim ve din bilgilerinin okutulmasının şiddetle yasak olduğu dönemlerde, Hoca Efendi Piri Paşa Camii’inde ve cami civarında yaşlı bir hacı hanımın evinde, gizli gizli talebe okuttu. Son dönem hocalarını yetiştirdi. Yağcızade Mustafa Efendi’nin vefatı üzerine, Aziziye Camii İmam ve Hatipliği’ne getirildi ve vefatına kadar bu camide halka vaaz ve nasihatlerine devam etti. İmam-Hatip okullarının açılmasından sonra, bütün mesaisini bu okula verdi. Kuruluşunda büyük hizmetleri geçtiği gibi, vefatına kadar da bu okulda hocalık yaptı. Hacı Veyiszade Mustafa Efendi, Hocalığını yaptığı Islah-ı Medâris ve Daruülhilâfe Medresesinden, İmam-Hatip okuluna kadar hayatında binlerce talebe yetiştirdi. Yetiştirdiği talebelerinden pek çoğu, ilim adamı, profesör, doçent, müftü, hâkim, avukat, yönetici ve öğretmen oldu, İmam-Hatip Okulu için, çekmiş olduğu emekleri asla boşa gitmedi.

İLME ÖNEM VERİRDİ

Mustafa Efendi, ilme, ilim tahsiline ve dinî sohbetlere büyük önem verir, ilim meclis ve sohbetlerinin cennet bahçelerinden bir bahçe olduğunu sık sık tekrarlar  ve “meclisimiz, meclis-i nurdur” buyururlardı. Öğrencilerinin ilim tahsilinden başka hiç bir şeyle meşgul olmalarını istemez, cemaatına tavsiye ettiği nafile ibadetleri öğrencilerine katiyen tavsiyede bulunmazlardı. Nafile ibadetle ilgili bir soru soran öğrencisine, “Onu baban yapsın” diye uyarmıştı. Öğrencilerine devamlı yüce hedefler gösterir, onları bu hedeflere yönlendirmeye çalışır ve “Sahtekârlar siz Mevlâna olmaya bakın, Allah nasıl olsa, bir Şems gönderir” buyururlardı.

4-3_880x440-003.jpg

HERKESİN SEVGİLİSİ İDİ

Mustafa Efendi’nin en bariz vasıflarından birisi de son derece güzel ahlâk ve tevazu sahibi bir insan olması idi. Nur topu gibi güler yüzüyle büyük-küçük, erkek-kadın demeden, sağa sola selâm vere vere giderdi. Hoca Efendi, Yaz olsun kış olsun, gece olsun gündüz olsun, herkesin yardımına koşardı. Gayretullah’a dokunur diye, kimsenin talebini geri çevirmezdi. Antalya arabası ile araba olmazsa yaya olarak, hasta veya hasta hayvan okutmaya götürürlerdi. Kimseye, gitmem, demezdi. Onun için Hoca Efendi, küçük büyük herkesin sevgilisi idi. Dünya malına hiç kıymet vermez ve kul hakkına son derece riayetkar davranırlardı.

“O’NUN GİBİSİ GELMEMİŞTİR”

Hoca Efendi, 1960 yılının ilk aylarında rahatsızlandı. Gittikçe rahatsızlığı ziyadeleşti. 5 şubat günü rahatsızlığı daha da arttı. Cuma namazına doğru çok sevdiği Mevlâ’sına kavuştu. Merhum oğlu Mehmet Efendiden öğrenildiğine göre Hoca Efendi’nin son sözleri, “Kad zâkat hîletüna edriknâ ya Rasûlallah” yani “Çare tükendi,  imdadımıza yetiş ya rasûlallah” olmuş. Kapı Camii’de Tahir Efendi Hoca, Cuma vazı yaparken  cemaatten birisi, küçük bir notla,  Hoca Efendinin vefat ettiğini duyurur. Bunun üzerine  Tahir Hoca şu kısa ve veciz konuşmayı yapar: “Makarrı ulema olan  Konya’dan çok âlim, müftü, müsevvit ve vaiz gelip geçmiştir, ama Hacıveyiszade  Hocamız gibisi gelmemiştir. Bundan sonra da gelmeyecektir.” Hacıveyiszade’nin yeri hiçbir zaman doldurulamadı. Ve yokluğu hâlâ hissediliyor.

4-5-018.jpg

HERKES GÖZYAŞI DÖKÜYORDU

Mehmet Ali Uz, Mustafa Efendi’nin cenazesini şöyle anlatıyor: “O günlerde  Çorlu’da  yedek subay olarak askerlik görevimi yapıyordum. Şubat başında Konya’ya izinli gelmiştim. O günlerde    çok bir kar yağmıştı. Cumartesi günü karlı, fakat pırıl pırıl güneşli bir günde, Üçler’deki istirahatgâhında toprağa verildi. Kapı Cami’inde öğle üzeri kılınan cenaze namazında büyük kalabalık vardı. Herkes gözyaşı döküyordu. Ben ilk defa Konya’da cenazede kadınları o gün görmüştüm. Onlar da sindikleri bir köşede, ağlayarak cemaati seyrediyorlardı. Naaşı ikindiye doğru kabristana ancak getirilebildi. O gün cemaat o kadar çoktu ki, ayağından ayakkabısı veya lastiği çıkan, ayakkabısını,  şapkası düşen şapkasını, elinden bir şey düşüren eğilip bunları alamadı. Definden  sonra yollardan arabalarla eşya topladılar.”

GÖNLÜ ZENGİN BİRİYDİ

İlahiyatçı Prof. Dr. Ramazan Altıntaş, Hacı Veyiszâde Mustafa Efendi’nin salihlerden olduğunu belirterek konuşmasına şöyle devam etti: “Niyet ve faaliyetleri doğru yolda idi. O görüldüğü zaman Allah akla gelen bir insandı. Salih olma konusunda örnek olmuştur. O çok zor dönemlerde gece abid, gündüz ise İslam ilimlerini insanlara anlatılabileceğini göstermiştir. Maddi bir zenginliği yoktu fakat ulemanın evine kapandığı bir dönemde meydana çıkmıştır ve maaşının bir kuruşunu dahi nefsine harcamamıştır. Gönlü zengin biri idi.  O ümmet coğrafyasının dertleri ile ilgilenen biri idi. Doğu’dan Konya’ya gelenlere camileri, evini, mutfağını açmıştır. ‘Din elden gidiyor’ denilen bir dönemde bunu durdurmak için çalışmıştır. İmam hatip okullarının, hastanelerin yapılmasında büyük gayretleri olmuş, halka hizmet Hakk’a hizmet anlayışı ile çalışmıştır. Topluma öncülük yapmıştır. Biz onu görmeden sevdik. O kitap bırakmadı ama güzel talebeler bıraktı. İmam hatip nesli ve ilahiyat nesli hocasını unutmayacak.”



İLMİYLE VE YAŞAYIŞIYLA ÖRNEK OLDU

Diyanet İşleri Eski Başkan Yardımcısı Halit Güler de, Hacıveyiszade'nin vefatının üzerinden yarım asır geçtiğini ve her geçen gün onun yokluğunu daha çok hissettiklerini dile getirdi. Hoca Efendi'nin ilmiyle ve yaşayışıyla yaşadığı dönemdeki insanlara örnek olduğunu, yollarını aydınlattığını ve şükretmeyi öğrettiğini ifade eden Güler, Hacıveyiszade denilince aklına fayton arabasından inip herkesi selamladıktan sonra okullarına gelmesi, Aziziye Camii'nde mihraba çıkıp vaazlar vermesi aklına geldiğini belirterek, şöyle konuştu: “Bana bu dini görevlerde bulunma fırsatı verildiyse, hiç şüphe yok ki ondan aldığım ilim ve irfandandır. Konya'nın manevi önderlerinden Hacıveyiszade, gönlümüzü ferahlatan, hedefe ulaşmak için diyaloğa önem veren örnek bir şahsiyettir. Rahle-i tedrisinde bulunan birisi olmama rağmen kendisinin değerini tam olarak anlayamamışım. Ama o davasını emanet edebilecek bir nesil yetiştirmek istiyordu. Müslümanların sorunlarını çözecek kimseler yetiştirmek için adeta çırpınıyordu. Sanki bugün yaşanan birçok sıkıntıyı o dönemde görmüş gibiydi. İnşallah onun bıraktığı bu davayı biz öğrencileri de ruhumuzu teslim edinceye kadar savunacağız ve bizden sonra da savunulmasını sağlayacağız."

GENÇLERİMİZE ONUN GİBİ BİR ÖRNEK YOK

Talebelerinden Prof. Dr. Mustafa Uzunpostalcı ise Hocaefendi hakkında şu ifadelere yer veriyor: “Hacıveyiszade diye anılan Merhum Hacı Mustafa Sabri Kurucu Hocamız ender kişilerden biri idi. O, yaşayışı ile bütün bir Konya halkının dikkatini çekmiş, herkese kendisini sevdirebilmiş ve hatta şöhreti, yaşamakta olduğu Konya’nın sınırlarını aşmış ender kimselerdendi. Biz kendisini gördük, sevdik ve kendisine öğrenci olma şerefine erdik. Fakat bugün gençliğimizin ve genel olarak söyleyecek olursak toplumumuzda Müslüman halkımıza her yönüyle örnek olabilecek bir kimse maalesef bulunmamaktadır. Yirminci yüzyılda herkese, her yönüyle örnek ve rehber, gerçek anlamıyla ‘Hoca Efendi’ sıfatını hak etmiş olan Hacıveyiszade Hacı Mustafa Sabri Kurucu Hocamız bulunmaktadır. Hoca Efendi o asırda yaşamıştır. Fakat esefle söylemeliyim ki, onun vefatından sonra ve hâlen içinde yaşamakta olduğumuz yirmi birinci asırda, özellikle de gençlerimize örnek olabilecek böyle bir kimseyi göremiyoruz. Bu da bence bu toplumumuzda bir boşluk doğurmaktadır. Bugün insanlarımız manevi yönlerini unutmuş var güçleri ile dünyalık peşinde koşar bir duruma gelmiş bulunmaktadırlar. Çünkü kendilerine örnek alabileceklerini zannettikleri kimseler ancak bu yönde örnek olabilmektedirler. O, pek çok şeyin eksikliğinin hissedildiği bir dönemde toplumumuzda bu eksikliklerin giderilmesi gerektiğini düşünüp bu eksiklikleri giderebilmek için herkesin sempatisini kazanmış olarak toplumun önüne düşerek bunların giderilmesini sağlamış bir fedakâr insandır.”

Bu büyük âlim ve velîmizi 59. vefat yıldönümünde rahmetle anıyor, kabri cennet olsun diyoruz.

HÂLİD ŞEN

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum