Güneş kremindeki bu hata cildi korumuyor!
Yaz aylarında düzenli güneş kremi kullandığını düşünen birçok kişi, ürünü yetersiz miktarda uyguladığı için beklenen korumayı sağlayamıyor. Başkent Üniversitesi Konya Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Emre Zekey, doğru kullanımın cilt sağlığı için kritik önem taşıdığına dikkat çekti.
Yaz mevsimiyle birlikte güneş ışınlarının dik açıyla gelmesi ve ultraviyole radyasyonunun tepe noktaya ulaşması, cilt sağlığı üzerindeki riskleri belirgin şekilde artırıyor. Açık havada vakit geçirirken cildi korumak amacıyla sıklıkla güneş kremlerine başvurulsa da uygulama noktasında çok temel bir hatayla karşılaşılıyor. Düzenli koruyucu kullandığını belirten pek çok kişinin, ürünü yetersiz miktarda sürdüğü için hedeflenen korumayı elde edemediği görülüyor. Eksik kullanım ise ciltte lekelenmelere, derin kırışıklıklara ve erken yaşlanma belirtilerine zemin hazırlıyor. Yaz döneminde cilt bütünlüğünü koruma ve ürün seçimindeki kritik ayrıntıları Başkent Üniversitesi Konya Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Emre Zekey aktardı.

YAZ MEVSİMİNDE CİLT BARİYERİNİ ZORLAYAN ÇEVRESEL ETKENLER
Yaz aylarında cildin ultraviyole maruziyetinin ciddi oranda arttığına dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Dr. Emre Zekey, özellikle sabah 10.00 ile öğleden sonra 16.00 saatleri arasına vurgu yapıyor. Sürecin sadece güneş ışığıyla sınırlı kalmadığını belirten Dr. Zekey, "Bu dönemde artan terleme, klima teması, havuz suyu, deniz suyu ve yüksek ortam sıcaklığı sebebiyle cilt bariyerimiz kolayca bozulabiliyor. Ayrıca günlük yaşamda bazı kronik hastalıklar için kullanılan ilaçlar ile kozmetik ürünler de güneş ışınlarıyla birleştiğinde hassasiyete ve alerjik reaksiyonlara sebep olabiliyor. Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde foto-yaşlanma dediğimiz ciltte leke oluşumu, kırışıklıkların artması, kolajen ve elastin sentezinin azalması ve uzun vadede cilt kanserleri riskinin artması gibi olumsuz sonuçlarla karşılaşabiliyoruz. Bu nedenle yaz mevsiminde cildimizin nem desteğini sağlamak, bakımını yapmak ve güneşten korumak oldukça önemlidir." değerlendirmesinde bulundu.
‘YETERSİZ ÜRÜN KULLANIMI KORUMA KALKANINI YARI YARIYA DÜŞÜRÜYOR’
Poliklinik şartlarında en sık karşılaşılan hataların başında güneş kreminin miktar olarak çok az sürülmesinin geldiğini ifade eden Dr. Emre Zekey, doğru dozajın önemini şu sözlerle açıkladı: "Günlük pratikte muntazam güneş kremi kullandığını belirten danışanlarımızın aslında vaat edilen güneş koruma faktörünün ancak yüzde 25 ila yüzde 50’sine ulaşabildiğini görüyoruz. Bilimsel olarak cildin her santimetrekaresine 2 miligram kadar güneş kreminin temas etmesi gerekiyor. Tatilde tüm vücudumuza uygulama yapacaksak bir şat bardağı kadar, yani yaklaşık 30 mililitre ürün kullanmamız şart. Normal günlük hayatımızda ise yüzümüz, boynumuz, kulak arkamız ve ensemiz için iki parmak kuralı yeterlidir. Elimizin 2. ve 3. parmağına uzunlamasına sürdüğümüz güneş kremini tüm yüzümüze ve boynumuza yedirmemiz doğru miktarı yakalamamızı sağlar. Ürünü dışarı çıkmadan 15-20 dakika önce uygulamalıyız ki cildimizi kaplayarak koruyucu pozisyona geçebilsin. Dışarıda kalınan süre boyunca, havuz veya yoğun terleme sonrasında ya da havluyla yüzümüzü sildiysek kremi tazelemeliyiz. Rutin şartlarda ise her iki saatte bir yenilemek en doğru yaklaşımdır."
GÜNEŞ KORUYUCU SEÇERKEN GENİŞ SPEKTRUMA DİKKAT EDİLMELİ
Güneş kremi seçiminde ürünün geniş spektrumlu olmasının temel kriter kabul edildiğini belirten Dr. Zekey, hem UVA hem de UVB ışınlarına karşı koruma sağlayan ve bölgesel koşullara uygun olarak en az SPF 30 değerine sahip ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini kaydetti. Zekey, akne, roza veya egzama gibi inflamatuar cilt hastalığı bulunan bireylerin ise ürün seçimini mutlaka bir dermatolog rehberliğinde yapması gerektiğini vurguladı.
BEBEKLERDE, ÇOCUKLARDA VE GEBELİKTE ÖZEL KORUMA STRATEJİLERİ
Çocuk ve bebek derisinin yetişkinlere oranla daha ince, sıvı kaybına açık ve hassas yapıda olduğuna değinen Dr. Emre Zekey, ilk 6 aylık dönemde cilt ürünleri yerine şapka, UV korumalı kıyafetler ve tenteler gibi fiziksel koruyucuların kullanılması gerektiğini belirtiyor. Altıncı aydan itibaren ise çocuklarda kana emilmeyen mineral filtreli ürünlerin tercih edilebileceğini ifade eden Zekey, gebelik sürecinde yaşanan hormonal değişimlerin ise cildi melazma (gebelik maskesi) ve lekelenmelere açık hale getirdiğini aktararak bu dönemde çinko-oksit ve titanyum dioksit içeren mineral filtreli koruyucuların tercih edilebildiğini dile getirdi.
SOLARYUM VE GÜNEŞLENME ALIŞKANLIĞINDAN UZAK DURULMALI
Kozmetik nedenlerle ya da D vitamini eksikliği düşüncesiyle yapılan uzun süreli güneşlenmeyi ve solaryum uygulamalarını dermatologlar olarak kesinlikle önermediklerini altını çizen Uzm. Dr. Zekey, vücudun D vitamini sentezi için günlük 10-15 dakikalık güneş temasının yeterli olduğunu vurguladı. Zekey, kontrolsüz güneşlenmenin ve solaryum cihazlarının kısa vadede kızarıklık ve yanıklara, uzun vadede ise cilt kanseri riskinde belirgin artışa yol açtığını hatırlattı.
CİLT LEKELERİNİN TEDAVİSİ KIŞ AYLARINDA PLANLANMALI
Alınan önlemlerin genetik faktörler sebebiyle leke riskini sıfırlayamasa da en alt seviyeye indirdiğini belirten Dr. Zekey, tedavi süreçlerine ilişkin şu uyarılarda bulundu: "Güneş lekelerinin tedavisinde krem, ilaç veya lazer gibi enerji bazlı yöntemler kullanılabiliyor. Ancak yaz aylarında leke tedavisi yaparken lekeyi artırma riskimiz bulunduğundan bu tür uygulamaları kış aylarına ertelemeyi tercih ediyoruz. Yaz boyunca ağırlık verilmesi gereken temel nokta cildin nem dengesini sağlamak, antioksidan desteği vermek ve yüksek korumayla mevcut durumu muhafaza etmektir."
Kaynak:Mehmet Ali Nurullahoğulları





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.