GÖNÜLLÜLERİN ÜSTÜN ÇABASI

GÖNÜLLÜLERİN ÜSTÜN ÇABASI

Kenya programına katılan gönüllülerden oluşan ekip yaptıkları olağanüstü çalışmalar ve hayır hizmetleri ile hem dua aldılar hemde gönülleri fethettiler

Ali Sait Öge'nin Kenya İzlenimleri-6

<<<  Galeri İçin Tıklayınız  >>>>

DOKTOR FATİH SOYDEMİR
Bu gezi hakkındaki görüşlerinizi neler?
Sürekli olarak yurt dışındaki hayır çalışmalarına katılıyorum. Kenya’ya ilk defa geldim. Burada bin 500 çocuğu sünnet yapma niyetiyle geldik. Ayrıca bizlere verilen vekâletler doğrultusunda kurban kestik. Sünnet organizasyonu ne yazık ki istediğimiz rakama ulaşmadı. Burada bayramın bir gün sonra başlaması bizi biraz sıkıştırdı. Ama inşallah Mayıs ayı içerisinde tekrar geleceğiz ve eksik olan tüm sünneti o zaman tamamlayacağız. Burada olmaktan çok mutluyum. Yaptığımız sünnetlerin en önemli özelliği burada kalıcı enfeksiyon hastalıklarının da önüne geçmiş olmak. Yaptığımız sistemle yüksek dezenfekte solüsyonlar kullanıyoruz. Bunlar sayesinde bu potansiyel olan kalıcı hastalıkları birbirine nakletmemiş oluyoruz. Burada sadece Müslüman çocukları değil diğer çocukları da sünnet ettik. Bazı rahatsızlıklardan dolayı sıkıntı içerisinde olan tüm çocukların mutlaka sünnet olması gerekir. Bizlerde bunu yaptık. Yani bir vesileyle Müslüman olmayan çocukları bile sünnet ederek sağlıklarına kavuşturmuş olduk. Buradaki yerel doktor arkadaşlara da bu çalışmaları öğrettik. Bizler malzeme desteği veriyoruz.
DOKTOR GÜRSEL TOPAL
17 yıldır Konya’da yaşıyorum. Aile hekimiyim. Ama yıllık izinlerimi sürekli bu yolda kullanıyorum. Sivil toplum örgütlerinin çalışmalarına gönüllü olarak katılıyorum. 5 gündür bu bölgedeyiz. Bu kamplarda yaşıyoruz. Burada kendime göre bir hazırlığım vardı. Bu vesileyle bana da burada deve kesmek nasip oldu. Buradaki insanlar açlıklarını mutlaka bir şekilde gideriyorlar. Ama sağlık alanında ve yetimlerin bakımı konusunda yeterli değiller. Kenya’da dikkat çeken bir ayrıntıysa misyonerlerin çocukların eğitimi üzerinde etkili olmalarıydı. Misyonerler bu konuda çok ciddi çalışıyorlar. Bu nedenle kurban kesmek yerine çocukları kazanmanın daha faydalı olduğuna tanık oldum. Misyonerler yöre halkındaki çocukları kendi kafalarına göre yetiştiriyor ve ilerde lider olmaları konusunda yatırım yapıyorlar. Ama İslami kuruluşlara kalıcı eserler yapıp eğitime katkıda bulunmalarına izin vermiyorlar. Siz gelin kurbanlarınızı kesin, dağıtın kendinizi tatmin edin gidin eğitim bizim işimiz diyorlar. Bunun için yetimhanelere çok önem veriyoruz. Bu nedenle kurban kesmek için ayırdığımı paranın büyük bölümünü yetimhanelere bırakacağım. Yani; ‘İnsana yapılan yatırım geleceğe yapılan yatırım’ sözünü yerine getireceğim. Niye misyonerler çocuklarımızı kendilerine göre yetiştirsinler bizler kendimize göre yetiştiririz.
DOKTOR İBRAHİM TATALAK
Sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerine sürekli katılıyorum. Yıllık izinlerimi bu yolda değerlendiriyorum. Buralara mutlaka gelinmesi gerektiğini savunuyorum. Buraya gelmezsek bu insanların sıkıntılarını bilemeyiz. Bizim yapmamız gereken tek şey bu insanlara yardım elini uzatmak. Buraya katılmaktaki amacım, kaynayan çorbada benim de bir tuzumun olması. Sünnet organizasyonuna katkıda bulunuyorum. Rida Derneği’nin de katkılarıyla hem kurban, hem de sünnet organizasyonunu yürüttük. Burada yaşayan çocuklarla kendi çocuklarımmış gibi oynadım. Buradaki insanların çok şeye ihtiyaçlarının olduğunu gördüm. İnşallah bir kez daha gelirsem daha geniş kapsamlı gelmeyi hayal ediyorum.
VERENEL DERNEĞİ KONYA TEMSİLCİSİ AHMET KARAKÖSE
Biz buraya Rida Derneği ile birlikte geldik. Ama kendi topladığımız yardımları dağıttık ve kurban kestik. Sünnet organizasyonunda doktor arkadaşlara yardım ettik. Bu insanları gördükten sonra burada daha çok uzun yol kat edilmesi gerektiğine tanık oldum. Buradaki insanlar gerçekten yardıma muhtaç insanlar. Biz Verenel Derneği olarak buradaki durumu Konya’da bir kez daha gündeme getireceğiz ve daha fazla yardımın toplanmasına vesile olmaya gayret edeceğiz.
RİDA GÖNÜLLÜSÜ AHMET GAZİ AKPINAR
Ticaretle uğraşıyorum. Vaktimizin bir kısmını da İslami hizmetlere ayırıyorum. Buraya ikinci kez geliyorum. Çünkü buradaki insanların durumlarını çok iyi biliyorum. Birinci gezimizde bu insanları tanıma, sıkıntılarını tespit etme imkânı buldum. İkinci gezimizdeyse temin ettiğimiz hayırları buraya getirerek daha fazla yardımcı olmayı sağladık. Buralara kesinlikle gelinmeli. Kurban Bayramı vesilesiyle hem sünnet, hem de çocuklara bayramlık dağıtmak bize ikinci kez nasip oldu. Burayı çok özlediğimi fark ettim. Rabbim buraya ikinci kez gelmeyi nasip etti. İnşallah üçüncüsünü de nasip eder.

Dadaab Kampının yapılan yardımlar ve yetimlerin eğitimleri konusunda tek söz sahibi olan ve tüm çalışmaları kendisi yürüten Dadaab Kadısı Abdülbassit Şeyh Ali ile Dadaab’da yaşanan sıkıntıları konuştuk. Bir dokunup bin ah işittiğimiz sohbette inanın çok acı ifadeler kullanıldı. Yaptığımız bu son söyleşi Dadaab’ın yanısıra tüm bölgenin ortak sıkıntılarını dile getiriyordu.

Dadaab Kadısı Abdülbassit Şeyh Ali
BİZE ÇALIŞMALARINIZI ANLATABİLİR MİSİNİZ?
Burada yaşayan tüm yetim çocuklarımızın eğitim alabilmeleri, insanların ihtiyaçlarının giderilmesi, için çaba gösteriyorum. Rida tarafından getirilen yardımları en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyorum. Benim için en önemli olan çalışma çocukların eğitimidir. Çünkü çocuklarımızı kazanmak için eğitim çok önemli. Burada bulunan yetimlere eğitim iki türlü veriyoruz. Hem din hem sekürel derslere başladık.

BURADA YAŞAYAN İNSANLAR GELEN YARDIMLARI NASIL KARŞILIYOR?
Bu insanlar gelen her türlü yardımdan büyük mutluluk duyuyor. Türkiye’ye Müslümanlara şükran borçlular. Burada bu insanlara iyi bir hizmet edildiğinin farkındalar. Çocuklarının kötü amaçlı insanlardan kaçıp bizim yanımıza gelmeleri ve burada eğitim görmeleri hepsini çok mutlu ediyor. Aileler burayı daha çok tercih ediyor.
PEKİ, BİZLERDEN İSTEDİKLERİ NELER?
Konya Televizyonu’nun buraya kadar gelerek sesimizi duyurmaları bizleri sevindirdi. Burada gerçekten sesimizi duyuracak sizin gibi yayıncılara ihtiyacımız vardı. Bunu sağladığınız için sizlere teşekkür ederim. Türk insanları hele özellikle Konya’daki arkadaşlara çok önemli bir mesaj vermek istiyorum. Burada yapılan hizmetler benim hizmetim değil veya sadece Rida’nın değil hepimizin görevi. Herkesin sorumluluk sahibi olması gerekir. Türkiye’deki Müslümanlara seslenmek istiyorum. Bu görev sadece bizim değil, herkesin görevi olmalı. Ve bu hizmetlerden tüm Müslümanlar mesul olduklarını hissetmeli. Belki herkes buraya gelemez, gelmelerini tercih ederdim ama gelemiyorlarsa buraya verilen eğitim sağlık hizmetine farklı bir şekilde omuz vermelerini ve yardım etmelerini arzu ediyoruz.
CENAZELER NASIL KALKIYOR? BU KONUDA YAŞANAN SORUNLAR NELER?
Kamplarda yaşadığımız en büyük sıkıntı susuzluk. Su bulamadığımız zaman çoğu kez cenazelerimizi İslami kurallara uygun bir şekilde kaldıramıyoruz. Burada salgın hastalıklar var. Her gün onlarca çocuk gıdasızlıktan, açlıktan çeşitli hastalıklardan dolayı hayatlarını kaybediyor. Olumsuz yaşam şartlarından en çok çocuklarımız ve yaşlılarımız etkileniyor. Gerçi burada insan ömrü 40 yılı çok zor geçer. Bir cenazemiz olduğu zaman bırakın kefen bulup sarmayı, çoğu zaman su bile bulamıyoruz. 
MEZARLIĞINIZ VAR MI? BU KONUDA SIKINTINIZ NE?
Mezar hane konusu iyi bir koru idi. Çünkü burada alan çok. Bir yer tespit ettik, ama hiçbir şey yok. Ne çiti var, ne koruması var. Defnedilmeden önce cenazenin yıkanması lazım, yıkanacak yer yok. Mezarda çalışacak insan yok. Çünkü maaş veremiyorsun. Her ölene mescitlerden para topluyoruz ve bulabilirsek kefen alıyoruz. Su bulamıyoruz. Burada yaşayanların büyük çoğunluğu mülteci ve parası olmadığı için kefen satın alamıyor. Bu duruma da kesin bir çözüm bulunmalı. Müslümanlar ne yazık ki cenazelerini İslami kuralların gerektirdiği şekilde toprağa veremiyor.
BURADA GÜNLÜK ÖLEN ÇOCUK SAYISI NE KADAR?
Gıdasızlık, açlık, kirli sudan kaynaklanan hastalıklar neticesinde günlük çok sayıda insan ölüyor. İyi beslenemediği için genç nüfusun öldüğünü görüyoruz. Ölümlerin bir kısmı da doğum esnasında oluyor. Çok sayıda kadın çocuğunu dünyaya getirirken ölüyor. Sağlık alanında yeterli hizmet verilmediği için anneler kan kaybından ölüyor. Bunun yanı sıra 5 yaş altında çok sayıda çocuğu kaybediyoruz.

HASTALIK OLDUĞU ZAMAN NE YAPIYORSUNUZ?
Burada hastalanmak demek neredeyse ölmek demek. Dadaab Kampı’na bağlı küçücük bir devlet polikliniği var. Farklı örgütlerin mültecilere sağlık hizmeti vermek için yaptıkları küçük yerler var; ama düzgün bir sağlık hizmeti verdiklerini söyleyemeyiz. Ufo 2 taraflarında hiçbir sağlık kurumu veya sağlık hizmeti verilen bir ortam yok. Bu nedenle hastalık olduğu zaman çok uzaklara gitmesi lazım. İmkânı olmadığı içinde mecburen ölümü beklemek zorunda. Yani işin özü Dadaab’ta hastalanmak demek ölüm demek, sıkıntı demek, çaresizlik demek. Yeni doğum yapan anneler daha evlatlarını sarmadan ölüp gidiyor. Bu nedenle yetim sayısı her geçen gün artıyor. Burası böyle bir yer. Dadaab kampı çilenin yaşandığı, sıkıntıların yaşandığı, ölümün beklendiği, annelerin dünyaya bebek getirmekten korktuğu, susuzluktan sadece toprakların değil, dudakların çatladığı, yüreklerin yandığı bir yer.
BİTTİ

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.