Faizci kazandı!
Merkez Bankası faiz oranlarını artırması doların ateşini düşürürken, iş dünyasını ve tüketicileri ise tedirgin etti. Konya iş dünyası ise faiz oranlarının artmasının nihai bir çözüm olmayacağını belirterek, Türkiye'nin yatırıma ihtiyacı olduğunu vurguladı
Döviz kurlarında yaşanan yüksek oynaklığa karşı yol haritasını belirleyen Merkez Bankası (MB) Para Politikası Kurulu (PPK), faiz oranlarında değişikliğe gitti. Merkez Bankası'nın faiz artırımına gitmesinden sonra Türk Lirası dolar karşısında değer kazandı. Dolar ve Avro'da ise düşüş gözlendi. Dolar 2,20 TL'nin altına geriledi. Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 3.5’ten, yüzde 8’e yükseltildi. Gecelik faiz oranları marjinal fonlama oranı yüzde 7.75’ten yüzde 12’ye, açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma imkanı faiz oranı yüzde 6.75’ten yüzde 11.5’e çıktı. Bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 4.5’ten yüzde 10’a çıkarıldı. İşadamları ve tüketiciler ise faizlerin yükseltilmesinden endişeli.
EK TEDBİRLER ALINMALI
Merkez Bankası'nın faiz artırımı ile ilgili konuşan ve “Merkez Bankası’nın faiz artırım kararı finansman maliyetini artıracak” diyen Konya Sanayi Odası Başkanı, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Memiş Kütükcü, Merkez Bankası’nın faizi piyasa beklentilerinin üzerinde artırmasının Türkiye’de finansmanın maliyetini artıracağını, dolayısıyla yatırımların bu faiz artışından olumsuz etkileneceğini söyledi. Döviz kurlarında istikrarın yakalanmasının ekonomi için önemli olduğunu, sanayicilerin dalgalı döviz ortamında pozisyon almakta zorlandıklarını, ancak Merkez Bankası’nın beklentilerin üzerinde faiz artırım kararının da sanayiciye yeni yükler getireceğini aktaran Kütükcü, bu yüksek faiz artışının kalıcı olmaması gerektiğine dikkat çekti. Kütükcü, Türkiye’nin yatırıma ihtiyacı olduğunun altını çizdiği açıklamasında, faiz artırım kararının yatırımları, üretimi ve istihdamı olumsuz etkilememesi için yatırımları besleyecek ek tedbirler alınmasını istedi. Kütükcü, “Türkiye’de yatırımlar bu karardan olumsuz etkilenirse, büyümede bir düşüş, işsizlikte ise artış yaşanabilir. Oysa Türkiye’nin yatırıma, büyümeye ve her yıl yaklaşık 1 milyon insana istihdam oluşturmaya ihtiyacı var” dedi. Sanayicinin doğru pozisyon alması için, dövizde ve faizde yaşanan dalgalanmaların istikrara kavuşturulması gerektiğine işaret eden Kütükcü, üretimle büyüyen bir Türkiye için istikrarın önemli olduğunu ifade etti.
EKONOMİDE KIRILGANLIK VAR
ASKON Konya Şube Başkanı Yakup Yıldırım da, “Faiz yükü de kur yükü de bize fatura edilir. Gezi olayları ile başlayan süreç, 17 Aralık ile birlikte zirve yapacak şekilde ülkemiz ekonomisinin kırılganlığına etki eden son derece önemli gelişmeler olmuştur. İçinde manipülasyon, spekülasyon olma ihtimalleri meseleyi ekonomik boyuttan öteye götürüp aynı zamanda siyasi anlamı olan ve operasyon özelliği taşıyan hüviyete büründürmüştür. Evet 2013 itibariyle ülkemiz dünyadaki ortak tanımıyla kırılgan beşli içerisinde yer almış bir ülkedir. Yani ABD Merkez Bankası (FED) kararları dolayısıyla en kolay etkilenen ve yabancı sermayeye, dövize en fazla ihtiyacı olan ülkelerden biri konumundadır. Zira cari açık gibi bir önemli bir handikapı vardır. Bu zaafımız, siyasi sorunlarla birleştirilince önümüze ciddi anlamda bir kur faturası çıkmıştır. Kur’u kontrol etmek MB’nin görevleri arasında bulunmaktadır. MB’nin elindeki enstrümanlarından bir tanesi de faiz enstrümanıdır. Uzun zamandır faiz enstrümanını kullanmama konusunda direnirken başka metotlarla kur’u kontrol etmeyi başaramamıştır. Bu yüzden radikal faiz kararları vermek zorunda kalmıştır” diye konuştu.
HERKES TAVRINI GÖZDEN GEÇİRSİN
Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu şok kararlar FED kararlarına rağmen dövizi kontrol edebilecek etki oluşturursa ekonomi yeniden bir baz oluşturacak ve yeniden bir başlangıç yapacaktır. Ama eğer oluşturamaz ise o zaman yeniden başka kararlara ihtiyaç olacaktır. Umulur ki; o zamana kadar siyasi kargaşa konusunda biraz daha mesafe alınır ve MB de daha rahat hareket edecek hale gelir. Hiç şüphesiz iki önemli dinamik olan faiz ve kur, oynaklık gösterdiklerinde ülkeye, reel sektöre ciddi anlamda bir yük yüklerler. Kur etkisi kısa vadeli ve moral bozucu, faiz etkisi uzun vadeli ve kalıcı olur. MB’nin kararları yangını söndürebilir ancak, uzun vadeli ve kalıcı olmamasını dileriz. Piyasaların alevini söndürmesi beklenen bu şok kararların, bu amacı gerçekleştirmesi ile birlikte inşallah yeniden geriye dönüşü programlanacaktır. Ülkemize bu anlamda ekstra yüklerin yüklenmesine vesile olan kurumlar ve kişiler, umarım bir kez daha tavırlarını gözden geçirirler. Sadece zulümlerden zulüm beğen durumuyla baş başa kalmayız.”
TÜKETİCİ ZORDA KALIR
Tüketiciler Birliği ise artan faiz oranları ile enflasyonun körükleneceğini, tüketicilerin mal ve hizmetleri daha pahalı satın alacaklarına işaret ederek, “Tüketici kredilerinde, sözleşme sonunda, faiz oranları ve kredi şartları tüketici aleyhine değiştirilemez. Ancak, değişken faiz kredisi kullanılmışsa bu durumda kredilerde faiz artışı olabilecektir. Tüketiciler, zorunlu ve temel harcamalar dışındaki borçlanmalardan kaçınmalı ve imkânları ölçüsünde tasarrufa yönelmelidir. Tüketiciler, herhangi bir faiz artışına karşı dikkatli olmalı. Sabit faizlerle alınmış kredilerde faizler değiştirilemez” şeklinde konuştu.
KERİM ATICI merhabahaber.com





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.