Eliaçık dinde reform mu istedi?
Kartel medyasının zaman zaman “Profesör” unvanıyla okuyucucu ve izleyicilerine takdim ettiği Antikapitalist Müslümanlar adlı ‘derin oluşumun’ lideri İhsan Eliaçık, İlahiyat Fakültesi’ni bile bitirememiş. Kendini “İlahiyatçı” olarak pazarlayan Eliaçık, İlahiyat’a sırf Arapça öğrenmek için gittiğini söyledi.
BU SÖZLER DİNDE REFORM ÇABASINI AKILLARA GETİRDİ
Gezi Parkı eylemlerinde CIA’nın Sırbistan’daki taşeronu Otpor’un “Alanlarda farklı drin ve mezheplerin katılacağı ibadet sahneleri düzenle. Özellikle, normalde kavga edenler olursa iyi olur. Ateist-Müslüman, Namaz-Semah ve Ayin-Dua gibi” eylem maddesini uygulayan sosyalist ve ulusalcıların kendisine duyduğu ilgiden bahseden Eliaçık, “Ben şöyle düşünüyorum. Bu insanlara başka bir din göstermemiz, başka bir din kapısı aralamamız lazım” dedi. Gezi Parkı’nda ‘alternatif’ Cuma namazı kıldıran, ‘eylem aracına’ dönüştürdüğü Miraç Kandili’ni ‘idrak’ eden İhsan Eliaçık’ın bu tuhaf sözleri, ulusalcı ve Kemalist güruhun dinde reform ve Türkçe ibadet stratejisini akıllara getirdi.
YURT’TA AÇILDIKÇA AÇILDI!
Gezi Parkı provokatörü sözde ‘çakma’ ilahiyatçı İhsan Eliaçık’ın Yurt gazetesindeki o açıklamaları şöyle:
İLAHİYATA ARAPÇA İÇİN GİTTİM
“-Hocam okulu neden bitirmediniz?
İlahiyat Fakültesi 3. sınıftan ayrıldım. Sebebi de okulda din adına alacağım bir şeyin kalmamasıydı. Zaten oraya Arapça öğrenmek için gitmiştim. 3. sınıftan sonra da eğitim metodları, öğretmenlik teknikleri gibi şeyler öğretiyorlar. Bir de bol bol kitap okutuyorlar. Ben zaten okula girdiğimde, fakültenin toplum müfredatının 10 katını okumuştum. Öyle bir sorunum yoktu ama Arapça öğrenmem gerekiyordu. İlk 3 yılda da bütün Arapça müfredatı veriliyor zaten. 3. sınıftan sonra Arapça'yı öğrenme süreci kalmıyor. Bu yüzden bıraktım. Bir de devlette çalışmak, memurluk, öğretmenlik yapma gibi bir niyetim yoktu. Daha serbest ve bağımsız mecralarda gitmem gerekiyordu.
-Zaten 3'e kadar okumuşsunuz. Devam edip orada hocalık yapsaydınız. Bu bilgi birikiminizi öğrencilere orada aktarsaydınız daha iyi olmaz mıydı?
Ben kalsaydım şu anda sizle konuşuyor olmazdım. O yıllardan itibaren, kendime başka bir mecra seçtim. 'Bu resmi çizgiden gitmeyeceğim' dedim. Dini ilimlerin devlet eliyle tahsis edilmesine de karşı çıktım. Akademizm denen şeye de karşı çıktım. Yeniliğin akademiden gelmeyeceği görüşündeyim. Bütün yenilikler sokaktan gelir. Yeni fikirler acının ve ıstırabın olduğu yerde doğar. Bu da sokakta olur. Akademi bu yeniliği alır, budayarak tehlikesiz hale getirir. Sonraki nesillere aktararak devlete ve siyasi erke zarar verici hale gelmemesini sağlar. Şu anda akademilerin rolü bu. Halbuki akademinin rolü özgürleştirici olmalı. Toplumdaki yeni fikirleri ortaya çıkarmalı. Statükonun toplumu boğan, sıkan, baskı altında tutan taraflarını ve oluşturduğu prangaları kırmaya yönelik fikirler gelişmeli. O zaman toplumsal ilerleme dediğimiz şey gerçekleşir. Aksi halde bir karabasan gibi toplumun başına bir statüko baskısı uygulanır. Akademi bunun fikri temellerini oluşturur ve bir ezber öğretisine dönüşür.
-İyi ki bu söylediklerinizle 3 yılda beyniniz yıkanmamış...
Zaten sürekli hocalarla tartışırdım. İlahiyat Fakültesi'nden önce Arapça nerede öğretiliyorsa oraya gittim. Medrese hocalarına, resmisine, gayriresmisine, mollasına kadar... Sadece Kur'an-ı Kerim tasviri yapabilmek. Arapça'yı bir dil olarak okumadım. Kur'an-ı Kerim Arapça olduğu için öğrenmek istedim. Hala da bitirmiş değilim, sürekli sözlük okurum. Sözlük okunur mu? Ben kendi başıma oturur sözlük okurum!”
Habervaktim.com





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.