Ebru Biçer, "Eğitim Strateji Kaosu Gün yüzüne Çıktı"

Ebru Biçer, "Eğitim Strateji Kaosu Gün yüzüne Çıktı"

Siyasi Partilerin Konya'daki İl Başkan Yardımcıları; fikirlerini, siyasi görüşlerini, şehrin sorunlarını ve çözüm önerilerini bugün Merhaba Gazetesi “Siyasetin Nabzı” sayfaları için kaleme aldı.

CHP Konya İl Sekreteri Ebru Biçer'in yazısı şu şekilde: 

Eğitim Strateji Kaosu Gün yüzüne Çıktı

Pandemi bir yıla yakın süredir dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de etkisini göstermeye devam ediyor. Yalnızca sağlık alanında değil, ekonomi, eğitim gibi bir dizi alanda da ciddi sorunlar yaşandı. Dünyanın birçok ülkesinde de olduğu gibi ülkemizde de 21 Mart itibari ile uzaktan eğitim sürecine geçildi. Var olan eğitimdeki fırsat eşitsizliği, öğrenciler arasında eğitimi aynı fırsatta ulaşamayan durumundan, eğitime hiç ulaşamayan bir kitleye evrilmesini acı bir şekilde izledik.

 

Uzun yıllardır, eğitime ayırdığı bütçe kademeli olarak düşen, paralı eğitim uygulamaları her geçen gün artan ve kalıcılaştırılan Türkiye’de de bu tablo etkisini gösterdi. Eğitim hakkı gibi devletin kamusal hizmetlerinden birisi olması gereken bu önemli alan, en önemli sorun haline dönüştü. Önceleri eğitimde fırsat eşitsizliğinden bahsederken öğrenciler arasında ki Sosyo ekonomik temelli farklılıkların etkilerini tartışırdık. Çünkü önceleri fırsat eşitsizliği bilgiye ulaşmaktan çok; kıyafet ve materyale erişmekte olan farklılıklardı. Tüm öğrenciler bir sınıfa girer ve öğretmenlerinden eşit düzeyde eğitim alma imkânını elde ederlerdi.

 

Uzaktan eğitim süreci ile birlikte yıllardır sümenaltı edilen, edilmeye çalışılan eğitim stratejisi kaosunu gün yüzüne bir kez daha çıkardı. Tv, bilgisayar, tablet ve telefon üzerinden eğitimlere devam edileceğini ilan eden bakanlık; telefon çeksin diye dağın öte yanına yürüyen öğrenciyi eğitim aşkı olarak yorumladı. Daha eğitimin başında çöken EBA için ‘katılımın yüksekliğinin habercisi’ diyerek keyifli açıklamalar yapıldı. Bu romantik bakış açısı ile elbette evinde tablet, bilgisayardan öte televizyonu dahi olmayan 800.000 öğrencinin eğitime erişemediğini gizlemeye yetmedi.

 

2020 yılında eğitim alabilmek adına internetini kullanabilmek için kafelerin kaldırımına dizilen öğrenciler, ‘Kardeşi derse girecek öğretmenim tek telefonumuz var ne yapalım?’ diyen çaresiz veliler, eğitim verebilmek için dağın tepesine tırmanan öğretmenler eğitim aşkının sevimli görüntüleri değil, bu ülkenin acı gerçeğidir. Eğitim hakkını uzaktan veya yüz yüze, yani her koşulda kullanılmasını sağlamak, devletin yükümlülüklerindendir. Ama bunun için gerekli bütçe ayrılmadığı gibi öğrenci ve veliler sağlık hakkı ve eğitim hakkı arasında seçim yapmak zorundalarmış algısı yaratıldı.

 

Akılcı ve dürüst yatırımlar ile bunların tamamı aşılabilir iken şimdi LGS ve YKS sınavlarında tüm müfredattan sorumlu olmalarının yaratacağı sorunları tartışıyoruz. İnkâr edilen her sorun yeni sorunlara gebe. Öğrenci elemeye, yarıştırmaya yönelik oluşturulmuş eğitim sistemi dezavantajlı yoksul kesimi sistemin dışına itmeye devam edecek. Ve sorumluluklarını inkâr eden hükümet bunun bedelini öğrencilere, maaşını ödemeyi kendine ‘yük’ gördüğü öğretmenlere ödetmeye devam edecek.

 

Eğitimdeki bu istikrarsızlık artık saklanamaz, yok sayılamaz ve bu yöntemsizlikle aşılamaz duruma gelmiş iken tüm çabayı hem sağlık hem ekonomik zorluklarla mücadele eden velinin, verilemeyen eğitimin yanlış ölçülerle değerlendirildiği bir sistemin tezgahından geçen öğrencinin, sistemin açığını kendi çabaları ile kapatmaya çalışan öğretmenlerin üstüne yüklenemez.

 

150.000 öğretmen açığı varken açlık sınırının dahi altında bir ücrete çalışmak zorunda kalan ücretli öğretmenlere, 700.000 atama bekleyen, kürsülerde görmemiz gerekirken tarlada çapada, marketlerde kasada, pazarda tezgahta gördüğümüz öğretmenlerimize yüklüyoruz tüm bu sorumlulukları. Günlük 10 milyon lira gideri olan saraylarda yaşayanların, çocuklarını ABD eğitim sisteminde yetiştirenlerin; cebinde 2,5 lira ile intihar eden atanamamış öğretmenimizi anlamasını, bir telefonu üç çocuğuna yetirip bir şeyler öğrenmesi için çabalayan velinin yükünü aynı oranda hissetmesini beklemek sanırım onlarla aynı romantikliği taşımak olacak.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum