Demiryolu dışa bağımlılığı azaltacak
Yayınlanma:
Konya Aydınlar Ocağında konuşan Doç. Dr. Adnan Nur Baykal, Türkiyede 14 senede 3 bin 300, 73 senede 6 bin 700 kilometre demiryolu yapıldığını hatırlattı
Baykal: “Demiryollarımız artsa bizim dışa bağımlılığımız azalacak” dedi
Konya Aydınlar Ocağı’nın Salı Sohbetleri’nde “Türk Sanayi Hamlesi Nasıl Engellendi?” sorusuna cevap arayan Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adnan Nur Baykal, dedesi Nuri Demirağ’ın hayatını sunum halinde anlatarak bugüne dönük mesajlarını iletti.
Sille Kültür Evi’nde sanayimizin nasıl engellendiğine dair önemli açıklamalar yapan ve dinleyicilerden gelen soruları cevaplandıran Doç. Dr. Adnan Baykal, “Nuri Demirağ, herkesin kendi hayatını sorgulaması için bir fırsattır” dedi. Nuri Demirağ’ın Beşiktaş’ta kurduğu uçak fabrikasında 2 kişilik ve sonra 4 kişilik uçaklar ürettiğini ve o dönemde 10 milyon nüfusa sahip Türkiye’de 10 bin kişiye istihdam sağladığını kaydeden Doç. Dr. Baykal, Türkiye’yi ileri seviyeye politikacıların değil, girişimci ruha sahip müteşebbislerin götüreceğini söyledi.
Dedesi Demirağ’ın 1957’de öldüğünde kendisinin 4 yaşında olduğunu ve üçüncü erkek çocuğunun sekizinci torunu olduğunu belirten Doç. Dr. Baykal, Yeşilköy Havaalanı’nın bulunduğu sahanın dedesine ait olduğunu ve uçakların orada uçtuğunu, 1959’larda kamulaştırıldığı zaman uçaklarını hibe edecek bir yer bulamadığı için geriye bir uçağın dahi kalmadığını ifade etti.
NURİ DEMİRAĞ KÜLTÜRLÜ İNSANDI
Nuri Demirağ’ın 20 yıllık memuriyet hayatından istifa ederek ayrıldıktan sonra sadece maaşından biriktirdiği 56 altının olduğunu ve ne yapacağını da bilmediğini sözlerine ekleyen Nur Baykal, dedesi hakkında şunları söyledi: “Nuri Demirağ kültürlü bir insandı. Çünkü bir insan manevi değerleri yüzünden eğer maddi kayıpları kabullenebiliyorsa, göz önüne alabiliyorsa bana göre o insan kültürlüdür. Nuri Demirağ kendisini devamlı beyni realist, kalbi idealist olarak görmüştür. Beyni realist, yani pratik ve girişimci. Kalbi idealist ise, bizim dinimizde var olan bir şey. Yani insan daima kendi mutluluğunu herkesin mutluluğu ile beraber aramalıdır.”
Nuri Demirağ’ın köprü ve tünelleriyle birlikte 1012 kilometre demiryolu yaptığını dile getiren Doç. Dr. Baykal, “Atatürk zamanında 15 yılda 2 bin 300 kilometre yapılmış. Bugün Türkiye’de demiryolunun uzunluğu 10 bin kilometredir. Yani 14 senede 3 bin 300, 73 senede 6 bin 700 kilometre yapılmış. Demiryolunun önemi nedir? Demiryolu en ucuz yük taşımasıdır. Avrupa’da demiryolu taşımacılığı yüzde 20-30’dur. Türkiye’de bu oran yüzde 4’dür. Bir benzini dışarıdan alıyoruz. Demiryolumuz artsa bizim dışa bağımlılığımız azalacak. Fakat ne yazık ki ülkemizde kimse bu olayın üzerine gitmiyor, nedense gidemiyor” şeklinde bir gerçeğe parmak bastı.
Uçak sanayimizin dünkü ve bugünkü durumu ile vatan ve milletine hizmet etmek isteyen Nuri Demirağ’ın, Beşiktaş’da kurduğu uçak fabrikasında “NuD 36 ve NuD 38” Türk yapımı uçakları ürettiğini belirterek dedesinin şu sözünü hatırlattı: “Avrupa’dan, Amerika’dan lisanslar alıp tayyare yapmak kopyacılıktan ibarettir. Demode tipler için lisanslar verilmektedir. Yeni icat edilenler de bir sır gibi, büyük bir kıskançlıkla saklanmaktadır. Türk, insan kudretinin yaratabileceği her faydalı şeyi memleket için düşünmeğe, düşündüğünü yapmağa, başarmaya kadirdir.. Yapamamak, yapamadım, yapamam demek benliğimden, varlığımdan geçtim aczi, zaafı kabul ettim demektir.”
MERHABA
Konya Aydınlar Ocağı’nın Salı Sohbetleri’nde “Türk Sanayi Hamlesi Nasıl Engellendi?” sorusuna cevap arayan Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adnan Nur Baykal, dedesi Nuri Demirağ’ın hayatını sunum halinde anlatarak bugüne dönük mesajlarını iletti.
Sille Kültür Evi’nde sanayimizin nasıl engellendiğine dair önemli açıklamalar yapan ve dinleyicilerden gelen soruları cevaplandıran Doç. Dr. Adnan Baykal, “Nuri Demirağ, herkesin kendi hayatını sorgulaması için bir fırsattır” dedi. Nuri Demirağ’ın Beşiktaş’ta kurduğu uçak fabrikasında 2 kişilik ve sonra 4 kişilik uçaklar ürettiğini ve o dönemde 10 milyon nüfusa sahip Türkiye’de 10 bin kişiye istihdam sağladığını kaydeden Doç. Dr. Baykal, Türkiye’yi ileri seviyeye politikacıların değil, girişimci ruha sahip müteşebbislerin götüreceğini söyledi.
Dedesi Demirağ’ın 1957’de öldüğünde kendisinin 4 yaşında olduğunu ve üçüncü erkek çocuğunun sekizinci torunu olduğunu belirten Doç. Dr. Baykal, Yeşilköy Havaalanı’nın bulunduğu sahanın dedesine ait olduğunu ve uçakların orada uçtuğunu, 1959’larda kamulaştırıldığı zaman uçaklarını hibe edecek bir yer bulamadığı için geriye bir uçağın dahi kalmadığını ifade etti.
NURİ DEMİRAĞ KÜLTÜRLÜ İNSANDI
Nuri Demirağ’ın 20 yıllık memuriyet hayatından istifa ederek ayrıldıktan sonra sadece maaşından biriktirdiği 56 altının olduğunu ve ne yapacağını da bilmediğini sözlerine ekleyen Nur Baykal, dedesi hakkında şunları söyledi: “Nuri Demirağ kültürlü bir insandı. Çünkü bir insan manevi değerleri yüzünden eğer maddi kayıpları kabullenebiliyorsa, göz önüne alabiliyorsa bana göre o insan kültürlüdür. Nuri Demirağ kendisini devamlı beyni realist, kalbi idealist olarak görmüştür. Beyni realist, yani pratik ve girişimci. Kalbi idealist ise, bizim dinimizde var olan bir şey. Yani insan daima kendi mutluluğunu herkesin mutluluğu ile beraber aramalıdır.”
Nuri Demirağ’ın köprü ve tünelleriyle birlikte 1012 kilometre demiryolu yaptığını dile getiren Doç. Dr. Baykal, “Atatürk zamanında 15 yılda 2 bin 300 kilometre yapılmış. Bugün Türkiye’de demiryolunun uzunluğu 10 bin kilometredir. Yani 14 senede 3 bin 300, 73 senede 6 bin 700 kilometre yapılmış. Demiryolunun önemi nedir? Demiryolu en ucuz yük taşımasıdır. Avrupa’da demiryolu taşımacılığı yüzde 20-30’dur. Türkiye’de bu oran yüzde 4’dür. Bir benzini dışarıdan alıyoruz. Demiryolumuz artsa bizim dışa bağımlılığımız azalacak. Fakat ne yazık ki ülkemizde kimse bu olayın üzerine gitmiyor, nedense gidemiyor” şeklinde bir gerçeğe parmak bastı.
Uçak sanayimizin dünkü ve bugünkü durumu ile vatan ve milletine hizmet etmek isteyen Nuri Demirağ’ın, Beşiktaş’da kurduğu uçak fabrikasında “NuD 36 ve NuD 38” Türk yapımı uçakları ürettiğini belirterek dedesinin şu sözünü hatırlattı: “Avrupa’dan, Amerika’dan lisanslar alıp tayyare yapmak kopyacılıktan ibarettir. Demode tipler için lisanslar verilmektedir. Yeni icat edilenler de bir sır gibi, büyük bir kıskançlıkla saklanmaktadır. Türk, insan kudretinin yaratabileceği her faydalı şeyi memleket için düşünmeğe, düşündüğünü yapmağa, başarmaya kadirdir.. Yapamamak, yapamadım, yapamam demek benliğimden, varlığımdan geçtim aczi, zaafı kabul ettim demektir.”
MERHABA
Gündem





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.