Değerler giderek bozuluyor

Değerler giderek bozuluyor

Konya STKların 8. Ufuk Turu Toplantılarının sonuç bildirgesinde önemli konulara temas edildi

Konya STK’ların 8. Ufuk Turu Toplantıları’nın sonuç bildirgesinde önemli konulara temas edildi. Değerlerdeki bozulmanın had safhaya ulaştığı belirtilerek, devletin değerleri koruması gerektiğine dikkat çekildi. Konya Sivil Toplum Kuruluşları (STK) tarafından organize edilen Ufuk Turu Toplantıları’nın sekizincisi bu yıl, 18-22 Mayıs 2011 tarihleri arasında Alanya Bera Otel’de başarıyla gerçekleştirildi. Toplantılara seksen altı sivil toplum kuruluşunun ev sahipliğinde, Türkiye’nin değişik bölgelerinden gelen 300’ü aşkın seçkin bir topluluk iştirak etti. 8. Ufuk Turu Toplantıları’nın sonuç bildirgesi de açıklandı. “Dünyanın, bölgemizin ve ülkemizin çok önemli bir değişim sürecinden geçtiği bu dönemde; bir taraftan fiziksel ve ekonomik anlamda yaşanan olumlu gelişmelerle mutlu olurken, diğer taraftan ‘bizi biz yapan’ değerlerde erozyon yaşanmakta olması düşündürücüdür” denilen sonuç raporunda, “Bu yılki toplantılarda “Değerlerin Dönüşümü ve Ahlaki Çözülme” konusu, konunun uzmanı akademisyen, bürokrat ve sivil toplum yetkilileri tarafından sunulan tebliğler çerçevesinde değişik boyutlarıyla ele alınmıştır. Toplantılar, değerler konusuna ait teorik çerçeveden başlayarak aile, çalışma hayatı, siyaset, hukuk, medya, sosyal ilişkiler ve ahlak ana başlıkları altında 3 gün süreyle, 4 oturum, 4 söyleşi ve özel tartışma ortamlarında ele alınmıştır. Uzmanların tebliğlerinden sonra hem soru ve değerlendirmeler, hem de istişari mahiyette ve yüz yüze görüşmeler yoluyla katılımcıların karşılıklı fikir alışverişinde bulunmaları sağlanmıştır” ifadeleri kullanıldı.

Toplantılarda ise şu hususların tespit edildi açıklandı: “Bu değerlendirmeler sonucunda aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir:

1.      İnsanın eşref-i mahlûkat olduğu gerçeğinden hareketle; pratik hayatını etkileyen standartları ve anlam kodlarını sağlayan değerler fert ve toplum açısından hayati önem taşımaktadır. Bu önemli konuda gayret sarf etmek ve hassasiyet göstermek, gelecek nesillerimizi de ilgilendirmektedir.

2.      Değerlerimizdeki aşınma had safhadadır. Değerlerini yitirmiş ve hiçbir kutsalı olmayan insanların hem diğer insanlara hem de çevresine verdiği tahribat insanlık tarihinde görülmemiş boyutlara ulaşmıştır. Bizler ülkemizdeki ve dünyadaki gelişmeleri kaygıyla ve endişeyle izliyoruz.

3.      Hayatımızı inanç ve değerlerimize uygun bir şekilde tanzim etmek bizlerin en tabii hakkıdır. İnandığı gibi yaşayamayan insanların yaşadıkları gibi inanmaya başlamaları insan hayatına en büyük müdahaledir. Bu noktada; devlet organları ve resmi kuruluşlar, değerlerimizin muhafaza ve geliştirilmesini sağlayacak şartların hazırlanması noktasında kendilerini görevli addetmelidirler.

4.      Sadece fertlerin değil, sistemlerin ve devletlerin de değerleri bulunduğu gerçeği bağlamında, siyasi ve toplumsal kurumlar da kendilerini dini ve milli değerlerimizle uyumlu hale getirmek için çaba sarf etmelidir. Zira bireylerin değerleri ancak toplumun değerleri içinde daha anlamlı, gerçekçi ve uygulanabilir olur.

5.      Toplumsal bozulma ve yozlaşmada medyanın payı da gözlemlenmektedir. Gençliği ve henüz değerleri olgunlaşmamış kişilerden başlayarak toplumu ifsat etme noktasına kadar taşıyan medya kuruluşları, tahribatı bir an önce durdurulmalı ve daha sorumlu davranmalıdır. Bu çerçevede, çocuklarımızın ve gençlerimizin beden ve ruh sağlığını korumak amacıyla internetin güvenli kullanımı için gerekli tedbirler alınmalıdır.

6.      Çalışma hayatı ve ekonomik ilişkilerdeki yozlaşma insan ilişkilerine de yansımaktadır. Ancak, İslami değerlerin temsil ettiği hak, adalet, kul hakkı, helal ve haram bilinci gibi kavramlar konusunda farkındalık oluşturulmalıdır.

7.      İktidar ve güç odaklı sistem ve uygulamalara karşı da dikkatli olunmalıdır. Zira, siyaset kurumundaki yozlaşma tüm toplumu olumsuz yönde etkilemektedir. Gücün kullanımında toplumsal sorumluluk ve insani değerler göz ardı edilmemelidir.

8.      İslami değerlerin insan fıtrat ve tabiatına en uygun değerler olduğu gerçeğinden hareketle insanla – İslam arasına konulmak istenen hukuki, sosyal, kültürel ve ekonomik engellerin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bu gerçek, bundan sonra yapılacak yasal ve hukuksal değişiklerde mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.

9.      Türkiye’de toplumdaki zihniyet ve düşünce dönüşümü, insanı hedef alan ve inanç değerlerimizle uyumlu biçimde yeniden yapılanan bir anlayışla ele alınmalıdır. Değer odaklı eğitim ailelerden başlayarak diğer toplumsal kesimlere yaygınlaştırılmalıdır.

10.  Değerlerin inşasında ve içselleştirilmesinde sivil toplum kuruluşları daha fazla inisiyatif almalıdır.

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.