Çocuklarda saygı bitiyor
Yayınlanma:
Manevi değerlerden uzaklaşarak yaşanan toplumsal değişimle birlikte çocuklarda toplumsal saygı kavramı yok oluyor
Manevi değerlerden uzaklaşarak yaşanan değişim toplumun her kesimini etkiliyor. Bu değişim neticesinde dini bayramlar ve milli günlerimiz unutuluyor, böyle günler adeta bir tatil olarak değerlendiriliyor. Bayramlarda eskisi gibi insanlar büyüklerinin elini öpmek yerine ya tatile gidiyor ya da mesaj atarak büyüklerinin bayramlarını kutluyor. Bu durum toplumda yozlaşmaya yol açarken, büyüklerimiz ‘nerede o eski günler’ diyerek hüzünleniyor. Bu değişimden en fazla etkilenen kesim ise çocuklar. Değişen toplumla birlikte ailelerin iş telaşına düşmeleri nedeniyle çocuklarıyla çok fazla ilgilenmemeleri sonucunda kendi hallerine bırakılan çocuklarda kötü alışkanlıklar başlıyor, büyüklere saygı, küçüklere sevgi kalmıyor. Kısacası gelenek ve görenekler yok oluyor. Konuya uzmanların bakışı ise toplumda bir değişimin yaşandığı ve bu değişimle birlikte örflerimizin de aşındığı yönünde.
SAYGILI OLMAK DİNİMİZİN SORUMLULUĞUDUR
Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Çeker, küçüklere sevgi, büyüklere saygının dini ve ahlaki görevlerin en başta gelenlerinden biri olduğunu söyledi. Peygamberimizin, “Küçüklerimizi sevmeyen, büyüklerimizi saymayan bizden değildir” hadisini vurgulayan Orhan Çeker, “Medeniyetin ve huzurun temelini karşılıklı sevgi ve saygı meydana getirir. Bu özellikten yoksun olan bir toplumda sıkıntılar baş gösterir, kin ve düşmanlıklar görülür. Menfaat ilişkileri başlar, samimiyetten uzak bir yaşam süreriz. O halde herkes birbirine saygı göstermelidir. Saygı gönülden gönüle uzanan bir köprüdür. Büyüklerin ve küçüklerin gönlüne girmek isteyenlerin bu köprüyü mutlaka kurmaları gerekir” dedi. Çocuklar üzerinde büyük bir tehlike oluşturan kötü alışkanlıklara da değinen Çeker, bu noktada ailelere büyük görev düştüğünü aktararak şöyle konuştu: “Toplum içinde saygının azalmasından, kötü alışkanlıklara kadar birçok neden görsel medyadan kaynaklanıyor. Yaygın görsel araçlar her olumsuz görüntüyü yayınlamaktan kaçınmıyorlar. Bu yayınlardan ise en fazla çocuklar etkileniyor. Çocukların kötü alışkanlıklara başlamasının bir nedeni de arkadaş seçimidir. Aileler çocuklarının arkadaş seçimlerine dikkat etsinler. İyi kişilerle arkadaşlık kurmasını sağlasınlar. Takip etsinler. Çocuklarının nereye gidip nereden geldiğini araştırsınlar. Çocuklarını güzel bir arkadaş çevresinde yetiştirsinler.”
KENTSELLEŞME TOPLUMSAL DENETİMİ AZALTIYOR
Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasin Aktay da, toplumda saygı noktasında eskiye göre çok kötü durumda olunmadığını anlatarak, kent kültürüne dikkat çekti. Yasin Aktay, büyüyen kentleşmeyle birlikte toplumda azalan baskının özgür bir ortam hazırladığını belirterek, “Böyle özgür bir ortamda toplumsal denetim mekanizmasının da olmaması nedeniyle bireyler kendi özgürlükleri bağlamında hareket etmektedir. Ama durum kırsal kesimde biraz daha farklı. Kırsal kesimde nüfusun az olması ve insanların birbirlerini tanımasıyla bireyler davranışlarında daha sorumlu. Kentselleşmeyle birlikte bireylerde özellikle çocuklarda sorumluluk duygusunu geliştirmeliyiz. Bu noktada eğitim uygulanırken, çocuklar özgür olmalı fakat sorumluluk duygusunu taşımalı. Davranışlarına dikkat etmeli. Almanya’da verilen eğitim nedeniyle Alman çocukları Türk çocuklarından daha sorumlu. Onun için eğitimde düzeltmeye gidilmesi gerekiyor” dedi. Aktay, çocukları kötü alışkanlıklardan korumak için ailelerin çocukları baskı ortamına almadan, kontrol mekanizması kurması gerektiğinin altını çizdi. Aktay sözlerine şöyle devam etti: “Kent ortamında çocuklar aile merkezli yaşıyor. Dolayısıyla onlar için çok iyi ortamlar hazırlamalıyız. Arkadaş seçiminde belki etkili olamayabiliriz fakat okul seçiminde dikkatli olursak kötü arkadaş edinmelerini engelleyebiliriz. Genelde aileler bu yöntemi kullanıyor.”
HASAN AYHAN
Gündem





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.