Çiftçinin elektrik ve suyunu kesmeyin!

Çiftçinin elektrik ve suyunu kesmeyin!

Saadet Partisi Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman, “Bu sebeple suya ve elektriğe en fazla ihtiyaç duydukları zamanda elektrik ve suları kesilmektedir” dedi

Saadet Partisi Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman, TBMM'de bir basın toplantısı düzenledi. Karaduman, toplantıda ülke gündemine dair değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin 2. yıldönümünün yaşandığını dile getiren Karaduman, “Geçirdiğimiz iki yıllık sürenin sonunda, artık esnaflarımız her sabah iş yerlerini neşe ve büyük bir heyecanla açar duruma geldiler. Öğrenciler herhangi bir gelecek kaygısı duymadan eğitimlerine devam ediyorlar. Artık herkes fikrini bütün platformlardan özgürce ifade edebilmektedir. Adalete güven %99 seviyelerine çıkmıştır, kalan yüzde 1’i de nazar boncuğu olarak sayabiliriz. Gelinen noktada Türkiye’nin yoksulluk diye bir sorunu kalmamıştır. Atamalar siyasi parti mensubiyetine bakılmaksızın, ehliyet ve liyakat gözetilerek yapılmaktadır. Son iki yılda TL karşısında değer kaybeden Dolar ve Euro eriyip yok olmuştur. Ezcümle; son iki yılın sonunda ülkemiz üç tarafı denizlerle çevrili, dört bir yanı ise huzurla dolu bir ülke haline gelmiştir. İktidar mensupları, geriye dönüp baktıklarında gurur duyuyorlardır. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin savunucuları iki yıl önce bu tozpembe tabloyu çiziyorlardı. Ancak gerçekte tablo tam tersi bir vaziyeti göstermektedir” şeklinde konuştu.

KONYALI ÇİFTÇİNİN SU PROBLEMİ ÇÖZÜLMEDİ

“COVID-19 salgını sürecinde ülkemizde ilk vakanın görüldüğü 11 Mart tarihinden bu yana 4 ayı geride bırakıyoruz” diyen Karaduman, şunları kaydetti: “Binli rakamların altına düşen vaka sayılarının tekrar bin 500’lerin üzerine çıkmış olması, Türkiye’nin artık normalleşmeye başlama zaruretinin sonucudur. Çünkü kaynaklar artık tükendi ve iç piyasada hareketliliğin sağlanması için son çare olarak vatandaşa faizli krediler dağıtıldı. 20 gün gibi kısa bir sürede yaklaşık 1 milyon vatandaş bankalara borçlandı. Dış ticaret açığı Mayıs ayında yüzde 102 oranında arttı. Önümüzdeki dönemde yaşanacak daralma ve devam eden mevcut krize karşı önlem olarak katma değer üretecek yeni girişimler gerçekleştirilmelidir. Ancak görülmektedir ki; inşaat faaliyetleri hızla devam ederken çiftçilerimiz; sulama problemleri, pahalı gübre, pahalı mazot, yüksek miktarda faturalarla baş etmek zorunda bırakılıyor. Konyalı çiftçimizin sulama problemi yıllardır çözülememiştir. 2007 yılında temeli atılan AHİ kanalı ile problem çözülecekti ancak geçen 13 senenin ardından kanal halen faaliyete başlamamıştır. Yeraltı suları ile yapılan sulamanın maliyetleri çok yüksek ve faturalar ödenemeyecek miktarlarda gelmektedir. Elverişsiz koşullara rağmen üretim yapan çiftçilerimizin gayretleri her türlü takdire şayandır. Devletin en önemli vazifelerinden biri de üreticisini koruyarak üretimi arttırmaktır. Çiftçilerimiz üretim için kullandığı elektrik ve suyun faturasını hasat öncesinde ödemekte zorluk yaşamaktadır. Bu sebeple suya ve elektriğe en fazla ihtiyaç duydukları zamanda elektrik ve suları kesilmektedir. Henüz mahsul almamış olan çiftçi, faturaları ödeyebilmek için borçlanmak zorunda kalmaktadır. Başta Konyalı Çiftçilerimiz olmak üzere üreticilerimizin fatura borçları hasat sonrası ödenecek şekilde yapılandırılmalıdır ve ertelenmelidir.”

BAROLARIN BÖLÜNMESİNE KARŞIYIZ

Adil yargılanma ve savunma hakkının güvencesi olan avukatların ve mensubu oldukları baroların, hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olduğunu aktaran Saadet Partisi Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman, “Meclise getirilen düzenleme ile üye sayısı 5 binden fazla olan illerde ikinci bir baro kurulmasını mümkün kılacaktır. Bu tür bir düzenleme; iktidarın Türkiye’de sivil ya da resmi fark etmeksizin her alanı kontrol altında tutma amacının ortaya çıkardığı bir ihtiyaçtır. Düzenleme ile birlikte muhalif-yandaş barolar oluşabilecek ve güçlü baro yapısı zayıflayarak kontrol edilebilir hale gelebilecektir. Çoklu meslek örgütü yapısı Türkiye’de kutuplaşmayı derinleştirecek ve yapısal yeni sorunlara yol açacaktır. Saadet Partisi olarak, kutuplaşma siyasetine karşı olduğumuzu ısrarla ifade ediyoruz; “Bana baronu söyle, sana partini söyleyeyim.” gibi bir anlayışı yerleştirecek olan çoklu baro düzenlemesine karşıyız. Baroları bölüp parçalayacak düzenlemeler değil, avukatların ihtiyaçlarını karşılayacak düzenlemeler üzerinde çalışılması gerektiğini ifade ediyoruz” dedi.

PADİŞAHIM ÇOK YAŞA DENİLMEYECEK

Sosyal medyanın, bütün vatandaşların fikirlerini özgürce ifade edebileceği bir platform olarak kalması gerektiğini ifade eden Karaduman, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı: “Böyle bir ortamda yapılacak düzenlemeler ile iktidar; kendi yandaşını, kendi trolünü korumak istemektedir. Sosyal medyayı kapatmak ya da düzenlemek, sosyal medya kullanıcılarını baskı altına almak ancak geleceğinden endişe duyan iktidarların işi olabilir. Tehlike çanları sosyal medya kullanıcıları için değil, baskıcı iktidarın kendisi için çalmaktadır. Bugün sosyal medya aracılığıyla düşüncesini ifade edenlere “Silivri soğuktur” esprisi ile yanıt veriliyorsa iktidar bundan utanç duymalıdır. İhale ve Yasaklarla yandaş bir medya oluşturabilirsiniz ancak Sosyal medya iradedir, irade satın alınamaz, iradeye yasak konulamaz. İktidar şunu anlamalıdır; yasaklar ve kısıtlamalar getirilse bile gençler iktidar yalakası olmayacak ve 'padişahım çok yaşa' demeyecektir. Hangi baskıları uygulamaya çalışırsanız çalışın gençler; 'Medya padişahınsa, sosyal medya bizimdir' Demeye devam edecektir.”

HABER MERKEZİ

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum