Çeker, hakkını arayacak
Yayınlanma:
Yaptığı açıklamalar ile bir anda eleştiri yağmuruna tutulan Prof. Dr. Orhan Çeker’in avukatı düzenlediği basın toplantısında Çeker’in haksız yere eleştirildiğini söyledi
S.Ü. İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Çeker’in avukatı Hüseyin Çelik Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlediği basın toplantısında müvekkilinin günlerdir haksız yere eleştirildiğini söyledi. Çelik, yaptığı açıklamada müvekkilinin yasal hakkını arayacağını ifade ederek söylediklerinin kendisinin bile inanamayacağı şekilde değiştirildiğini söyledi. Çelik, “Müvekkilimin basın-yayın organlarında yer alan açıklamalarına binaen yapılan olumlu-olumsuz haber ve yorumlar üzerine kamuoyunun doğru bilgi alma hakkını kullanması, basın-yayın organlarının da doğru haber verme görevini yapabilmesi için doğru bilgilendirmesi amacıyla basın açıklaması yapma zarureti doğmuştur” dedi.
Prof. Dr. Orhan Çeker’in Konya’da yaygın basına yaptığı açıklamanın günlerdir ortaya atılan söylentiler ile hiç alakasının olmadığını özellikle vurgulayan Çelik, “Müvekkilimin beyanı aynen şu şekildedir; ‘Hadım etme cezası ne Kur’an’da ne de Efendimizin Sünnetinde yoktur. Bence toplumu bu noktaya getiren sebepler araştırılmalıdır. Milli politika olarak herkes ahlak eğitiminden geçirilmelidir. Sarkıntılığa davet ve tahrik edici görsel yayınlar yasaklanmalıdır. Kadın vakur davranmış da sarkıntılığa uğramış ise suç yüzde yüz erkeğindir. Elbette işlenen suç son derece iğrençtir. Kadın dekolte giyinmiş, tahrik ve davet edici davranmış ise suça ortaktır. Suça ortak olup sonradan şikayetçi olması makul değildir. Bu konuda suçu işleyen erkekleri savunduğum anlaşılmasın. Lakin bu suçun işlenmesinde dekolte kıyafetler giyinen davet ve tahrik edici davranışlar sergileyen kadının da etkisi küçümsenmeyecek kadar büyüktür. Bu konuda tabi ki erkek suçludur, ama kadının da suçu göz ardı edilirse ülke olarak meseleyi çözümde yanlış adım atmış oluruz. Bu olayda her iki taraf da suçludur. Bunu yalnız ben söylemiyorum. Daha birkaç gün önce Rusya’da bir Ortodoks papazı dekolte giyinip sokağa çıkan kadınları uyarmıştır.’ Müvekkilim böylesine bir açıklama yapmasına rağmen sözlerinin yanlış bir şekilde değerlendirilmesine bir anlam veremedik” diye konuştu.
Konuşmasının sonunda müvekkilinin konuşmadığı birçok cümleleri sanki söylemiş gibi kamuoyuna lanse edilmesinin kabul edilmeyen bir hata olduğunu vurgulayan Çelik, “Müvekkilim, ‘Kadın suça ortaktır’ ifadesinde adi suç kastedilmemiş, ahlaki erdemlere aykırılık ve örfen suç yani ‘Günah’ kastedilmiştir. Zaten müvekkilim İlahiyat Fakültesi’nde İslam Hukuku Öğretim Üyesi olduğu için ifadelerinin de adli açıdan değil dini açıdan yorumlanması bir zorunluluktur. Beyandaki suç veya olumsuz durum taciz ve sarkıntılıktır, tecavüz değildir. Taciz ve sarkıntılık da en iğrenç suçlardandır. Hem kadını hem erkeği bundan korumak gerekir. Kaldı ki tecavüz, affedilemeyecek en büyük suçtur, cezası da en ağır olmalıdır. Kadın suçlanmış değildir. Suçlu erkektir, erkek bütün tahrik edici unsurlara rağmen mazur görülemez.
Müvekkilim, suçun odağında kadın var demedi, dekolte giyinirsen tecavüz edilirsin veya tecavüzü hak edersin demedi. Tecavüz kelimesini hiç kullanmadı. Kadın ayrımcılığı yapmadı. Kadını suç unsuru göstermedi. Kadınları hedef göstermedi. Kendi adına konuştu, fakültesi, üniversitesi, sivil ya da siyasi herhangi bir kurum adına konuşmadı. Bu nedenle müvekkilim yasal hakkını arayacak” şeklinde konuştu.
ALİ SAİT ÖGE
Prof. Dr. Orhan Çeker’in Konya’da yaygın basına yaptığı açıklamanın günlerdir ortaya atılan söylentiler ile hiç alakasının olmadığını özellikle vurgulayan Çelik, “Müvekkilimin beyanı aynen şu şekildedir; ‘Hadım etme cezası ne Kur’an’da ne de Efendimizin Sünnetinde yoktur. Bence toplumu bu noktaya getiren sebepler araştırılmalıdır. Milli politika olarak herkes ahlak eğitiminden geçirilmelidir. Sarkıntılığa davet ve tahrik edici görsel yayınlar yasaklanmalıdır. Kadın vakur davranmış da sarkıntılığa uğramış ise suç yüzde yüz erkeğindir. Elbette işlenen suç son derece iğrençtir. Kadın dekolte giyinmiş, tahrik ve davet edici davranmış ise suça ortaktır. Suça ortak olup sonradan şikayetçi olması makul değildir. Bu konuda suçu işleyen erkekleri savunduğum anlaşılmasın. Lakin bu suçun işlenmesinde dekolte kıyafetler giyinen davet ve tahrik edici davranışlar sergileyen kadının da etkisi küçümsenmeyecek kadar büyüktür. Bu konuda tabi ki erkek suçludur, ama kadının da suçu göz ardı edilirse ülke olarak meseleyi çözümde yanlış adım atmış oluruz. Bu olayda her iki taraf da suçludur. Bunu yalnız ben söylemiyorum. Daha birkaç gün önce Rusya’da bir Ortodoks papazı dekolte giyinip sokağa çıkan kadınları uyarmıştır.’ Müvekkilim böylesine bir açıklama yapmasına rağmen sözlerinin yanlış bir şekilde değerlendirilmesine bir anlam veremedik” diye konuştu.
Konuşmasının sonunda müvekkilinin konuşmadığı birçok cümleleri sanki söylemiş gibi kamuoyuna lanse edilmesinin kabul edilmeyen bir hata olduğunu vurgulayan Çelik, “Müvekkilim, ‘Kadın suça ortaktır’ ifadesinde adi suç kastedilmemiş, ahlaki erdemlere aykırılık ve örfen suç yani ‘Günah’ kastedilmiştir. Zaten müvekkilim İlahiyat Fakültesi’nde İslam Hukuku Öğretim Üyesi olduğu için ifadelerinin de adli açıdan değil dini açıdan yorumlanması bir zorunluluktur. Beyandaki suç veya olumsuz durum taciz ve sarkıntılıktır, tecavüz değildir. Taciz ve sarkıntılık da en iğrenç suçlardandır. Hem kadını hem erkeği bundan korumak gerekir. Kaldı ki tecavüz, affedilemeyecek en büyük suçtur, cezası da en ağır olmalıdır. Kadın suçlanmış değildir. Suçlu erkektir, erkek bütün tahrik edici unsurlara rağmen mazur görülemez.
Müvekkilim, suçun odağında kadın var demedi, dekolte giyinirsen tecavüz edilirsin veya tecavüzü hak edersin demedi. Tecavüz kelimesini hiç kullanmadı. Kadın ayrımcılığı yapmadı. Kadını suç unsuru göstermedi. Kadınları hedef göstermedi. Kendi adına konuştu, fakültesi, üniversitesi, sivil ya da siyasi herhangi bir kurum adına konuşmadı. Bu nedenle müvekkilim yasal hakkını arayacak” şeklinde konuştu.
ALİ SAİT ÖGE





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.