Büyüme inşaata bağlı

Büyüme inşaata bağlı
İnşaat sektörünün hızla büyüdüğü dönemde Türkiye ekonomisinin de aynı doğrultuda büyüdüğüne işaret eden Kompen AŞ Genel Müdürü Erdal Küçükşehir, İnşaatın küçülmesi, Türkiyenin küçülmesi demektir dedi

Kompen AŞ Genel Müdürü Erdal Küçükşehir, inşaat sektörünün 2009 yılını değerlendirdi. 2002-2006 yılları arasında büyük bir büyüme performansı sergileyen inşaat sektörünün 2006 yılında yüzde 18’i geçen büyüme rakamları ile doruğa ulaştığını hatırlatan Erdal Küçükşehir, 2007 yılında yaşanan yüzde 5,7’lik gerilemenin 2008 yılında yüzde 8’e ulaştığını, 2009 yılının ilk yarısında ise yüzde 18 küçüldüğünü anımsattı. 2009 yılının son çeyreğinde durumun artık kronikleştiğini savunan Küçükşehir, “İnşaat sektörü 7 çeyrektir küçülme göstermektedir ve bu durum daha önce yaşanmamıştır. KDV ve harç indirimleri ile yaşanan Mart ayındaki iyimserlik, sonrasında devam etmemiştir. Buna göre ilk 9 aylık rakamlar dikkate alındığı takdirde 2007 yılında 45,7 milyon metrekare, 2008 yılında 45,7 milyon metrekare, 2009 yılında ise 34,7 milyon metrekare olarak gerçekleşen yapı ruhsat rakamları bir önceki yıla göre yüzde 25’in üzerinde bir küçülmeye işaret etmektedir” dedi.
KAMU YATIRIMLARI AÇIĞI KAPATMADI
2002-2007 yılları arasında ağırlıklı olarak konut talebinde yaşanan patlama ile beraber özel sektör yatırımlarının toplam içerisinde yüzde 80 paya ulaştığını vurgulayan Erdal Küçükşehir, yaşanan krizin ardından özel sektörün durakladığını ve 2009 yılının ilk çeyreğinde yüzde 34’lük bir düşüş gösterdiğini belirterek şöyle devam etti: “Artan kamu yatırımları ne yazık ki açığı kapatmakta yeterli olmadı. Ancak unutmamamız lazım ki inşaatın küçülmesi, Türkiye’nin küçülmesi demektir. Zira inşaat sektörünün hızla büyüdüğü aralıklara bakarsak, Türkiye ekonomisinin de o aralıklarda hızla büyüdüğü görülmektedir. Bu durumun iki ana sebebi de sektörün istihdam değeri ve inşaat sektörünün ihracata oldukça olumlu etkisi olmasıdır. Bu verilere bakarak inşaat sektörünün lokomotif görevi yaptığını da söyleyebiliriz.”
İNŞAAT SEKTÖRÜ HAREKETLENMELİ
Erdal Küçükşehir, şöyle devam etti: “2008 ve 2009 yıllarında Türkiye ekonomisi az ya da çok bir şekilde olup bitenlerden etkilendi ve tabi olarak inşaat sektörüne de bu yansıdı. Aynı süreçte iki sektör küçüldü. Bunlar ticaret ve inşaat. İnşaatı hareketlendirmek son derece önemlidir. 2010 yılında bir düzeltme olmasını beklemekteyiz. Artık faiz ve diğer getiri araçlarının cazibesi kalmamıştır. Bu bakımdan tasarrufların tekrar yatırımlara dönüşeceğini umuyoruz. Sanayi endeksinde görülen iyileşmeler büyük ihtimalle inşaat sektörüne de yansıyacak ve 2010 yılı daha iyi geçecektir diye düşünmekteyiz. Fakat burada unutmamak gerekir ki Türkiye’de inşaat sektörünün birçok ciddi meselesi bulunmaktadır. Bunların çözümü noktasında müteahhitlerin, sanayicilerin ve kamunun bir araya gelmesi son derece önemlidir. Bugün Türkiye’de 170 bin civarında müteahhit olduğu varsayılmaktadır. Bugün terzi dükkanı açmak için bile bir odaya kayıt olup belge almanız gerekirken müteahhitlik gibi insanların canlarının mallarının söz konusu olduğu bir alanda böyle bir yaptırım yok. Bu durum mutlaka düzeltilmelidir. Ayrıca diğer sektörlere oranla daha negatif bir seyir izleyen sektör için özellikle maliyetlere yönelik desteklerin oluşturulması gerekmektedir. Ülkemizde özel konutlarda son dönemde artan arsa pay oranlarının da Avrupa ortalamalarına çekilmesi gerekmektedir. İnşaat sektörü kısa bir gelecek içerisinde Türkiye’de en büyük katma değer üreten sektör olmaya adaydır. Bugün ulusal anlamda birçok firmamız uluslararası arenada çok büyük projelere imza atmakta ve yıllık 20 milyar dolar civarında bir hacimle çalışmaktadırlar.”
SEKTÖRÜN VERGİ YÜKÜ AZALTILMALI
İnşaat sektörünün gelişmesi için alınması gereken tedbirler konusunda da bilgi veren Erdal Küçükşehir, öncelikle sektörün üzerindeki vergi yükünün azaltılması gerektiğini savundu. Yaklaşık olarak 200 kalemden oluşan alt sektörlerin de buna dahil edilmesini belirten Küçükşehir, önerilerini şöyle sıraladı: “Finans sektörü kendisini sağlama almak istemekte ve daha çok olarak kamu açığını finanse etmektedir. Bu yapı değişmeli ve finans kurumları reel ekonomiye kaynak aktarmalıdır. Bürokratik kısıtlamalar engellenmelidir. Müteahhitlik gibi ihtisas isteyen bir işe giriş mutlaka kısıtlanmalı ve kontrol altına alınmalıdır. Toplu Konut İdaresi sosyal konut üretmelidir. Bu zaten sosyal devlet olmanın bir gereğidir. Ancak gayrimenkul yatırım ortaklığı şeklinde projeler, diğer müteahhit firmalara zarar vermektedir. Zira bu kadar büyük arsa maliyetlerinin olduğu bir ortamda oluşan manzara haksız rekabetten öte değildir. Bir başka sorun ise yapı denetimleri mutlaka daha ciddi yapılmalıdır.”
 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.