Büyük potansiyel
Saadet Partisi, 2008’de gerçekleştirdiği ‘açılım ve atılım’ kongresinin ardından pazar günü de ‘iktidara yürüyüş’ kongresini gerçekleştirecek. Ankara Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda yapılacak olan kongreye Konya’dan yoğun katılımın olması bekleniyor. Konya Teşkilatı, 50 otobüs ve 500 özel araçla kongreye katılım sağlayacak. Ayrıca Gençlik Kolları da kongrenin organizesine katkıda bulunmak üzere 300 genç ile Ankara’ya hareket edecek.
YÜZDE 80’İN OY VERECEĞİ PARTİ SAADET
Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi ve Konya İl Başkanı Av. Veli Tolu, “Gittiğimiz her yerde, uzandığımız her insanda, oy vermiş vermemiş herkesin ortak kanaati; Türkiye’de Numan Kurtulmuş farklı bir siyasi portre çiziyor, milletin nezdinde hakikaten iyi ve dolu adam. Siyasi partilere oy vermiş seçmenin, yüzde 70-80’i kendi partisine oy vermezse oy vereceği parti Saadet Partisi’dir” değerlendirmesinde bulundu
SAADET’İN ÖNÜNDEKİ ENGEL ÜLKEDEKİ GERİLİM
Veli Tolu, Saadet Partisi’nin önündeki birinci engelin ülkedeki gerilim ortamı olduğuna dikkat çekerek, “İnsanlar sürekli kavga ortamında bulunduğu için sağlıklı düşünme imkanı sağlamıyorlar. Kavga ve gerilim insanları gruplara ayırıyor ve bir yere oy vereceksiniz diye zorluyor. Sağlıklı düşündüğümüz anda da Saadet Partisi’nin otomatik olarak toplum nezdindeki sevgisi ve sempatisi oya dönüşecektir” dedi.
Saadet Partisi GİK Üyesi ve İl Başkanı Av. Veli Tolu, Türkiye’de kavga ve gerilimle toplumun kutuplara ayrıldığına dikkat çekerek, sağlıklı bir düşünme ortamı sağlandığı zaman Saadet Partisi’nin seçmenin yüzde 80’inden oy alabilecek bir potansiyeli bünyesinde barındırdığına dikkat çekti
SAADET KONYA, KONGREYE HAZIR
Saadet Partisi (SP) 2008’de gerçekleştirdiği ‘açılım ve atılım’ kongresinin ardından Pazar günü de ‘iktidara yürüyüş’ kongresini gerçekleştirecek. Ankara Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda yapılacak olan kongreye Konya’dan yoğun katılımın olması bekleniyor. Saadet Partisi Konya İl Teşkilatı, oluşturduğu koordinasyon merkeziyle kongre çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda kongreye katılımın yüksek olması için gerekli olan bütün çalışmaları yapan Saadet Konya Teşkilatı, 50 otobüs ve 500 özel araçla kongreye katılım sağlayacak. Ayrıca Gençlik Kolları da kongrenin organizesine katkıda bulunmak üzere 300 genç ile Ankara’ya hareket edecek. Biz de bu yoğun kongre çalışmaları arasında Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi ve Konya İl Başkanı Av. Veli Tolu ile söyleşi gerçekleştirdik. Saadet Partisi’nin Türk siyasetindeki yerinden Numan Kurtulmuş’un ortaya koyduğu farklı çizgiye, kongre sürecinden sonrasındaki hedeflere kadar birçok konuda açıklamada bulunan Veli Tolu, sağlıklı bir düşünme ortamı sağlandığı zaman milletin yüzde 80’ine yakın kesiminin Saadet Partisi’ne oy vereceğine dikkat çekti.
* Saadet Partisi ve Numan Kurtulmuş’un Türk siyasetindeki farkını kısaca anlatabilir misiniz?
Saadet Partisi sonradan doğma bir parti değil, Türkiye’de çok partili siyasi hayatın en etkili partilerinden bir tanesi. Etkisi, Türkiye meselelerini bilen misyona dayanmasından kaynaklanıyor. Milli Görüş Hareketi Türkiye’de 1969’dan bu yana kendisine bir siyasi çizgi benimsemiş, bu felsefesini de bütün millet anlamış durumda.
Türkiye’de aynı misyonu devam ettiren bir siyasi parti, yani misyon partisi yok.
Süreç içerisinde her kurumda ve insanda olduğu gibi belli bir dönem sonra yenilenme ihtiyacı da doğuyor. 2008’de yapmış olduğumuz kongre de bu açıdan önemli. Kongremizin ismi de ‘açılım ve atılım’ kongresiydi. Çünkü 2008’e gelene kadar Türkiye’de Milli Görüş Hareketi çok önemli iki sıçrama yapmıştı. İlki Milli Nizam’la başlayıp Milli Selamet’le iktidara uzanan sıçrama. İkincisi de Refah Partisi döneminde iktidara gelmesi ve o iktidar döneminde yapmış olduğu sıçramaydı. Bunların her ikisi de Türkiye’ye damga vuran sıçramalar. 1974’te Kıbrıs zaferi, ağır sanayi hamlesi ve pek çok yatırım var. 1996’daki sıçramada Türkiye’de yine iktidar olması ve o iktidarın neticesinde Türkiye’de meydana getirdiği sinerji ve attığı adımlar var. Türkiye’de ilk defa yapılmış olan denk bütçe var. Yine Türkiye’deki havuz sistemi ilk defa uygulanmıştı. Bunların hepsini birinci ve ikinci sıçrama olarak ele alıyoruz. Milli Görüş Hareketi’nin üçüncü sıçramasını da 2008’de Numan Kurtulmuş’un genel başkan seçilmesiyle oldu. 2008’den bu yana gelen süre içerisinde de Saadet Partisi’nde genel başkanın çizmiş olduğu profile baktığımız zaman geçmişimizdeki tüm değerleri benimsemiş ama geleceğe dönük millete umut verecek yenilenmeyi de sağlayabilmiş bir genel başkan profili var. Bu genel başkanın iki yıl içerisinde Türkiye’ye kazandırmış olduğu en büyük fayda, ülkede muhalefet ve devlet adamlığının nasıl olması gerektiğini ciddi bir şekilde ortaya koyan değişik bir profil çizmiş olması. Bu çerçeveden baktığımız zaman, Türkiye’de zannediyorum bütün siyasi partilerin tabanlarından da olumlu görüş alabilen ve onların sevebildiği bir insan. Gittiğimiz her yerde, uzandığımız her insanda, oy vermiş vermemiş herkesin ortak kanaati, Türkiye’de Numan Kurtulmuş farklı bir siyasi portre çiziyor, milletin nezdinde hakikaten iyi ve dolu adam.
Biz ilerleyen süreç içerisinde Numan Bey’den farklı bir çalışma gördük. Bugüne kadar hiçbir siyasi iktidar ve muhalefet partisinde görmediğimiz bir çalışmaydı bu. Türkiye’nin temel meselelerinde Saadet Partisi, genel başkanının liderliğinde mutfak çalışmasını tam yapmış ve her meselede sadece muhalefet etmekle kalmamış, doğru olan hususları desteklemiş, yanlış olanlara ilişkin dosyasını hazırlamış ve yapılması gerekenleri yazılı metin olarak vermiş. Bunu sadece iktidar partisine vermekle kalmadık, muhalefet ve sivil toplum kuruluşlarına da gönderdik. Toplumda konsensüs sağlanabilecek, genel itibariyle çoğunluğun mutabakatını sağlayabilecek bir temel oluşturulmaya çalıştık. Bunun amacı şu; muhalefet etmek demek kavga etmek demek değil. İktidar olmak demek dikte etmek demek değil. Her ikisi toplumun ortak noktalarında buluşmak zorundadır. Biz bunu yapmaya çalıştık. Bu çalışmalarda da netice olarak yine şunu gördük. Siyasi partilere oy vermiş seçmenin, yüzde 70-80’i kendi partisine oy vermezse oy vereceği parti Saadet Partisi’dir. Oy vereceği Başbakanın Numan Kurtulmuş olduğunu açıkça deklare ediyorlar. Buradan biz şunu anlıyoruz. Eğer bu kavga ve gerginlik ortamı olmazsa Saadet Partisi Türkiye’deki seçmenin yüzde 80’inden oy alabilecek bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor. Bu ne demektir? Sağlıklı bir düşünme ortamı sağlandığı zaman milletimiz Saadet Partisini tek başına iktidara getirebilecek bir düzeye varmış demektir. Çünkü Türkiye’de nezaket ve bilgelik dönemini başlatan bir genel başkan var. Bu genel başkan da bütün siyasi partilerle diyaloğunda ve halka yaklaşımında bugüne kadar görülmemiş bir profil çiziyor. Bu anlamda baktığımız zaman da 2008 öncesi ve sonrasında, günümüze kadar gelen süreç içerisinde artık Numan Bey genel başkanı olarak Saadet Partisi’ni Türkiye’de iktidara yürüyen bir parti konumuna getirmiştir. Önümüzde bir kongre daha var. Bu kongreye giderken sloganımız ‘özü doğru, sözü doğru, millete iktidar yolu’ şeklinde belirlenmiştir. Çünkü Türkiye’de siyasetçi profiline baktığımız zaman ‘dün dündür, bugün bugündür’ zihniyetinin hakim olduğunu görüyoruz. Parti liderleri dün söylediklerinin bugün tam tersini söylüyorlar. Böyle baktığımız zaman siyasi partilerde siyaseten bir çizgi istikrarsızlığı olduğunu görüyoruz. Bu noktada baktığımız zaman Milli Görüş Hareketi’nde 40 yıldır bir çizgi kırıklığı yok. Yani neyi söylüyorsa o söylediğinin arkasında duruyor. Söylediğini bir başkası yapıyorsa onu destekleme medeni cesaretini gösteriyor. Ya da asla hiçbir zaman gizli ajandası bulunmuyor. 2 yıllık süreçte genel başkanımız bu hususta da oldukça istikrarlı bir çizgi izlemiştir. Geldiğimiz noktada seçmene sorduğumuzda, seçmenin neredeyse tamamına yakını ‘özü doğru sözü doğru’ bir siyasetçi arayışında olduğunu beyan etmekte ve yine seçmenin büyük çoğunluğu da bu arayışa cevap verebilecek en yakın ismin Numan Bey olduğunda ittifak etmekteler. Evet, ‘özü doğru sözü doğru’ bir başbakan Türkiye’ye ihtiyaçtır. Çünkü ancak o şekilde olursa millet iktidarda olacaktır.
* Saadet Partisi ve Numan Kurtulmuş’un siyaseti formatladığını söyleyebilir miyiz?
Tabi, ‘özü doğru sözü doğru’ siyasi liderin olmasının arayışı ve muhalefet etme, iktidar olma anlayışının dikte etmek ve sürekli reddetmek olmadığını Numan Bey gösterdikten sonra siyasetteki profil de değişmeye başladı. Sürekli laiklik kavgası eden bir CHP bugün daha çok halkın sorunlarına değinmeye başladı. Sürekli reddeden MHP redlerini izah etme zorunda hissetmeye başladı. Sürekli dikte eden iktidar partisi sürekli dikte etmenin yanında artık diğer sivil toplum örgütlerine ve siyasi partilere de açılmak zorunda hissetti kendisini. Bu Saadet Partisi’nin siyasete attığı formattır. Bunun giderek genişleyeceğini, Türkiye’de uzlaşı mantığının artık yerleşeceğini inşallah göreceğiz.
* Bu noktada Saadet Partisi meclis dışı bir muhalefet partisi olsa da gerçek konumu nedir?
İktidarın söylediklerine, yaptığı icraatlara usturuplu olarak eleştiri getirebilen ve iktidarı pek çok defa attığı adımdan geri çeviren bir parti olduğunu gördük. Çıkıp da sadece nutuk atmıyor, yapılması gerekeni de öneriyor. İktidar icraat yapar, bu icraatlarından milletin menfaatine olmayanların önünü kesmektir muhalefet, kavga etmek değil. Ama iki yıldır Türkiye’de bir laiklik, arkasından demokratik açılım üzerinden yürütülen ırkçılık kavgası, biz bu kavgaların dışında Türkiye’de demokratik açılım, anayasa paketi ve ekonomik istikrarla ilgili dosyalar sunan bir parti olduğumuz için Türkiye’de aslında ana muhalefet görevini yapan bir partiyiz. Diğerlerinin sadece bir misyonu var. CHP laikliği, MHP de Türkçülüğü kendisine ilke edinmiş, onun dışında hiçbir mesele üzerinde durmayan bir anlayışa sahip. Oysa milletimizin bütününü ilgilendiren birçok mesele var. Bu meselelerin hepsinde de Saadet Partisi göstermiş olduğu performansla millet adına muhalefet görevini yapmıştır.
* Saadet Partisi’nin, yüzde 80’in oyunu alabilecek potansiyelde olduğunu söylediniz. Peki, partinin önündeki engel nedir?
Saadet Partisi’nin önündeki birinci engel gerilimdir. İnsanlar sürekli kavga ortamında bulunduğu için sağlıklı düşünme imkanı sağlamıyorlar. Bugün anayasa değişiklik paketinde kavga ediyoruz, ama ben şuna inanıyorum ki kavga edenlerin bile yüzde 98’i paketin içinde ne yazıyor diye okumamıştır. Kavga ve gerilim insanları gruplara ayırıyor ve bir yere oy vereceksiniz diye zorluyor. Psikolojik baskı oluşturuyor. Sağlıklı düşünecek bir ortam olsa o zaman insanlarımız bu işin hakikati nedir, ne getiriyor, ne götürüyor onu konuşmaya başlayacağız hep beraber. Onu düşündüğümüz anda da Saadet Partisi’nin otomatik olarak toplum nezdindeki sevgisi ve sempatisi oya dönüşecektir. Zaten son dönemde çıkarılan kavga ve gürültünün temelinde bu yatıyor. MHP, CHP ve AKP, tabanından Saadet Partisi’ne çok büyük ilgi, alakanın olduğunu görüyor, bu ilgi, alaka oya dönüşmesin diye kavga veriyorlar. Meclis dışında bir partinin varlığını hissedebiliyor musunuz? Hayır… Dolayısıyla Saadet Partisi, millet adına kim adım atıyor dediğinizde gösterilebilecek tek siyasi parti.
* Saadet Partisi’nin internet sitesinde kongre için yer alan anket çalışması bulunuyor. Anket çalışmasının verileri değerlendirilecek mi?
Bu anket çalışması dikkate alınacak, niye alınacak onu da söyleyeyim. Saadet Partisi daha önce de anket çalışması yaptı. Bu anketleri veri olarak kabul edip gereğini yerine getirdi. Türk siyasetindeki en büyük handikap şudur; Türkiye’de genel başkan bir kere seçilir, ondan sonra delegeyi, il başkanlarını, genel idare kurulu üyelerini ve milletvekillerini seçer. Örneklerini görüyoruz. Birçok yetenekli insan genel başkan istemedi diye seçilemiyor. Bunları aşabilmek adına bu anketler demokratik işlev özelliği taşıyor. Saadet bunu dikkate alacak. Çünkü siyasi partilerin temel egemen unsuru millettir. Bizim gözden kaçırdığımız pek çok isim olabilir, genel merkezin internet ortamındaki formunda bütün milletimizin katkıda bulunabileceği ortam hazırlandı. Bunlar değerlendirmeye alınacak. O değerlendirme içerisinde bu arkadaşlardan da genel idare kurulunda istifade edilecek. Bunun kriteri çok basit. Birincisi bugüne kadar bir başka siyasi partiye angaje olup Milli Görüş’ün ilkeleriyle tamamen ters düşmemiş olmak. İkincisi; Milli Görüş’ün daha önceden de defalarca belirttiğimiz temel ilkelerini kabul etmek. Nedir o ilkeler? Biz maneviyatçı bir partiyiz, biz herkesin adaletinden, özgürlüğünden ve refahından yana olan bir partiyiz. Biz insan haklarından yana olan bir partiyiz. Bu temel kriterlerimize uymuş olacak ve kamuoyunda gerek ticaretiyle gerek siyasi ahlakıyla gerekse genel ahlakıyla bir zafiyeti olmamış olacak. Bu unsurlar meydana geldikten sonra bizim kapımız herkese açık. Türkiye’de millet adına adım atabilecek, milletin menfaatine risk almak isteyen herkesle siyaset yapacağımızı defalarca deklare etmiştik.
* Kongreden sonra neler olacak?
Kongreden sonraki ilk hedefimiz seçim olacak. İnşallah seçime hazırlanacağız. Bugüne kadar bunun hazırlıklarını program ve alt yapı olarak hazırladık. Şimdi bunu topluma sunmuş olacağız ve kamuoyu önünde tartışmaya açacağız.
* Konya’nın kongrede etkisi ne olacak?
Onu hiç tartışmaya gerek yok. Milli Görüş çadırının orta direği Konya’dır. Saadet Partisi’nde her zaman söz sahibidir, ağırlığı vardır ve bu kongreden sonra da Saadet Partisi’nde inşallah Konya en ciddi ve önemli şekilde temsil edilecektir ve her zaman söz sahibi olacaktır.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.