‘Bürokrasinin oligarşik damarları kabardı’

‘Bürokrasinin oligarşik damarları kabardı’
Konya İnanç Özgürlükleri Platformu yaptığı basın açıklamalarında 104. haftayı geride bırakarak iki yılını doldurmuş oldu.
 İnanç Özgürlükleri Platformu’nun bu haftaki gündem konusu 30 Ağustos resepsiyonu oldu. Platform adına açıklama yapan platform üyesi Ahmet Yılmaz, bürokrasinin oligarşik damarlarının kabarması sonucu oluşan siyasal kriz veya siyasal kamplaşmaların son örneğinin Genel Kurmay’ın ev sahipliğinde yapılan 30 Ağustos resepsiyonu olduğunu söyledi. Seçici bir özenle hazırlanan davetiye listesinde cumhurbaşkanının, başbakanın, bazı bakan ve milletvekillerinin eşlerinin, sırf başörtülü oldukları için bulunmamalarına karşın haklarında darbecilik suçlamasıyla tahkikat yürütülen zevatın 30 Ağustos resepsiyonunda Genel Kurmay davetlisi olarak bulunmasının manidar olduğunu söyleyen Ahmet Yılmaz, bu durumun gelecek nesillerin ibretle seyretmesi için manidar bir görüntü olduğunu ifade etti.
Genel Kurmay’ın ikinci ayıbının da mecliste temsil salahiyeti bulunan bir partiyi yok sayması olduğuna dikkat çeken Yılmaz, “Demokratik açılım, doğuyla batının barıştırılması gibi tartışmaların ve çalışmaların yaşandığı bir dönemde bu şekilde ayrıcı bir tutum sergilenmesi, askeri erkanın doğu ve Kürt sorununa karşı nasıl bir faşizan duruş içerisinde olduklarının açık ifadesidir. Her şeyden önce, askeri erkanın bilmesi gereken, bize özgür bir ülke bırakanların kimler olduğudur. Onlar doğulusuyla, batılısıyla, Türküyle, Kürdüyle dine ve dini değerlere bağlı, Müslüman bir ümmettirler. İslam kelimesi çevresinde birbirileriyle kardeştirler. Nene Hatun, Sütçü İmam ve Kurtuluş Savaşı fotoğraflarına yansıyan başları örtülü, cepheye bomba taşıyan anaların görüntüleri, sözümüzün doğruluğunu tasdik etmektedir” dedi.
Yaşanan başörtüsü zulmüne bir örneğin de Sinop Üniversitesi’nde sergilendiğini anlatan platform üyesi Yılmaz, “Ülkede adaletin uygulanması, hakların tevdi edilmesine inatla set oluşturmaya çalışan yasakçı zihniyetin müntesipleri, dekan, rektör gibi sıfatlarla bürokrasi içerisinde varlıklarını devam ettirmeye çalışmaktadırlar. Kendi deliliklerini örtbas etmek için milleti deli suyundan içmeye zorlayan bu zihniyet kelaynak kuşlarıyla aynı durumdadır. Soyları tükenmek üzeredir. Başörtüsü meselesiyle ilgili olarak, şunun altını kesinlikle çizmek istiyoruz, bizim Müslüman kimliğimiz, meşruiyet için ne resepsiyon davetine, ne de üniversite kaydına ihtiyaç duymamaktadır. Bizim İslami kökenlerimiz, laik, despot ve ayrımcı zevattan daha eskidir. Onlar yokken, biz vardık. Kabul etmeseler de biz gelecekte de var olmaya devam edeceğiz. Mirasyedi olan onlardır. Biz bu ülkenin varisleriyiz” diye konuştu.
RASİM ATALAY
 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.