Bülent Ünder: Merak Etmeden Hiçbir Şey Kazanamazsın

Bülent Ünder: Merak Etmeden Hiçbir Şey Kazanamazsın

Galatasaray Kulübü Altyapı Teknik Sorumlusu Bülent Ünder, Galatasaray Dergisi'ne sarı - kırmızılı kulübe konuştu. Galatasaray Dergisi 139. sayısında tecrübeli teknik adam Bülent Ünder'le söyleşi yaptı. Bülent Ünder, futbol yaşantısından...

Galatasaray Kulübü Altyapı Teknik Sorumlusu Bülent Ünder, Galatasaray Dergisi'ne sarı - kırmızılı kulübe konuştu.

Galatasaray Dergisi 139. sayısında tecrübeli teknik adam Bülent Ünder'le söyleşi yaptı. Bülent Ünder, futbol yaşantısından sarı - kırmızılı kulüple olan bağına kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.

Dergide yer alan söyleşinin tamamı şöyle:

"Birbirini bu kadar çağrıştıran isim çok azdır… “Allah’a çok şükür, nereye gitsem, Galatasaraylı Bülent Ünder diyorlar, demek ki yaşamım boyunca onları mutlu edecek, beni öyle hatırlayacakları şeyler yapmışım”

“Bu çim kokusu var ya, insanı baştan çıkartan, işte bu koku.. Futbol iştahını yaratan, içimizi futbol sevgisiyle dolduran.. Bu koku çocuklar için çok önemli.. O yüzden sentetik çimi çok fazla sevmiyorum” diyor.

“Türkiye’de futbolun en büyük sorunu, kalıcılık. Sistem, istikrardan gelir. Her gelen her şeyi değiştiriyor, yıkıp baştan yapmaya çalışıyor. Oysa biraz sabır, biraz zaman, birçok sorunun aslında o kadar büyük olmadığını anlamamıza yeter… Ben buraya geldiğim andan itibaren, aynen devam ediyoruz. Bir kişi çıkardım mı? Hayır. Süreklilik getirir başarıyı”..

Futbol Akademisi’ni de konuşuyoruz ama önce Bülent Ünder.. Galatasaray tarihine şimdiden adını yazdırmış, ismini sevgi ve saygıyla her taraftarın andığı “Galatasaraylı Bülent” bu sayıdaki konumuz, konuğumuz…

“Biz futbol eğitimini arsalardan aldık. Arsaların girintili çıkıntılı tümsekli olduğu, naylon topların bol olduğu konserve kutusunun etrafına gazete sararak oynanan bir dönemlerden geldik. Kimse hatırlamaz ama biz bağcıklı topla bile oynadık. Mahallede oynadık. Oralardan geldik, arsa futbolcusuyuz…”

“O zamanlar en başarılı kulüp Galatasaray’dı ve biz gönülden Galatasaraylı olmuştuk. Seçme filan yok tabi o zaman, Sokakta oynadığımız için büyüklerimizin gözüne çarpacağız, onlar bize yol gösterecek, yöntem buydu. “Git sen Galatasaray’a, orada filan kişinin gönderdiğini söyle” diyerek gidiyordum Galatasaray’a. Amatör seçmelerine giriyorduk, çoğunda da beğenilmedik ama hiç pes etmedim…”

“ Futbolun sevgi ve cazibesi beni küçük yaşlarda içine almıştı. Benden futbolcu olmaz diye hiç düşünmedim, bu işin peşinden koşmaya çalıştım ve inatla da Galatasaray’a.. Nihayet 14-15 yaşlarındayken Hasnun Galip’in üst katındaki basket sahasında denenmeye tutulduk ve beğenildik. Fakat çok çelimsiz bir çocuk olduğum için hocalarım bana çok ufaksın seneye gel dediler bende ertesi sene geldim. Çok fazla değişmemiştim ama topa yatkınlığım konusunda çok etkiliydim herhalde ki aldılar.”

YUVAYA DÖNÜŞ

“1984-85 yıllarıydı. Futbol yazarlığı devam ederken o zamanlar yönetim kurulu üyesi olan Osman Hattat ve Yılmaz Gökten beni Florya’ya çağırdılar. Ve bizim antrenörlük hayatımız diplomasız başladı. Antrenörlüğe başladıktan sonra eğitimini aldım ve alt yapıda çalışmaya başladım.”

Bülent Ünder’ın yuvaya dönüşüyle antrenörlük kariyeri başlıyor. İlk günlerinde yaşadıklarının kendisini çok eğittiğini ve zamanla futbolculara olan yaklaşımının değiştiğini, olgunlaştığını açıkça ifade ediyor. Anlatırken, kendini sorgulama, eksiklerini görerek kabul etme ve değişime açık olma hasletlerinin çok gelişmiş olduğunu anlıyoruz.

“İlk başlarda çocuklarla ilişkilerimiz pek tatlı olmadı. Neden olmadı çocuk bir gün önce oynadığı maçta o kadar güzel şeyler yapıyor ki at diyorum nokta atıyor, orta yap diyorum müthiş orta yapıyor, 1 hafta sonra at diyorum atamıyor orta yap diyorum yapamıyor. Sinirleniyor insan. Futbolcular beni gördüğünde kaçışmaya başladı. “Olmadı Bülent, bir eksiklik var bu işte” dedim kendime. Uzun uzun düşündüm. Benim en büyük sıkıntım hoca ile konuşamamak olmuştu. Hocaya bir şey soramıyordum. Halbuki bir şeyim eksik varsa onu soracağım. Dedim Bülent sen de hocandan zaman zaman azarlar işitmiştin, niye işittin bir düşün bakalım. 1 hafta evvel topa vuruyorum nokta gidiyor, sonra olmuyor. Hoca diyor Bülent ne oldu oğlum. Ama işi çözdüm. Ya Bülent bu çocuklar 15-16 yaşında büyüyorlar. Uzun adale grupları 15cm ise bugün 16-17’ye çıkıyor kemik 50 cm ise 55’e çıkıyor. Beyin, tamam vur diyor ama kemik hüküm edemiyor ki. Ondan sonra çocuklara farklı bir yaklaşım içine girdim. İnanın çocukların bana anlatmadığı hiçbir şey yoktu ondan sonra. İnsanlar çalışarak fark ederler bir şeyleri…”

GENÇLERİ YOĞURMAK

“İlk sene yarıda aldım. Genç takımdaki çocukları oraya adapte ediyordum. Ben her tarafı takip ediyorum. Bir tutku benim için, futbolu doyamadan bıraktım ya onlara futbolun bütün güzelliğini yaşatmak istiyorum. O sene takımı epey geriden alıp şampiyonluk maçı oynatma aşamasına kadar getirdik.

Bir sonraki sene 3. Ligdeki Galatasaray takımını, daha önce çalıştırdığı gençlerden kuruyor Ünder. Lig tecrübesini, üstelik de 3. Lig gibi çok zorlu, kemik seslerinin geldiği bir ligi başaerıyla yaşatıyor öğrencilerine. Bir altın kuşak oradan yetişiyor böylece.. “Bir tek Tugay’ı oynatmadım, Tugay’ı A takıma verdikten sonra geri almak istemedim. Bülent’i de verdim o zaman. Derwall’ın olduğu sene. 3-4 oyuncu vermek, olağanüstü bir rakam. O çocuklar Türkiye Şampiyonu oldu. Bülent’i A takıma gönderdiğimin ikinci günü Kovaçeviç geldi odama. “Bu nasıl bir futbolcu! 10 senedir takımdaymış gibi mücadele ediyor, yakın zamanda formayı kapar,” dedi.

Bülent Ünder, futbolcu yetiştirmeye konsantre olan, başka hiçbir şeyi bunun önüne koymadıkları günleri anlatıyor bizlere… Sabah saat 9’dan akşam saat 9’a kadar devam eden futbolla iç içer geçen günleri… “Maaş bile almaya gitmezdim, Kemal ağabey kızardı, “oğlum maaşını gelip alsana” derdi.. Birisiyle gönderirdi. Her sabah buraya gelmeyi istmek. İşte önemli olan bu! Çocuk koşarak gelecek buraya. Demin anlattım ya, Benim için hayat felsefesi Ahmet amcanın o sözüdür: Merak edeceksin. Merak etmeden bir şey kazanamıyorsun!”

Bülent Ünder, artık teknik direktör olarak ismi anılan bir hocaydı. Denizlispor, Çengelköy ve yine Denizlispor’da hocalık deneyimiyle tecrübesini artırıyor. TFF’de bir süre bölge antrenörlüğü yapıyor ve Türk futbolunun işleyişini, insanları kısacası Türkiye’nin futbol malzemesini de giderek daha iyi tanımaya başlıyor. Federasyonun Beylerbeyi tesislerindeki futbolcu grubunun yönlendiricilerinden oluyor. Futbolun eğitim yönüne ağırlık verdiği bu dönemi “Federasyonunda hiç boş zamanımız olmadı. Gençlerin heveslerinin ve fedakarlıklarının boşa gitmemesi, verdiğimiz eğitimin ne kadar faydalı olduğunu görmemiz aldığımız en güzel ödüldü” diyerek anımsıyor bugün.

EFSANE YILLAR

Sonra 1996 senesinde Galatasaray’a Fatih Terim ile birlikte damgalarını vurdukları 4 yıllık efsane sezon başlıyor. Fatih Hoca’nın önderliğinde müthiş bir ekip çalışması içerisinde, zaman içerisinde oluşturulan dengeli ve çok güçlü bir takımın parçası olarak, tüm Galatasaraylılara tarifi imkansız mutluluklar yaşatıyorlar.. Deneyim ve aile havası art arda başarıları getiriyor. “Maçlardan sonra Florya’ya gelip kendi başına dejenerasyon idmanı yapardı Hagi, önce tek başınaydı, ardından 2 kişi oldular, ardından bir futbolcu daha katıldı. Sonra baktık ki bütün takım katılıyor. Biz maçlardan sonra serbest bırakırdık. Öyle bir hava oluşturmuştuk ki, maçın ertesi günü, bütün takım kendi isteğiyle Flroya’ya gelirdi. Mesele bu zaten. Bunu yaptığı zaman takım, yani kendi isteğiyle bunu yaptığı zaman, başarı da gelir.”

Rüya gibi geçen, 4 Şampiyonluğun üzerine UEFA Kupası ile taçlanan o başarılı dönem sonrası ayrılık rüzgarları esmeye başlamıştı. 2000-2001 sezonunda Fatih Terim Floransa yolunu tutarken, Bülent Ünder de Samsunspor'da teknik direktör olarak görev yapmaya başladı. Ünder, Samsunspor günlerini çok güzel anımsıyor.” Samsun’da gerçekten çok büyük bir ortam içinde çalıştım. Başkan İsmail Uyanık çalışması en mükemmel insanlardan biriydi. Samsunspor’da başarım varsa bunda daha çok pay, İsmail Uyanık ve teknik ekibindir.” Samsunspor teknik direktörlüğü sırasında geldikleri “deplasmanda” Ali Sami Yen’deki karşılanışını hiç unutmuyor Ünder: “İlk defa rakip teknik direktör olarak stadımızda bana gösterilen o sevgi selini hayatım boyunca unutamam. Hakem maçı başlatamadı zaten. Galatasaray taraftarının yapılanları anladıklarını orada daha iyi anladım”

Bülent Ünder, Galatasaray’ı, Galatasaray Bülent Ünder’i bırakamaz. Lucescu’nun teknik direktörlüğünde şampiyonlukla kapanan 2001-02 sezonunda da Lucescu’nun yanındadır Ünder. “Gel dediler” mi geleceksin, hele Galatasaray Başkanı “gel” derse, başka bir şey yapamazsın. Bu Galatasaray’da böyledir. Galatasaray’ın en zor günlerini yaşadığı 2010-2011 sezonunun son 8 haftalık kısmında yine “gel” çağrısına karşılık veren Bülent Ünder’di. Hagi’nin ardından geldiği 8 haftalık bu görev döneminde Galatasaray'ın teknik direktörlüğünü yaptı ama aynı zamanda yaşamının en zor günlerini yaşadı. Basın toplantılarında “Galatasaray’ın küme düşme ihtimali nedir” sorusuna muhatap olmak, çekinmeden girdiği yükün ne kadar ağır olduğunun bir işaretiydi.

GÖREV ADAMI

Şimdi Florya Galatasaray Futbol Akademisi’nin başında Bülent Ünder. Orada yapılanlarla ilgili anlatılacak çok şey var. Ama derginin bu sayımızdaki yerine sığdırmamız imkansız bunları. Sadece söyleyebileceğimiz, hummalı bir çalışma ortamı içerisinde A takıma verilebilecek yeni isimler peşinde, sadece Galatasaray’ın elindeki futbolcu deposunu değil, tüm Türkiye’yi de tarıyorlar, araştırıyorlar. “Elimizdeki oyuncular, kesinlikle çok iyi, diğerlerinden de çok iyi”.. Saffet Akyüz onaylıyor bu gözlemi. Geçenlerde Avrupa’da gittikleri turnuvada da aynı gözlemi yaptıklarını ifade ediyor. O halde Florya’daki Sistem’i geliştirmek, varolan eksikleri gidermenin yollarına bakmak gerekiyor. Dört bir koldan başlatılan bu çalışmanın ayrıntılarını daha sonra paylaşacağız sizlerle…

Ama biliyoruz ki akademide Bülent Ünder var. Galatasaray’ın ismine çok yakışan, çalışkan, güleç yüzlü, babacan, cana yakın ve otoriter figürü… Galatasaray’ın gençleri Galatasaray’ın Babacan figürüne emanet. 65 yaşının büyük olgunluğu ve Galatasaray görgüsüyle gençlerin ideal rol modeli Bülent Ünder’e…."

CİHAN

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.