Besici, baklava ile kırmızı eti kıyasladı! Fiyat farkı şaşırttı!

Besici, baklava ile kırmızı eti kıyasladı! Fiyat farkı şaşırttı!
Kış ayının gelmesiyle birlikte küçükbaş etlere zam yapılmasını değerlendiren Konya İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Fettah Öztürk, “Et pahalı diye dayağı yiyen, her zaman üretici oluyor” dedi.

Kış aylarıyla birlikte et fiyatları yeniden tartışma konusu olurken, Konya İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Fettah Öztürk, “Et pahalı denilerek bedeli yine üretici ödüyor” dedi. Öztürk, girdi maliyetlerinin denetlenmediğini, etin üreticiden çıktıktan sonra kontrolsüz şekilde pahalılaştığını vurguladı ve acil önlem çağrısında bulundu. Öte yandan son zamlarla kıymanın fiyatı 700-850 yira arasında değişiyor.

‘ÜRETİCİ YÜK ALTINDA’

Türkiye genelinde kuyruklu hayvanların elde kaldığına dikkat çeken Fettah Öztürk, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de ciddi bir şekilde makas açıldı. Bu ağır kuyruklu hayvanlar, Konya’da fazla olmamakla birlikte Türkiye’nin birçok bölgesinde şu anda elde kaldı. Bu nedenle kontrollü ihracatın çok acil bir şekilde açılması gerekiyor. Bu konuyla ilgili olarak Bakanlık ve genel merkez tarafından çalışmalar yürütülüyor; ancak şu anda bu çalışmaların hangi aşamada olduğunu bilmiyoruz.”

4-2-ozturk-002.jpg

‘BAKLAVA BİN 500 LİRA, ET PAHALI DİYE SUÇLANIYOR’

Baklavanın bin 500 lira, simidin ise 25–30 lira olduğu bir ortamda ete ‘pahalı’ denmesinin üreticiyi üzdüğünü ve yorduğunu ifade eden Öztürk, ‘Et pahalı diye dayağı yiyen, her zaman olduğu gibi üretici oluyor.’ diyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Basın sürekli ‘et pahalı’ diye bağırıyor. Burada dayak yiyen yine üretici oluyor. Üreticiden çıkan et ucuz; yani yetiştiriciden ucuz çıkıyor. Ancak et bizden çıktıktan sonra fiyatların önüne geçilemez hâle geliyor. Hem üreticinin girdi maliyetleri kontrol edilemiyor hem de et, üreticiden çıktıktan sonra fiyat açısından denetlenemiyor. Oysa üreticinin fiyatları son birkaç yıldır sabit. Bugün bir baklavanın bin 500 lira, bir simidin 25–30 lira olduğu bir ülkede ete ‘pahalı’ denmesi, üreticiye hakaret gibi geliyor ve üreticiyi ciddi şekilde üzüyor. Kış aylarında et fiyatlarının bir miktar yükselmesi son derece doğaldır. Şu anda Konya’da hayvanların yalnızca yüzde 5–10’u pazara çıkıyor. Bunlar da süt kuzuları. Hayvanların yüzde 80–85’i ise yaz aylarında pazara çıkacak. Yaz ayları, döküm dönemi olarak adlandırılır. Bu nedenle bugünkü güncel et fiyatlarına takılmamak gerekir. Çünkü üreticinin fazladan kazandığı bir para yok. Buna rağmen basın, ‘et pahalı’ söylemini ciddi şekilde abartıyor. Tüm haber siteleri, televizyonlar ve sosyal medya et fiyatlarının pahalılığını gündeme getiriyor; ancak üreticinin girdi maliyetlerine bakan, bunları dile getiren ya da denetleyen yok. Üreticiden ürün çıktıktan sonra lokantacı, kasap, restoran, dönerci ve dürümcü ürünü istediği fiyata satabiliyor. Bu fiyatları da kimse denetlemiyor. Sonrasında ise ‘et pahalı’ deniliyor. Dayak yiyen ise her zaman olduğu gibi yine üretici oluyor.”

kirmizi-et.jpg

‘ÜRETİCİNİN GİRDİ MALİYETLERİ KONUŞULMUYOR’

Yaz aylarında et fiyatlarının genel olarak düştüğünü, kış aylarında ise yeniden stabil seviyelere çıktığını vurgulayan Konya İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Fettah Öztürk, üreticinin girdi maliyetlerinin ve satıcının serbest piyasada ürünü istediği fiyata satmasının kimse tarafından kontrol edilmediğini belirterek sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “İthalat geliyor. Geçen seneden bu yana baskül fiyatları 330 liraya kadar çıktı. Bütün kasaplar ve lokantalar et için fiyat aldı. Yaz aylarında etin fiyatı 260 liralara kadar düşmüştü; ancak hiçbir lokanta esnafı fiyatlarında hiçbir şekilde indirime gitmedi. Şu anda fiyatlar eski hâline, yani olması gereken seviyeye geldi diye esnaflar yeniden fiyat almaya başladı. Oysa fiyat yükselmedi, sadece geçen seneki seviyesine döndü. Esnaf diyor ki ‘Kiram arttı, elektriğim arttı, giderlerim arttı.’ Ürünü üreticiden alırken pahalı bulduğunu söylüyor ve pahalı aldım diyerek üzerine bir zam daha koyuyor. Netice itibarıyla burada dayağı yiyen yine üretici oluyor. Oysa üreticinin girdi maliyetleri; yem, hayvan bakımı, veteriner, çoban gibi giderler hiçbir zaman konuşulmuyor. Bu durum artık tüm küçükbaş üreticisini canından bezdirmiş durumda. Bıktık, usandık. Sözde et çok pahalı denilerek yurt dışından et ithal ediliyor. Üretici ise elinde mal kalmasın diye fiyatı ciddi şekilde kırarak zararına satış yapmak zorunda kalıyor. Et ithal edilmediğinde ise televizyonlar bangır bangır ‘et çok pahalı’ diye haber yapıyor. Ancak üreticiyi düşünen yok. Bu nedenle üreticinin girdi maliyetleri ile üreticiden çıktıktan sonra esnafın satış fiyatları devlet tarafından çok ciddi şekilde kontrol altına alınmalıdır. Bizden çıkan et pahalı değil; ancak üreticiden çıktıktan sonra çok ciddi şekilde pahalı hâle geliyor.”

Kaynak:Ali Kaan Kurşun

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.