Barış Bektaş: "Konya çiftçisi can çekişmektedir"

Barış Bektaş: "Konya çiftçisi can çekişmektedir"

Cumhuriyet Halk Partisi Konya İl Başkanı Barış Bektaş, Merhaba Gazetesi Siyasetin Nabzı sayfasında Konya çiftçisinin sorunlarına değindi.

Barış Bektaş'ın yazısı şu şekilde: 

Değerli Konyalı hemşerilerim; Merhaba Gazetesi’nin toplumsal barışı artıran, yurttaşların farklı siyasi partilerin ülke için çözüm önerilerini öğrenmesini sağlayan, yazı dizisini demokrasiye çok önemli bir katkı olarak değerlendiriyor ve yazıma Merhaba ekibine minnet ve şükranlarımı ileterek başlamak istiyorum. Ülkemiz şartlarının geldiği noktada farklı siyasi önerilerin ve seslerin zenginlik değil adeta ihanet gibi değerlendirildiği günleri yaşıyoruz. İktidar gibi düşünmeyen herkesin terörist ilan edildiği talihsiz tavırları görüyoruz. Temel ulusal meselelerin, 81 milyonun ortak güvenliği ile ilgili meselelerin dahi günü birlik iç politika malzemesi olarak değerlendirildiğini üzülerek izliyoruz. Böyle bir gündemde Merhaba gazetesinin değişik siyasi partilerin olaylara yaklaşımını vatandaşlarımızla buluşturmasını değerli buluyoruz.

CHP olarak gerek ülkenin ve gerekse şehrimizin sorunlarına sadece eleştiri ile yaklaşmayan, çözüm önerileri getiren bir perspektifle ve yapıcı bir tavırla yaklaşıyoruz. Ancak ülkenin genel durumundan bağımsız olmayan bir yerel sorunlar yumağı ile karşı karşıyayız. Ortak akılın reddedildiği ve sadece 1 kişi ve etrafına bağlı bir yönetim tarzının halkımızın sorunlarını göremediği açıkça ortadadır. İlk yazımıza tarım kenti Konya’da olmamız nedeniyle tarım ve tarımın vazgeçilmez unsuru su ile başlamak uygun olur diye düşünüyorum. Bize göre Konya’nın en önemli sorunlarının başında gelen SU sorunu gittikçe ağırlaşarak devam ediyor. Bereketli topraklar üzerinde yer aldığımız ve en önemli eksiğin su olduğu tespit edilmesine rağmen iktidarın genelde ve yerelde bu sorunu görmezden gelmeye devam ettiğini üzülerek görüyoruz. Bu sorunla ilgili çok önemli öneriler getirildiği halde çiftçileri kaderiyle baş başa bırakan anlayış devam ediyor. Tarımsal destek olmadan, planlama olmadan, hangi ürünü ne miktarda ekeceği, nasıl fiyatlandıracağı belli olmadan, ürün elinden çıktıktan sonra yandaş tüccarın elindeyken yüksek fiyat açıklanan çiftçinin enerji maliyetlerini her yıl artıran yer altı sulamasına alternatif getiremeyen bir yönetim anlayışı vardır. Başta Kızılırmak olmak üzere, toroslar ve başka havzalardan su getirmek çabasına girmek ve İç Anadolu kapalı havzasını sadece ülkemizi değil bölgeyi besleyecek bir üretim merkezine dönüştürmek yerine; iktidar Kanal İstanbul projesine kafa yormak ve ülkenin kaynaklarını aktarmakla uğraşmaktadır. Çünkü siyasi iktidar gelinen noktada çiftçisinin, üreten yurttaşının değil yandaşın ve bir avuç mutlu azınlığın menfaatlerini öncelemektedir. Konya tarım kentidir ve sanayisi de bugünkü çeşitliliğine ulaşırken tarıma bağlı sanayi olarak gelişim göstermiştir. Ancak Konya çiftçisi can çekişmektedir, tüm dünyada beslenmenin ve tarımsal üretimin öneminin artmasına rağmen can çekişmektedir. Çünkü çiftçi her aşamada yalnız bırakılmaktadır. Üretimin her aşamasında sübvansiyon desteğinden mahrum olan çiftçi tohum,gübre,sulama gibi maliyeti oluşturan konularda ürününün fiyatını yıllar içinde kat be kat geride bırakan rakamlarla karşılaşmaktadır. Burada da iktidarın yaptığı hatalı özelleştirmelerin faturasını ödediğimiz açıktır. Yerli tohum,yerli gübre fabrikaları özelleştirilmiş ve çiftçi ithalata bağımlı kılınmıştır. Çiftçinin kara gün dostu olan Toprak Mahsulleri Ofisi by pass edilmiş ve üretilen ürünün fiyatlandırılması konusunda çiftçi yandaş tüccarın insafına bırakılmıştır. CHP-MSP koalisyonunda kurulan TÜMOSAN özelleştirilmiş ve teknik teçhizat bakımdan da çiftçimiz dolar ve euro ile satılan ithal ürünlere mecbur edilmiştir. Kısaca hükümet sadece ülkenin ekonomiye ve üretime katkı sunan geçmişte oluşturulmuş değerlerini satmakla kalmamış, bu değerlerin ortadan kalkması nedeniyle üreticinin geleceğini de karartmıştır.

Üretimin her aşamasında olduğu gibi tarım ve hayvancılıkta da belirsizlik, plansızlık, kısa vadeli çözümlerle insanların adeta üretimden uzaklaştırılmasına neden olacak bir süreç yaşıyoruz. Ülkemiz hayvancılığında, süt üretimi ile ilgili ağır sorunları çözmek ve çiftçisine sahip çıkmak yerine; iktidar yandaşları zengin etmek derdindedir. Örneğin; Venezuella gibi dünyanın öbür ucundaki bir ülkeden peynir ve ayçiçeği ithalatını hangi akılla izah edebiliriz. Peynir üretiminde ilk 10’da yer alan Türkiye’nin peynir ithalatı yapması sadece ithalatı yapanı zengin eder; ülkeye ne tür bir katma değer yaratır soruyoruz. Yine ayçiçeği fiyatının açıklanacağı bir zamanda kendi çiftçisini bırakıp Venezuella çiftçisine para kazandıran ve bunu sırf yandaşları zengin etmek için yapan iktidarı kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Yerli ve milli olmayı sadece slogan olarak kullanan ancak uygulamalarında adeta Türk ekonomisini kendi eliyle müdahaleye açan ve yerli üretimi yok eden bir AKP iktidarı ülkeyi artık yönetemez duruma gelmiştir. Süt fiyatlarını artırmadan et fiyatlarını artırarak ülkede yüz binlerce dişi hayvanın kesilmesine neden olan ve çiftçiye “kepek ekin” diyebilecek kadar tarımdan uzak tarım bakanının olduğu bir iktidarın halkın dertleriyle hemhal olma şansı yoktur.

Maalesef yerel yönetimlerde de AKP iktidarının genel tavrından farklı bir yaklaşım göremiyoruz. Yerel yönetimlerin genel iktidarın yapmadığı tarımsal planlamayı yapabileceği, çiftçiye hem üretim aşamasında hem de ürünlerin değerlendirilmesi aşamasında katkı yapabileceği ancak onların da rant alanlarına yöneldiği ve kafe işletmek gibi alanları tercih ettiği görülmektedir. CHP’li belediyelerin Eskişehir ve İzmir başta olmak üzere nasıl tarımsal kalkınma planları yaptığı bunun örneğidir. Kooperatifler aracılığı ile hem süt üretimini destekleyen ve de Halk Süt ile bunu fakir fukara çocuklarına dağıtarak onların protein ihtiyacını karşılayan CHP’li belediyelerin halkçı yaklaşımı örnek alınmalıdır. Kooperatifler çiftçilerin üretimini planlayan ve değerinde satılmasını sağlayan çiftçilerin aracılara karşı korunmasını sağlayan dayanışma birlikleridir. CHP’li belediyelerin bununla da yetinmeyerek tohum ve fide dağıtımında yani üretimin kalitesinin artırılmasında da aktif rol oynadığı da sabittir. Darısı Konya’mıza diyor; rantçının değil üretenin baş tacı edildiği, emeğin ve alın terinin karşılığının alındığı, milli kaynakların bir grup değil tüm yurttaşlarca hakça kullanıldığı güzel günlerde buluşmak dileğiyle. Saygılar…

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.