‘Aydınlıkları karartamayacaklar’
Yayınlanma:
İnanç Özgürlükleri Platformu 176. hafta basın açıklamasını gerçekleştirdi. Kayalıpark’ta gerçekleşen basın açıklamasını platform adına Mevlüt Doğan yaptı
Mevlüt Doğan, Danıştay’ın ALES sınavına başörtüsüyle girilmesine izin veren kararnameyi iptal etmesine tepki gösterdi. Doğan, Akademik Lisans Sınavı (ALES) imtihan kılavuzundaki kılık kıyafet düzenlemesini iptal eden Danıştay’ın bu tavrının, kendini devletin esas sahipleri sayanların genlerine, yasakçılığın işlediğini ortaya koyduğunu aktardı. “Bu yasakçı tutum, onların zihin dünyalarında ve dünya görüşlerinde ilk ve birinci unsurdur” diyen Doğan, şunları kaydetti: “Kendi varlıklarının, başkalarının varlık alanlarına müdahale etmekle mümkün olacağını düşünen bu zihin dünyası, güneşin doğmasıyla, gecenin biteceğine inanan ve bu yüzden ona düşman olan karanlıklar gibidir. Onların korkuları ve yasakları güneşin doğmasına, ışıkların yeryüzünü aydınlatmasına mani olamayacaktır. Bu yasağın ardında, adı aydınlıkla anılan bir siyasal anlayışın bulunması, kirpi’nin yavrusuna pamuk adını vermesi kadar komiktir. Ve onların karanlıklarını, adları da aydınlatamayacaktır” dedi.
“STK’LAR HÜKÜMETİN YASAKLARINA DA SES ÇIKARTMALIDIR”
Doğan, iktidarların çözüm üretmek istedikleri meselelerde, gösterdikleri beceri ve çabukluğu, halkının sorunlarını giderme hususunda göstermiyorsa, soruların gün geçtikçe artacağına dikkat çekti. STK’lar ve hükümetin de bu yasakçı tutumdan rahatsız olunca, el birlik, kınama yarışına girdiklerini anlatan Doğan, “Onlar da hükümetin dahi beğenmediği bu uygulamayı şiddetli bir şekilde kınayıp açıklamalar yapıyorlar. Onlara soruyoruz, Siz hükümetin iz düşümleri olarak mı hareket etmektesiniz? Hükümet yetkililerinden herhangi birisi başta başörtüsü olmak üzere hak ve özgürlükler alanında, yasaklayıcı açıklamalar yaptığında, niçin sesinizi çıkartmıyorsunuz? Hükümet yapınca eylem, zulüm olmuş olmuyor mu? Danıştay’ın bu yeni iptali, ALES’le alakalı olunca, tepkiler daha gür ve açıklamalar daha çok yapılmakta. Toplumun çok küçük bir kesimini ilgilendiren bu alanda verilen tepkilerin büyüklüğü liselerde, ilköğretimlerde yapılan fiili yasağa karşı sessiz kalınması durumu akıllara pek çok soru getirmektedir” diye konuştu.
“STK’LAR İLKÖĞRETİMDEKİ ZULME NİYE SESSİZ”
“STK’lar ilköğretim ve liselerdeki zulme niçin sessiz kalmaktalar? Yoksa onlara göre zulüm, sadece yüksek öğretimde mi başlamaktadır?” diye soran Doğan, şöyle konuştu: “Azerbaycan’daki örtüye yönelik zulümler, ülkemizi geriden takip etmektedir. Direniş ise ülkemiz örnekliğini ciddiye alarak, bizim ülkemizdeki yanlışlara düşmemelidir. Palyatif ve geçici çözümlere destek verip refleks eylemlerle sonuç alınabileceğini zannedip, istikrarlı ve düzenli bir mücadeleden vazgeçmemelidir. Toplumu muhafazakârlaştırarak mevcut kârları muhafaza etmeye yönelip, zulme pirim veren bir anlayışa gidilmemelidir.”
“STK’LAR HÜKÜMETİN YASAKLARINA DA SES ÇIKARTMALIDIR”
Doğan, iktidarların çözüm üretmek istedikleri meselelerde, gösterdikleri beceri ve çabukluğu, halkının sorunlarını giderme hususunda göstermiyorsa, soruların gün geçtikçe artacağına dikkat çekti. STK’lar ve hükümetin de bu yasakçı tutumdan rahatsız olunca, el birlik, kınama yarışına girdiklerini anlatan Doğan, “Onlar da hükümetin dahi beğenmediği bu uygulamayı şiddetli bir şekilde kınayıp açıklamalar yapıyorlar. Onlara soruyoruz, Siz hükümetin iz düşümleri olarak mı hareket etmektesiniz? Hükümet yetkililerinden herhangi birisi başta başörtüsü olmak üzere hak ve özgürlükler alanında, yasaklayıcı açıklamalar yaptığında, niçin sesinizi çıkartmıyorsunuz? Hükümet yapınca eylem, zulüm olmuş olmuyor mu? Danıştay’ın bu yeni iptali, ALES’le alakalı olunca, tepkiler daha gür ve açıklamalar daha çok yapılmakta. Toplumun çok küçük bir kesimini ilgilendiren bu alanda verilen tepkilerin büyüklüğü liselerde, ilköğretimlerde yapılan fiili yasağa karşı sessiz kalınması durumu akıllara pek çok soru getirmektedir” diye konuştu.
“STK’LAR İLKÖĞRETİMDEKİ ZULME NİYE SESSİZ”
“STK’lar ilköğretim ve liselerdeki zulme niçin sessiz kalmaktalar? Yoksa onlara göre zulüm, sadece yüksek öğretimde mi başlamaktadır?” diye soran Doğan, şöyle konuştu: “Azerbaycan’daki örtüye yönelik zulümler, ülkemizi geriden takip etmektedir. Direniş ise ülkemiz örnekliğini ciddiye alarak, bizim ülkemizdeki yanlışlara düşmemelidir. Palyatif ve geçici çözümlere destek verip refleks eylemlerle sonuç alınabileceğini zannedip, istikrarlı ve düzenli bir mücadeleden vazgeçmemelidir. Toplumu muhafazakârlaştırarak mevcut kârları muhafaza etmeye yönelip, zulme pirim veren bir anlayışa gidilmemelidir.”
Gündem





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.