Asbest zehirlemiyormuş?

Asbest zehirlemiyormuş?
İl Genel Meclisinin içme suyu şebekelerinde kullanılan asbestli boruların Çevre Bakanlığının raporuna göre insan sağlığına zararlı olmadığı açıklandı
Konya İl Genel Meclisi Kasım ayı 7. Birleşiminde içme suyu şebekelerinde kullanılan asbest boruların insan sağlığına etkisi ve içme suyu analiz raporu görüşüldü. Görüşmelerden önce 10 Kasım dolayısıyla İl Genel Meclisi Başkanı Ali Selvi, AKP ve MHP grup temsilcileri günün anlam ve önemini belirten konuşma yaptı. Ali Selvi, harap ve bitap günlerinde yaktığı bağımsızlık ve özgürlük ateşiyle Türk milletini yeniden tarih sahnesine çıkaran Mustafa Kemal Atatürk’ün, ilke ve düşünceleriyle daima milletin gönlünde yaşayacağını söyledi. Anma programının ardından içme suyu raporuyla ilgili gündeme geçildi. Raporda Çevre Bakanlığı’nca yayınlanan ‘Zararlı Kimyasal Madde ve Ürünlerinin Kontrol Yönetmeliği’nin asbest kullanımı ile ilgili hükümler başlıklı 37’nci maddesine göre asbest borularının insan sağlığı üzerinde kanıtlanmış bir etkisi bulunmadığı fakat eskimiş, hasara uğramış ve işletmede sıkıntı oluşturan tesislerde yenilenmesinde PVC içerikli boruların tercih edilmesinin uygun olacağının belirtildiği açıklandı. Raporun sonunda ise asbestli boruların insan sağlığına zararı olmadığı sadece asbest oldukları için değiştirmenin yersiz olacağı, fiziki ömrünü dolduran tesislerde yenileme ve iyileştirme çalışmalarının yapıldığı aktarıldı. İçme Suyu, Kanalizasyon ve Altyapı Yatırımları Komisyonu Başkanı Mehmet Tüfekçioğlu tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada İl Özel İdare hizmet alanında bulunan köylerin içme suyu şebekesi, isale hatları ve terfi hatlarının yaklaşık yüzde 40’nın asbest borulu olduğu kaydedildi. Konunun İl Sağlık Müdürlüğü ve Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı’na sorulduğunu anlatan Tüfekçioğlu, “İl Sağlık Müdürlüğü’nün 01.04.2008 tarih ve 226 sayılı yazı ile Beyşehir-Üstünler kasabasına yazdığı yazıda, asbest borular TS -102 standardına göre üretilmektedir. 1916 yılından beri bütün dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır. Kansere neden olduğu öne sürülen asbest liflerinin insan vücuduna girmesi, solunum ve mide yolu ile olmaktadır. Bu durum, asbestin çıkarıldığı ocaklar ile boru imal eden fabrikalarda çalışanlar için söz konusudur. Bu da öncelikle nefes borusu ile bronşlarda toplandığından balgam yoluyla atılabilmektedir. Mide yoluyla alınan asbestin kanserojen olup olmadığı konusunda henüz kesin bulgular elde mevcut değildir. Şebeke sularında kullanılan asbestli borular, asbest liflerinin çimento ile birleşiminden oluşmaktadır. Asbest lifleri boruya sağlamlık kazandırmak maksadıyla kullanılmakta ve karışım içerisine gömülü halde bulunduğundan su ile teması olmamaktadır. Yönünde görüş bildirilmiştir” dedi. Tüfekçioğlu, Çevre Bakanlığının asbest lifi içeren ve piyasaya sürülemeyecek maddeler arasında asbest çimentolu boruların yer almadığına değinerek, bakanlığın asbest boruların insan sağlığı üzerinde kanıtlanmış bir etkisi bulunmadığını ancak, PVC içerikli boruların tercih edilmesinin uygun olacağı yönünde karar verdiğini ifade etti.
İÇME SULARINDA YILLIK DENETİM ZORUNLU 
İçme suyu analizlerinin 2009 yılına kadar İl Özel İdare bünyesinde bulunan laboratuarda yapıldığına işaret eden Mehmet Tüfekçioğlu,  fakat laboratuarda, yeterli tesis, cihaz, donanım ve personel olmadığı için içme suyu analizlerinin yapılamadığını kaydetti. Tüfekçioğlu, ‘İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkındaki Yönetmelik’ kapsamında ilk defa yerleşim birimine verilecek kaynak ya da yeraltı sularının analizlerinin içeriğinin yanı sıra yıl içerisinde (Suyun debisine göre) 6 aylık kontrol izleme analizleri ve ayrıca yıllık denetim izleme zorunluluğu getirildiğini açıkladı. Bu görevi yapmak ya da yaptırmakla İl Özel İdareleri’nin görevlendirildiğini bildiren Tüfekçioğlu, “600 ünitede verilen görev için laboratuarımız yeterli değildir. İl Halk Sağlığı laboratuarı analizlerin çoğunu yapabilmekte fakat yıllık yapılan denetim izleme analizinin birkaç tane parametresini bakamadığı için Ankara Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı’na göndermektedir. Bu analizin bir tanesinin bedeli, belediye ve özel idarelere indirimli 4.400,00 TL’dir. Bütün ünitelerin her yıl bir kere bu analizi yapılmalıdır ve toplamda 2 milyon 640 bin TL + KDV gibi bir sonuç çıkmaktadır.” diye konuştu. KOSKİ’nin destek ve mutabakat sağlanırsa analiz fiyatlarında Halk Sağlığı Laboratuarınca verilen bedellere göre oldukça uygun fiyatlara bu hizmeti sunabileceklerini beyan ettiğini aktaran Tüfekçioğlu, önemli olanın en uygun olan laboratuardan hizmet a1ınması gerektiğini söyledi. Bakteriyolojik kirlenmelere karşı ünitelerin tamamına klor dozaj pompalarının yılsonuna kadar takılacağını açıklayan Tüfekçioğlu şunları kaydetti: “Klorlar düzenli olarak alındığı sürece kirlenme söz konusu olmayacaktır. Kirlenme talepleri olduğunda bu analiz de hizmet alımı şeklinde yapılmaktadır. Her analiz için 70 TL + KDV bedel idaremizce ödenmektedir. 6 aylık kontrol izlemeleri ise İl Sağlık Müdürlüğünce yaptırılmakta fakat bunun bedeli ödenememektedir. Yıllık yapılması gereken Denetim İzlemesi ise yapılmamaktadır. Halk Sağlığınca yapılması durumunda 3 milyon TL’ye varan bu analizler yönetmelikle İl Özel İdaresine bu görev verilmiştir. Bu aşamada mevcut laboratuarlardan faydalanılmalı mı? Yoksa İl Özel İdaresi kendi laboratuarını mı modernize etmesi şeklinde değerlendirmesi yapılmalıdır.”
HASAN AYHAN

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.