Arzuhalleri iyi değil

Arzuhalleri iyi değil
Eskiden okuma yazma bilmeyenlerin, askerdeki eşine, gurbetteki anasına mektup yazdırmak isteyenlerin, umudu olan arzuhalciler şimdilerde kendilerinin hallerini yazacak birilerini arıyor.

ARZUHALCİLERİN HALİ İYİ DEĞİL
Bir zamanlar geçimlerinin daktilo başında dilekçe yazarak kazanan Arzuhalciler en zor günlerini yaşıyor. Merkez PTT arkasında ki ‘Arzuhalciler Pasajı’nda bulunan 17 işyerinden sadece 6 tane kaldığını söyleyen Arzuhalci Mehmet Saçlı, “Bizim meslekte teknolojiye yenildi” dedi.
MEKTUP YAZAR, MEKTUP OKURDUK
Arzuhalcilik mesleğinin önemli bir meslek olduğunu de belirten Saçlı, Okuma yazma bilmeyen ve resmi kurumda işi olanlara hizmet veriyoruz. Bunun yanı sıra askerde bulunan eşine oğluna mektup yazdırmak isteyenler, gelen mektuplarını okutturmak isteyenler bize gelirdi.” diye konuştu.
ARZUHALCİ SIR SAKLAMASINI BİLİR
Osmanlı döneminde bu mesleği yerine getirirken suç işleyen kişilere ağır cezalara verildiğine de dikkat çeken Saçlı, “Okuma yazma bilmeyen kişilerin özel hayatlarını bildikleri için Arzuhalcilerin mutlaka sır tutmayı bilen, edindiği özel bilgileri kötüye kullanmayacak karakterde insanlardan seçilmelerine dikkat edilmiştir”  dedi.


‘Arzuhal’leri iyi değil

Eskiden okuma yazma bilmeyenlerin, mektuplarını yazan, gelen mektuplarını okuyan, resmi kurumda işi olan vatandaşların umudu olan Arzuhalcilerin halleri hiç iyi değil

HERKES ARZUHALCİ OLAMAZDI
Geçimlerinin daktilo başında dilekçe yazarak kazanan Arzuhalciler en zor günlerini yaşıyor. Merkez PTT arkasında ki‘Arzuhalciler Pasajı’nda bir zamanlar 17 işyeri olduğunu söyleyen Arzuhalci Mehmet Saçlı, her geçen gün sayıların azalması ile sadece 6 kişi kaldıklarını söyledi. Arzuhalcilik mesleği ve mesleğinin bu günkü durumu hakkında görüşlerini aldığımız Saçlı, eski günleri çok özlediklerini belirtti. Arzuhalcilik mesleğinin Osmanlı döneminde büyük rağbet gördüğünü de dile getiren 72 yaşındaki Mehmet Saçlı, “O dönemlerde okuma yazma oranı çok düşük olduğundan her türlü yazışmalar için arzuhalciler büyük rağbet görüyordu. Bizim bazı kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre Osmanlı döneminde bu işin çok ciddiye alındığı yazıyordu. Kesinlikle kanun ve usul bilmeyenlere arzuhalcilik yapma yetkisi verilmezmiş” dedi.
HATA YAPAN SÜRGÜNE GİDERDİ
Resmi evrakların incelenmesinde usule aykırı dilekçe yazan, dilekçe yazanı kandıran, edep sınırlarını aşan bir lisanla mektup yazan ve gelen mektupları okuyan arzuhalcilerin eskiden çok ağır cezalara çarptırıldığına da değinen Saçlı, “Arzuhalciler sadece resmi yazışmalar yapmazdı. Arzuhalciler okuryazar olmayan insanların birbirine yazmak istediği kişisel mektupları yazar, gelen mektupları da okurdu. Öyle ki eskiden askerdeki eşine mektup yazmak isteyen, gurbetteki anasına mektup yazmak isteyen, gelen mektuplarını okutmak isteyen bize gelirdi. Bunun içindir ki Arzuhalciler mutlaka sır tutmayı bilen dedikodu yapmayan, edindiği özel bilgileri kötüye kullanmayan karakterde insanlardan seçilirdi. Görevini yerine getirirken hata yapan Arzuhalciler o tarihlerde kalebent olarak bilinen Magosa ve Midilli Kalelerine sürgüne gönderilirmiş. Daha basit hatalara yol açanlar ile hapis edilmemiş ancak ellerinden arzuhalcilik ruhsatı alınarak başka şehirlere sürgün edilmişlerdir” diye konuştu.
SAYILARI HER GEÇEN GÜN AZALDI
Konya’da belediye önlerinde, adliye önünde veya çeşitli yerlerde mesleklerini zor şartlar altında devam ettiren Arzuhalciler olduğunu da söyleyen Saçlı, “Ben 72 yaşındayım 50 yıldır bu işi yapıyorum. Bu meslekten emekli oldum. PTT arkasındaki iş yerlerini 17 arkadaş bir araya geldik kiraladık. Eskiden işimiz iyi idi. Kiramızı veriyor, vergimizi ödüyor ayrıca evimizin ihtiyaçlarını karşılıyorduk. Şimdi ise emekli maaşımız olmasa iş yerimizin kirasını bile veremeyeceğiz. 17 iş yerinden sadece 6 tane kaldı. Bizde ne kadar dayanırız bilmiyorum. Bu günlerde resmi yazışmalar artık eskisi gibi yapılmıyor. Genelde basit dilekçe, Mehir senedi, kira sözleşmesi gibi yazı yazdırmak isteyenler geliyor. Onlardan kazandığımız ise çok fazla değil. Dilekçe yazmanın yanı sıra, bazı arkadaşlarımız vatandaşın yerine onların resmi dairelerdeki bayındırlık, tapu, evlenme gibi işlerini de takip ediyor” diyerek meslek yaşantılarının zorluklarını dile getirdi.
ESKİDEN ARZUHALCİLİK NASIL DI?
Konuşmasının sonunda, ‘Arzuhalcilik eskide nasıldı şimdi nasıl?’ sorumuzu da yanıtlayan Mehmet Saçlı, “Arzuhalcilik Osmanlı döneminde okuma yazma oranı çok düşük olduğu için yaygın imiş. Arzuhalci olmak isteyen bir kimse, Arzuhalci başı, Divan-ı hümayun çavuşları, çavuşlar emini ve kâtibinden müteşekkil bir kurul önünde imtihan verirmiş. İmtihanı kazandığı takdirde arzuhalciliğe kabul edilirmiş. İmtihanda, kanun bilgisi ve yasak edilen şeyleri bilmek gibi vasıflar aranırmış. Arzuhalcinin yegane sermayesi o zamanlar küçük bir masa ile bir kaç divit veya kamış Kalem, bir miktar kağıt, zarf ve kurutma tozundan ibaretmiş şimdi ise bir masa ve bir daktilodan ibaret.
Son zamanlarda artık bir masa ve daktilo da yetmemeye başladı. Çünkü dilekçe yazdıracak kişi artık bize gelmiyor. Bilgisayar var, internet var, mail var. Eskiden askerde bulunan kocasına mektup yazdırmak isteyen müşterilerimiz mektup kâğıtlarının belirli yerlerine bazı özel işaretler yaptırırdı. O zamanlar gelen ve giden mektupların ayrı bir önemi vardı. Biz o mektupları yazarken veya gelen mektupları okurken yüreğimiz burkulurdu. Çünkü okuma yazma bilmeyen ama mutlaka mektup yazdırmak isteyen kardeşlerimizin durumlarına çok üzülürdük. Şimdi artık öyle değil. Hem insanların kültür seviyesi yükseldi hem okuma yazma oranı arttı. Zaten eskisi gibi mektup ta yazılmıyor artık. Birkaç dakika içerisinde istediği yazıyı dünyanın neresinde olursa olsun istediği kişiye ulaştırıyor.
İşte bizim ‘Arz-u Halimiz’ böyle” diyerek konuşmasını bitirdi.

ALİ SAİT ÖGE

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.